ABD'den Türkiye'ye dev ticaret heyeti geliyor

Ne IŞİD krizi, ne Kürt petrolleri... ABD Türkiye'ye uzun vadeli yatırımlara hazırlanıyor. Dev bir ticaret heyeti haftaya geliyor.
ABD'den Türkiye'ye dev ticaret heyeti geliyor

Heyette Bakan Pritzker (sol başta) Xerox (CEO'su (soldan ikinci) yer alıyor. Obama ise doğal başkanı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) elindeki 49 rehinenin özgürlüğüne kavuşması ardından Türkiye’den örgüte karşı uluslararası savaştaki katkısını artırmasını beklediklerini söyledi.

Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da Birleşmiş Milletler çalışmaları için Nev York’a hareketinden önce bunun işaretini vermişti. Ankara’da Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor ne yapılacağına dair; muhtemelen doğrudan askeri müdahale ile bugünkü durum arasında bir yerde anlaşma sağlanacak.

Ama ne IŞİD, ne Orta Doğu’daki İsrail, İran, Mısır, şimdi Suriye ve Irak konusunda ortaya çıkan görüş ayrılıklarının ABD’nin Türkiye’ye ilgisini azaltmadığı, tersine artırdığını söylemek mümkün. IŞİD’e karşı askeri harekata katılmadığını açıkladı diye İncirlik’in Erbil’e taşınacağını dahi dile getirenlerin hoşuna gitmeyebilir bu haber ama ABD Türkiye’de uzun vadeli büyük yatırımlara hazırlanıyor.

Önümüzdeki hafta, 30 Eylül’de İstanbul’a gelip 2 Ekim’de Ankara’dan ayrılacak Amerikan ticaret heyeti, şimdiye dek ABD’den Türkiye’ye gelmiş olanların en büyüğü olacak.
Heyete ABD Ticaret Bakanı Penny Pritzker başkanlık ediyor ama asıl önemi ona eşlik edenlerden kaynaklanıyor.

Önemli olan bu heyetin ne vesileyle Türkiye’ye geldiği… Önemli olan ABD’nin Türkiye’deki çıkarlarının günlük siyasi iniş çıkışlardan, ABD ve Türkiye’deki hükümet değişikliklerini aşan bir bakışa oturmaya başladığının görülmesi.

ABD’de Başkan’ın İhracat Konseyi (PEC) diye bir kurum var. Arkasında Amerikan devletinin kefaleti bulunduğunun işareti olarak Başkan başında olsa da kurum tamamen özel sektörün en büyüklerinin İcra Kurulu Başkanı veya üst düzey yöneticilerinden oluşuyor. ABD’nin uzun vadeli yatırım ve ticaret siyasetinin oluşmasında PEC’in önemli rolü var.
İşte bu kurum stratejik yatırım imkânlarını daha yakından tanımak ve Başkan’a tavsiyelerde bulunmak üzere iki ülkeyi saptamış: Önce Polonya’ya gidecek, oradan Türkiye’ye gelecekler.

Hemen söyleyelim, bu öyle her sene bir yere giden bir heyet değil. Buna benzer son araştırma gezilerini 2008’de o zaman saptadıkları Meksika ve Brezilya’ya yapmışlar; altı yıl aradan sonra ilk olarak Polonya ve Türkiye.

Bu konuda görüştüğüm bir diplomatik kaynak, ABD Başkanı Barack Obama’nın Nisan 2009’da, Başkan sıfatıyla denizaşırı ilk seyahatini yaptığı Türkiye’de, iki ülke arasındaki ticaretin de güvenlik işbirliği seviyesine “yükseltilmesi” çağrısı yapmıştı. Obama öncesinden başlayan bir bakış değişikliğinden söz etmek mümkün.

Heyette Bakan Pritzker’e, PEC Başkan Yardımcısı (Başkan sembolik olarak Obama olduğundan) ve Xerox İcra Kurulu Başkanı (CEO) Ursula Burns’ün yanı sıra 8 büyük şirketin CEO’su ve ayrıca 8’inin de üst düzey temsilcileri eşlik edecek.

Türk-Amerikan ticari ilişkilerinin savunma ve enerji gibi bildik alanları dışında Vermeer ve AMD gibi tarım, Pfizer gibi ilaç, UPS ve Magno gibi lojistik, elektronik ticaret, turizm ve finans yatırımcıları, ticari ilişkiler ve doğrudan yatırımların geniş bir alana yayılmasının amaçlandığını gösteriyor.

Peki, neden Polonya ve Türkiye’yi seçmiş Amerikan yatırımcıları uzun vadeli planları için. Kaynaklarıma göre şu ölçütler rol oynamış: Kriz ortamına rağmen büyümenin devam etmesi, doğrudan dış yatırımların devam etmesi, genç ve eğitimli nüfusun varlığı ve bütün bunların ötesinde, “ABD ile iyi ilişkiler içinde olmak”.

Demek ki güncel gelişmeler ve görüş ayrılıkları ABD’nin stratejik bakışında Türkiye’nin “iyi ilişkiler içinde” bir muhatap görülmesini değiştirmemiş; Polonya ile birlikte düşünüldüğünde, aynı zamanda güçlendirilmesinde yarar görülen bir ortak.

Şunu da kaydetmek gerekir: ABD için şu anda en stratejik proje olan Füze Kalkanı projesinde her iki ülke de kilit rol oynuyor. Füze Kalkanının erken uyarı radarı, 2012’den bu yana Malatya’da faaliyette. Polonya ise füzelerin kendisini topraklarında konuşlandırmayı (Romanya ile birlikte) kabul etmiş bir ülke.

Amerikalı kaynaklar heyetin Türkiye ve Polonya tercihlerinde stratejik askeri ölçütlerin değil, ticari ölçütlerin rol oynadığını söylüyorlar. Yine de haritaya bakan herkes Polonya ve Türkiye’nin Avrupa’nın en doğusunda kuzeyden ve güneyden Rusya’ya ne kadar yakın olduğunu görebilir; Türkiye’nin ek olarak Orta Doğu ve Kafkasya’ya da erişimi var.

Türkiye ve ABD arasındaki ticaret aslında güvenlik alanındaki işbirliğinin düzeyi düşünüldüğünde gerçekten düşük kalıyor. Yine de 2003’teki 6,6 milyar dolar düzeyinden 2013’te üç katına yakın artarak 18,7 milyar dolara çıkmış. Fakat bu ticarette ABD lehine müthiş bir açık var.

Türk hükümetleri uzun süredir hem ticaret hacmini artırmak, hem de açığı kapatmak için uğraşıyorlar. Bu konunun Pritzker’in Ankara temaslarında hükümetçe gündeme getirilmesi bekleniyor.

Türkiye’nin Gümrük Birliği ile bağlı olduğu Avrupa Birliği ve ABD arasında devam eden ticaret ayrıcalıkları görüşmelerinin Türkiye’yi daha kötü etkilememesi için yapılması gerekenlerin de bu toplantılarda ele alınması bekleniyor.