ABD: Ya bizim beklentilerimiz?

ABD'li üst düzey yetkili Türkiye'nin beklentilerini dinledi ve sordu: Peki ya siz bizim beklentilerimizi karşılayacak <br>mısınız?

WASHINGTON - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ABD başkentindeki temaslarından hemen önce, yönetimde etkili bir makamın sahibiyle aynı toplantıdayız. Konu, 2007'de Türkiye'de nelerin olması bekleniyor? Tartışılanların başında, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi halinde bunun genel seçimler öncesi Türkiye'deki siyasi atmosferi nasıl etkileyeceği var. Konu ister istemez, Kongre gündeminde bekleyen Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye içinde ve Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini nasıl etkileyebileceğine geliyor.
ABD yönetimi, kendisine muhalif Demokrat Meclis Başkanı Nancy Pelosi'nin, Ermeni kökenli seçmenlerine verdiği sözün de etkisiyle 24 Nisan'ı 'Soykırım anma günü' olarak tanımak isteyen tasarıyı oya sunmasını engellemeye çalışacağını açıkladı. Bu çabada iki destekçisi var: Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin bozulmasının, İsrail ile ilişkilerini de olumsuz etkileyeceğine kaygı duyan Yahudi lobisi ve Türkiye'nin tasarının geçmesine göstereceği tepkinin, kârlı savunma-silah ihalelerinin iptaline, ertelenmesine yol açacağından endişe eden silah lobisi. George Bush yönetimi ayrıca Türkiye'nin (1975'te Kıbrıs harekâtı sonrası silah ambargosuna tepki olarak yaptığı gibi) İncirlik Üssü'nün kullanımını engelleyerek Irak'taki kritik durumu daha da zorlaştıracağından endişe ediyor.
Yönetimin Pelosi'ye oylamayı engelletmek için kullanacağı yöntem ise, açık tehdit. 2008 başkanlık seçimleri öncesinde Irak'ta işlerin daha kötüye gitmesinden, ABD'yi hiç ilgilendirmeyen bu Ermeni meselesi nedeniyle, ABD'yi çok ilgilendiren bir müttefiki küstürecek olması nedeniyle Demokratları suçlama ihtimalini hazır tutuyorlar.
Ermeni tasarısının kabulünün Türkiye'de iç politikayı sertleştireceği, tepkisel milliyetçiliği ve anti-Amerikancılığı artıracağı ve diğer bölge ülkelerine de kötü örnek olacağını ABD başkentinde uluslararası siyasetle ilgilenenler anlıyor. Ama milletvekillerinin gündeminde Irak'tan nasıl bir an önce kurtulmak gerektiği var. Kongre dünden itibaren üç gün boyunca Bush'un Irak için istediği yeni birlikleri ve Irak stratejisini tartışacak. Yönetimin Irak'ı unutturmak için İran'ı öne çıkarması bu üç gün boyunca pek etkili olmayacak.
Büyükanıt'ın, Ermeni tasarısını durdurmak amacıyla Dış İlişkiler Komitesi'nden Tom Lantos'la görüşmesi işte böyle bir ortamda yapılacak. Gerçi Lantos'un, Pelosi'ye rağmen tasarıyı engelleme imkânı da yok. Türk Dışişleri Bakanı'ndan sonra Genelkurmay Başkanı'nın değerli fırsat, zaman, enerji ve kredilerini, geçen yıl Hamas ile kurulan temas nedeniyle Başbakan Tayyip Erdoğan'a yazdığı sert mektupla hatırlanan Lantos'a ayırmak zorunda kalmaları aslında üzüntü verici.
Büyükanıt, Başkan Yardımcısı Dick Chenney ile de görüşecek, ona da Türkiye'nin Ermeni tasarısı ve Irak'taki PKK varlığı konusundaki beklentilerini, Dışişleri Bakanı Gül'den bir hafta kadar sonra bir de askeri ağızdan tekrarlayacak.
Yazının başında bahsettiğim toplantıda, bahsettiğim (Büyükanıt'ın görüşeceği kurumlardan birinde görevli) yetkili, Türk katılımcılardan Türkiye'nin beklentilerini dinledikten sonra şu basit soruyu sordu: Hep Türkiye'nin beklentilerini konuştuk. Peki ABD'nin beklentileri konusunu hiç kendinize sordunuz mu?
ABD'nin Türkiye'den beklentileri şunlar:
Irak'ta durumun kontrole alınabilmesine katkı, İran'a diplomatik baskıya destek ve bölgesel enerji arz güvenliğinin sağlanması.
Ancak Türkiye, kendi tarihinden kaynaklanan sorunları ABD ile ilişkilerine taşıdıkça, coğrafyasını siyasi koza çevirecek imkânları kendi eliyle daraltıyor. Ayrıca kendi iç politikasını dış etkilere açıyor.
Bir örnek verelim. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygın'ın geçen yıl sonunda ABD'ye yaptığı gezide bir düşünce kuruluşundaki konuşması ardından Newsweek dergisinde çıkan ve Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı halinde askerin darbe yapacağı ihtimalini öne süren makalenin etkileri, ne yazık ki silinmiş değil. Sözünü ettiğim toplantıda Türk katılımcılar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin artık bu devri geride bıraktığına inandıklarını anlatmak zorunda kaldılar.
Büyükanıt'ın, Saygın örneğinde olduğu gibi, muhtemelen Washington'daki askeri ataşeliğin tavsiyesiyle bazı Amerikan düşünce kuruluşlarında yapması beklenen konuşmalarda bu yönde sorulara muhatap olması ihtimali yok değil.