AB'nin dokunulmazlık kriteri ne zaman?

Toptan 'Dokunulmazlık sorun. Çözülmeli' diyor. Çiçek'in 'CHP teklif etsin' demesi çözümün zorluğunu gösteriyor

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Nabucco projesinin siyaseten başlangıcı sayılan imza töreninde bu dev enerji projesini Türkiye’nin Avrupa Birliği içinde yer alması gerektiğine kanıt gösterdi.
Türk siyasetçilerinin AB ölçülerini tarifi, körlerin fili tarifini geçti; kim neresinden tutarsa, orayı anlatıyor sadece.
Dün askeri yargı alanını daraltan yasaya Anayasa Mahkemesi’nde itiraz etmeden önce CHP lideri Deniz Baykal’ın söylediği de, tıpkı daha önce Başbakan Erdoğan’ın söylediği de böyleydi.
Daha önce Erdoğan, AB’nin 2008 Katılım Ortaklığı Belgesi’yle Türkiye’den öncelikle “askeri mahkemelerin yargı yetkisinin askeri personelle sınırlandırılmasını istediğini” söylemişti.
Baykal ve itirazı Mahkeme’ye veren Kemal Anadol dün, AB’nin asıl ‘yargının diğer devlet kurumlarından bağımsızlığı, özellikle Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve teftiş sistemi bakımından temin edilmeli’ dediğini, oysa iktidarın bunu yapacağına askeri  vesayet altına almak için yasayı AB istiyormuş gibi gösterdiğini söyledi.
Hangisi mi doğruydu? İkisi de. AB’nin 2008 öncelikleri arasında yer alıp Türkiye’nin AB ile ilişkilerde stratejik önceliğine aldığı Belge her iki konudan da aynen bu şekilde bahsediyor.
Ama yalnız bunlar yok ki AB’nin Türkiye’den öncelikle bekledikleri arasında. Örneğin şu da var: ‘Yolsuzlukla mücadele başlığı altında aynen şöyle diyor: “Siyasetçi ve kamu yetkililerine tanınan dokunulmazlıklar Avrupa’daki en iyi örneklere bakılarak sınırlandırılmalı”.
Yani AB, sadece askeri yargıyı sınırlayın dememiş, sadece hükümet yargıyı kontrolden vazgeçsin dememiş, bunlarla birlikte siyasi ve bürokratik dokunulmazlıklar sınırlanmalı da demiş.
Dokunulmazlıkların sınırlandırılması, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın duymaktan en hazzetmediği konular arasında. Bunda aleyhinde -İstanbul Belediyesi döneminden- akçalı iddialarla açılmış ve dokunulmazlık kapsamında dondurulmuş bekleyen iki davanın da etkisi olabilir.
CHP lideri Baykal da bu nedenle ne zaman iktidar Anayasa değişikliği konusunu açsa, ‘Önce dokunulmazlıklar’ diye sıkıştırıyor. Hükümet sözcüleri bir süre öncesine dek ‘Yalnızca siyasetçi olmaz, bürokratın, askerin, yargıçın dokunulmazlığı daha fazla’ diye gerekçe üretti. Bir süre önce Baykal, ‘Herkes için sınırlansın, siyasi de, asker de, yargıç da, bürokrat da’ deyince bu gerekçe de karşılıksız kaldı.
O nedenle Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın dün yasama yılı değerlendirmesinde “Türkiye’nin bir dokunulmazlık sorunu var. Türkiye’nin bunu çözmesi lazım” deyip, bazı devlet kurumlarında çaycı ve odacıların dahi yargı dokunulmazlığı olduğunu söylemesi dikkat çekti.
Toptan’ın (hem de 4 Ağustos’ta yenilenecek Meclis Başkanlık seçimi arifesindeki) bu sözleri üzerine Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile bir telefon görüşmemiz oldu. Çiçek, başından beri dokunulmazlıkların herkes için sınırlandırmasından yana olduğunu söylüyor çünkü. Daha önce Adalet Bakanlığı da yapmış tecrübeli siyasetçinin bu durumu değiştirmek için ne yaptığını sorma hakkınız tabii ki var.
Ama şimdi belli ki Başbakan’ın kararından kaynaklanan bu çelişkili hali bir kenara bırakıp Çiçek’in sözleriyle devam edelim:
* “Ben yargılama ayrıcalığının milletvekili için de, asker ya da sivil bürokrat için de, yargıç için, üniversite için de sınırlandırılmasından yanayım. (‘Niye CHP’nin teklifine karşılık vermiyorsunuz o zaman?’ sorusu üzerine) Bence ilk teklifi CHP’nin vermesi lazım. CHP ne yapsak Anayasa Mahkemesi’ne gidip itiraz ediyor. İşte son olarak, başta kendilerinin de onay verdiği konuyu da Mahkeme’ye götürüyorlar. Haklarıdır, ona bir şey demem. Ama bu konuyu gerginlik olmadan çözmenin yolu, tekliflerini ortaya koymalarıdır.
* Dokunulmazlık konusunda AB ülkelerine bakalım, oradaki en iyi uygulama neyse, alıp getirelim. Ama bu bir Anayasa değişikliği meselesi. Meclis Başkanı, Anayasa değişikliği için bütün partilere çağrı yaptı, Uzlaşma Komisyonu kurmayı teklif etti, ama olumlu yanıt veren olmadı. Bu konu sonunda gündeme gelecek, ama geldiğinde, göreceksiniz, şimdi yargı ayrıcalığı olanlar, yaygarayı basacak. Adam trafik suçu işliyor, kimliğini çıkarıyor, kimse ayrıcalığından vazgeçmek istemiyor ki Türkiye’de.”
Yaklaşımlar böyle: Burası Türkiye. AB’ye girmek Nabucco’ya kalsa ne kolay olurdu değil mi?