ABD kimi sevindirecek?

Türk-ABD ilişkilerinin bozulması kime yarar? El Kaide, İran, Rusya? Yanıtı ABD bulmalı.

Aslında bu soruyu "Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da bozulması kimin yararına olur?" diye sormak daha doğru olurdu. Çünkü Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, 2003'teki Irak krizinden bu yana bir türlü belini doğrultamadı. Yani ilişkiler zaten kötü.
Yapılan kamuoyu yoklamaları Türk halkı arasasında ABD'ye sempati ile bakanların oranını yüzde 10'un altında gösteriyor. Anket yapılan ülkeler arasında en kötü oran bu.
Nedeni belli: Türk halkı, Irak'taki PKK faaliyetinden dolayı ABD'yi sorumlu tutuyor, ABD'nin önce Irak'ta bir Kürt devleti kurdurmayı, daha sonra da Türkiye'yi yine bir Kürt devleti marifetiyle bölmeyi planladığını düşünüyor.
ABD yetkilileri buna şiddetle itiraz ediyorlar. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 1999'da Kenya'da yakalanıp Türk istihbaratına teslim edilmesinin ABD desteği sonucu olduğunu, PKK'yı ilk kez ABD'nin terörist örgütler listesine aldığı ve daha sonra AB listesine de alınmasını sağladığını, yine 1999'da Türkiye'nin AB aday üyeliğinin tescilinde ABD'nin oynadığı asli rolü, Irak'ın siyasi ve coğrafi birliğinin bozulmamasını asıl kendilerinin istediğini sıralıyorlar. Bu itirazlarında haklı oldukları yerler de var.
Ama sonuç ortada. Siyaset, neticede yaşanan gerçeklerle değil, gerçeklerin algılanışı üzerine kuruluyor. Türk halkının ABD'yi algılayışı, Türk-Amerikan ilişkilerinin gerçekteki düzeyinin de çok altında.
Yoksa Türkiye ile ABD'nin hâlâ çok ciddi işbirliği alanları var. Bundan önceki sekiz ABD dışişleri bakanının ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'ye ortak imzalı mektup yazarak Ermeni soykırım karar tasarsının Türkiye'yi küstüreceği, bunun da ABD çıkarlarına çok zarar vereceği uyarısını yapmaları boşuna değil. Evet, Türkiye 1 Mart 2003'te ABD önderliğindeki Irak harekâtına askeri destek vermedi ama, halen Irak'taki ABD işgal güçlerinin lojistik desteği büyük ölçüde başta İncirlik hava üssü olmak üzere Türkiye üzerinden gidiyor. Yine İncirlik, Afganistan'daki NATO operasyonunun sürdürülmesinde önemli rol sahibi. Her ne kadar Başbakan Tayyip Erdoğan'ın zaman zaman İsrail'i kınamakta fazla sertleşmesi sorun oluyorsa da, Türkiye Ortadoğu ihtilafında bütün taraflarla konuşabilen az sayıda ülke arasında.
Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının işletmeye açılması ardından ABD bölgede Rusya ve İran'ın subaşı üstünlüğünü kırmak için Türkiye üzerinden petrol ve doğalgaz geçişlerinin artırılmasını istiyor. Bu belki şu anda en önemli işbirliği alanı.
Yalnızca bu da değil. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun önayak olmasıyla TEPAV direktörü profesör Güven Sak tarafından yürütülen 'Erez barış için sanayi projesi', şu anda Ortadoğu Barış Süreci'ndeki tek elle tutulur gelişme. ABD, aynı projenin örneğin Pakistan-Afganistan arasındaki ihtilafın giderilmesi ve El Kaide terörizmine karşı bu iki ülkenin işbirliği yapmalarının sağlanması için de TOBB ve Türkiye'nin devrede olmasını istiyor.
Buna karşın Türkiye, PKK terör eylemlerine karşı ABD'den istediğini alamıyor. Nedenleri arasında örneğin ABD yönetim kademelerinde Iraklı Kürt gruplar ve PKK varlığı konusunda bölünmüş olmaları var. Örneğin, resmi ağızlar PKK'nın İran'daki kolu olan PJAK'ı bu ülkedeki rejim karşıtı terör eylemlerinde kullanmadığını açıklasa da, istihbarat ve askeriye içinde bir grubun bu görüşte olmadığı yolunda yayınlar var. Blackwater isimli paralı asker şirketinin (güvelik taşeronu demek çok masum gösteriyor) silah kaçakçılığı işine karıştığı ya da yönetim bünyesindeki bazı oluşumlar adına bu işi üstlendiğine dair de yeterince kuşku var ortada. Türkiye'ye kaçak giren silahlar çoğunlukla Irak'tan geliyor ve çoğu da PKK'ya ait. Başbakan Erdoğan'ın Nev York'ta 'PKK elindeki ABD tank ve toplarından' söz etmesi önemli bir gelişme sayılmalı. (Erdoğan bunu açıklayınca, aklıma hemen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü tebrike elinde -alışık olunmadık şekilde- evrak çantasıyla gitmesi geldi. Acaba Büyükanıt, Gül'e o çantada taşıdığı çok gizli bir şey mi göstermişti?)
Zorlukla imzalanan Türkiye-Irak anlaşmasının güdük kalmasında da Irak Kürtlerinin lideri Mesud Barzani'nin vetosu etkili oldu. ABD yönetiminin Irak Kürtlerini, Mesud Barzani'yi küstürmemek adına PKK'nın üzerine yeterince gitmemesi ile Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da kötüleşmesi Irak Kürtleri ve PKK dışında kimleri memnun edecektir? El Kaide? İran? Rusya?
Bu sorunun yanıtını bulmak daha çok ABD yönetimine düşüyor.