AB'nin gündemi, CHP'nin gündemi

Ankara'daki AB temsilcileri öğle yemeğine davet ettikleri CHP lideri Baykal'dan ne öğrenmek istiyorlar?

İki gün önce Mardin havalimanında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile sohbet ederken biz gazetecilere konuşmasını nasıl değerlendirdiğimizi sormuştu.
Ben iki başlıkta yanıt vermiştim. Birincisi, ‘10 yıl kadar önce bir komutanınız Suriye sınırında bir savaş mesajı vermişti. Şimdi siz bölgede barış mesajı veriyorsunuz’ olmuştu. Başbuğ, ‘Tabii kararlılığımızı da gösteriyoruz, terörle mücadele konusunda. Ama Bayram’da barış mesajı vermek yakışır’ diye yanıtlamıştı.
İkinci söylediğim de şu oldu: ‘Bu sözleriniz belki MHP ve DTP’lilerce hoş karşılanmayacak.
Ama toplumun daha geniş kesimlerine hitap edecek nitelikte’. Orgeneral Başbuğ bunun
üzerine ‘Ben kimseyi memnun etmek, ya da etmemek için konuşmuyorum. TSK olarak kendi tutumumuzu açıklıyorum’ demişti.
Fazla yanıldığım söylenemez, ama CHP’nin tepkisindeki hata payımı kabul etmeliyim. Dün konuşan CHP sözcüsü Hakkı Suha Okay, belli ki Başbuğ’un, süreçten ‘tedirgin olanları’ TSK’nın varlığıyla teskin etmesine, ‘bölünecek miyiz’ endişesi taşıyanları kendilerine karamsarlık aşılayan yayınlardan uzak durmasına içerlemişti. Bazı durumlarda TSK’nın neden sessiz kaldığını içerlediğine tanık olduğumuz CHP, dün TSK’nın ‘siyasi konularda görüş belirtmesine’ içerlemişti. Yine de tepkisi MHP ve DTP’ninki kadar sert olmadı. Beklendiği gibi, siyaset sınırları içinde kalarak tepkisini dile getirdi.
CHP lideri Deniz Baykal bugün Ankara’daki Avrupa Birliği ülkeleri büyükelçileriyle bir öğle yemeği yiyecek. Baykal’ı davet eden, AB Dönem Başkanı sıfatıyla İsveç’in Büyükelçisi Christer Asp olmuş. Aslında Ramazan içinde diye düşünmüşler, ama Baykal’ın oruç tutup tutmadığından emin olamadıkları için (ki tutuyordu) Bayram sonrasına bırakmışlar. Aynı nedenle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu için öğle yemeği geleneklerini bozarak
11 Eylül’de iftar yemeği vermişti AB Büyükelçileri.
Baykal ile en son topluca bir yıl kadar önce (Fransa’nın dönem başkanlığı sırasında) bir araya gelen AB Büyükelçileri, bu kez ne duymak, ana muhalefet liderinden ne öğrenmek istiyorlardı.
Dün yaptığım birkaç görüşme ardından AB temsilcilerinin Baykal’ın şu üç konudaki güncel tutumunu merak ettikleri ortaya çıktı:
- Kürt açılımı: AB tarafı ‘Türkiye’de demokrasi ve temel hakların gelişmesi yönündeki girişimlere açık destek’ verdiğini söylüyor. Ana muhalefet liderinin bu konuda basına yansıyanların ötesindeki tutumunu kendisinden duymak istiyorlar.
- Ermenistan süreci: Bu süreçte sırasıyla Aliyev-Serkisyan görüşmesi, muhtemel protokol onayı ve futbol maçı gibi yakın tarihli gelişmeler beklenirken, CHP liderinin görüşleri, sürece destek veren AB temsilcilerinin ilgi alanında.
- AB ve Kıbrıs: Kıbrıs konusu bu yılın sonunda bir dönemece daha girerken, Büyükelçiler 
Türkiye-AB ilişkilerindeki yavaşlamanın nasıl aşılabileceği konusunda Baykal’ın görüşlerini dinlemeye hazırlanıyor.
Peki CHP, AB büyükelçilerine hangi konularda görüşlerini aktarmak istiyor?
Anlaşılıyor ki, Baykal’ın bu öğlen AB heyetine yapacağı konuşmada üç konu başlığı var ve bunlar tam olarak AB temsilcilerinin merakına sebep olan konular: Yani AB sürecindeki yavaşlama ve Kıbrıs, Kürt açılımı ve Ermenistan süreci.
CHP’nin Kürt ve Ermenistan süreçleri üzerine bizim size aktaracağımız bilmediğimiz bir görüşü kalmadı- Baykal AB heyetine ek bir şey söylerse, öğrendiğimizde onu da aktarırız.
AB sürecindeki yavaşlama konusundaysa CHP bunun iki nedeni üzerinde duracak. AB tarafında Kıbrıs’ın engellediği sekiz, Fransa’nın engellediği beş müzakere faslı dururken, Türkiye’nin neden suçlandığı sorusu muhtemelen AB temsilcilerine de sorulacak. Baykal’ın Türkiye’den kaynaklanan sorunların başında ise sendikalar reformunu rafa kaldırması, buna da işçi ve işveren kuruluşları arasındaki birkaç küçük pürüzü gerekçe göstermesi geliyor?
Özetle, Baykal bugün AB Temsilcileri’ne tam da öğrenmek istedikleri konular üzerine bilgi verecek?
Öğrendiğimiz kadar iki konunun da Baykal’ın konuşması ardından soru-cevap faslında gündeme gelmesi muhtemel: Birincisi Ergenekon davası. Baykal’ın ‘Silivri’ye selam’ göndermesi dahil büyükelçilerin soruları olabilir.
İkincisi de, tıpkı 11 Eylül yemeğinde Davutoğlu’na sorulduğu gibi, Doğan Medya Grubuna gelen vergi cezası özelinde basın ve ifade özgürlüğünün durumu. İlginç bir dönemde dikkat çekici bir buluşma olacak.