ABD'nin kaygısı yeni Köşk krizi

Amerikalılar, çok partili Meclis ihtimalinden memnun. Köşk için bir yeni krizden kaygılı.

Türkiye'deki seçimler konusunda yorum yapmaktan kaçınan ABD yetkilileri, seçimlerin sonucunda oluşacak 22 Temmuz Meclisi'ne bakışlarını basınla paylaşmaya başladılar. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen Amerikan yönetim kaynaklarının 22 Temmuz Meclisi'ne ilişkin bakışlarını iki unsur belirliyor: Temsil oranı ve cumhurbaşkanı seçimi.
Bu iki konudaki bakışı şöyle aktarmak mümkün.
- TEMSİL ORANI: 2002'de oyların yarıya yakınının palamentoda temsil imkânı bulamaması eleştiri konusu olmuştu. Bu seçimler öncesi yapılan anketler, parlamentoda ikiden fazla partinin bulunacağına işaret ediyor. Bu daha çok seçmenin temsil edilmesi anlamına gelir ve Türk demokrasisi açısından memnuniyet verici bir gelişme olur.
- CUMHURBAŞKANI: Meclis'in oluştuktan sonraki süreçlerini, özellikle de cumhurbaşkanı seçimini pürüzsüz bir şekilde tamamlaması önemli. Cumhurbaşkanının seçilememesi, yeni bir erken seçim gibi süreçler ve bu konunun yıl sonuna dek sürüncemede kalması, özellikle ekonomi açısından sıkıntıya yol açabilir. Cumhurbaşkanının gecikmeden pürüzsüz şekilde seçilmesi Türk demokrasisinin gelişimi açısından da iyi algılanacaktır.
Görülebileceği gibi, ABD kaynaklarının kullandığı dil gayet temkinli. Örneğin, temsil oranının yükselmesinin Türkiye için iyi bir şey olacağı konusunda konuşurken, AK Parti, CHP, MHP, ya da herhangi bir parti adı kullanmamaya özen gösteriyor, vurguyu tamamen temsil oranına yapıyorlar. Bunda seçim sürecine karıştıkları gibi bir eleştiriyle karşılaşmamak kaygısı rol oynuyor.
İkincisi, cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye'nin erken seçime gitme nedeni olduğunun farkındalar. Çok partili Meclis'te iyice kaçınılmaz hale gelecek Meclis'te bir uzlaşma olmaksızın yeni bir cumhurbaşkanı seçilemeyeceğinin ve bunun Türkiye'yi yeniden bir seçime götüreceğinin de öyle. Tartışma konusu olan 'uzlaşma' sözcüğünü kullanmamaya özen göstererek, cumhurbaşkanının kısa sürede (bundan kastedilenin 'halk seçsin referandumundan önce' olduğu söylenebilir) ve pürüzsüz seçilmesi temennisi aslında bakışı apaçık ortaya koyuyor: ABD, Türkiye'nin inatlaşma nedeniyle daha fazla zaman kaybetmesini istemiyor.
PKK'ya ABD silahları ve Barzani
Türkiye'nin şikâyeti ardından ABD makamları, teröristlerin eline geçen ABD kaynaklı silahlar konusunda soruşturmalar sürdüğünü açıklamıştı. Bu konuda yapılan resmi açıklamaların ötesinde Amerikan yönetiminin bakışı şöyle aktarılabilir:
- "İddialar ciddiyetle inceleniyor. ABD'nin terörist örgüt gördüğü PKK, ya da PJAK gibi onun uzantılarına bilinçli olarak silah sağlaması söz konusu değil.
- Ancak ABD, Irak ordusuna silah sağladı ve sağlıyor. Burada bir sızma olması söz konusu. Silahların yalnızca PKK değil, El Ensar gibi El Kaide bağlantılı örgütlere satılmış, hatta verilmiş olması mümkün. Bunun nasıl olduğu araştırılıyor.
- Bu araştırmalar Türkiye'nin şikâyetiyle değil, daha önceden başlatıldı. Türk yetkililerin PKK'lıların üzerinde ele geçen bazı silahlar üzerine verdiği somut bilgiler, araştırma ve soruşturmada özellikle ele alınıyor ve Türkiye'ye bilgi veriliyor."
ABD'li kaynakların Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesud Barzani'nin PKK'ya yardımı kesmesi için ABD'nin yeterince çalışmadığı eleştirisine yanıtları ise şöyle:
- "Barzani'nin PKK'ya somut yardım yaptığını sanmıyoruz. Ancak PKK'nın engellenmesi konusunda Türkiye'nin ve bizim istediğimiz ölçüde çaba göstermediği açık. Bu konuda Barzani üzerine baskı uyguluyoruz. Bu kolay bir süreç değil, şu ana kadar elde edilen sonuçlar konusunda bir şey söyleyemeyiz. Ancak umarız yakında görülür.
- Barzani de, Kürtler de Irak'ın bir gerçeği. Şu anda ABD'nin de, Türkiye'nin de önceliği, Irak'ın bütünlüğünün korunması. Irak'ın bütünlüğünün şu anda zoraki korunduğu doğru, ama zoraki korunan bütünlük, bölünmeden iyidir. Barzani'nin işbirliği bunun için önemli. Çabamız, o bölgeden Türkiye'ye terörist eylemlerin önlenmesi için de işbirliğinin sağlanması yönünde."