Açık konuştu

Genelkurmay Başkanı, 'askerin cumhurbaşkanı'nı tanımlarken, 'Şimdiye dek bu konuda kimseyle konuşmadığını' belirtti. Böylece, 'Hükümete mesaj yolladı' türü söylentileri de yalanladı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, basın toplantısının zamanlamasına özel anlam yüklenmemesini istediyse de, içinde bulunduğumuz zaman özel anlam yüklemeyi kaçınılmaz kılıyordu.
Nitekim, Büyükanıt göreve başladığından bu yana düzenlediği bu ilk basın toplantısının başında, beş konuda konuşacağını söyledi; hazırlıklarını buna göre yapmıştı. Bunların arasında cumhurbaşkanlığı seçimi yoktu. Aslında gazetecilerin toplantı öncesi tahminleri de, Büyükanıt'ın doğrudan konuya girmeyeceği, ancak sorular üzerine konuşabileceği yönündeydi.
Öyle olmadı. Büyükanıt beş konudaki sunumunu tam 60 dakikada tamamladıktan sonra, 'Nasıl olsa bunu soracaksınız' diyerek konuya doğrudan girdi. Cumhurbaşkanını tabii ki Meclis seçecekti. Ama cumhurbaşkanı sadece ülkenin başı olduğu için değil, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olduğu için de bu konudaki görüşlerini açıklayabilirdi.
Açıkladığı görüşlerin yalnızca yasal olarak değil, fiilen de Silahlı Kuvvetler'in ortak görüşü olduğunu vurgulamak için belki, kuvvet komutanları dahil, Ankara'daki dört yıldızlı bütün komutanlar ve Genelkurmay karargâhının üç yıldızlı 'başkanlar' ekibi de basın toplantısında hazır bulunuyordu.
Askerin gönlünde yatan cumhurbaşkanını tarif etmeden önce, Ankara'da hep fısıldanan bir söylentiye açıklık getiren bir cümle kullandı. Şimdiye dek bu konuda hiç kimseyle, hiçbir şey konuşmadığını söyledi. Böylece, 'Asker hükümete mesaj gönderdi' türü söylentilerin, en azından dün itibarıyla doğru olmadığını ilan etmiş oldu.
Askerin gönlündeki cumhurbaşkanı, Cumhuriyet'in temel ilkelerine 'sözde değil özde bağlı ve bunu davranışlarıyla yansıtır' bir kişiydi. Böyle bir cumhurbaşkanı seçileceğine inanıyorlardı. Büyükanıt durdu, inanmakla kalmayıp 'umut ettiklerini' de vurgulamak ihtiyacı duydu.
Acaba Genelkurmay Başkanı'nın seçilecek cumhurbaşkanının Anayasa'daki laik, demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerini özümsememiş bir cumhurbaşkanı seçilmesi yönünde bir kuşkusu mu vardı ki bu vurguyu yapma ihtiyacı duymuştu?
Ya da Meclis'in seçeceği cumhurbaşkanının bu nitelikte olmadığına karar verirse, ne öngörüyordu? Büyükanıt bu sorularımıza yanıt vermedi. Emin Çölaşan, sanırım Başbakan Tayyip Erdoğan'ı kastederek, ama 'bir ismin öne çıktığını' söyleyerek o konuda ne düşündüğünü sordu. Büyükanıt, "Kişiler bazında konuşmuyorum" yanıtını verdi. Keza "Başkomutan eşi türbanlı olursa, komutanlar nasıl tavır alır sorununu da (komutanların bir anda kulak kesilmesine karşın) yanıtsız bıraktı, "Ama soruyu not ediyorum" dedi.
Peki Büyükanıt, 14 Nisan mitingine nasıl bakıyordu. Bir meslektaş, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın dünkü basın toplantısında "Demokratik haktır" dedikten sonra, Atatürkçü Düşünce Derneği adına düzenleme komitesinin başında yer alan emekli Orgeneral Şener Eruygur'un, emekli Oramiral Özden Örnek tarafından, jandarma komutanı olduğu 2003-2005 döneminde hükümet darbesi planladığı iddiasına vurgu yapmasını hatırlattı. Büyükanıt'a göre de miting demokratik bir haktı ve yasal sınırlar içinde yapılan böyle bir toplantıdan 'ürkmeye' gerek yoktu. "Siyasi değil, hukuki bakıyorum. İçeriğine bir şey demiyorum" dese de, mitinge karşı olmadığını belli etti.
Eruygur'a, darbe söylentileri nedeniyle soruşturma açılması sorusuna verdiği yanıtlar da ilginçti. Öncelikle, Büyükanıt'ın bu süreçte Örnek ile görüştüğünü öğrendik. Örnek üzgündü ve dava açacağını söylemişti. Sonra, Büyükanıt'ın Nokta dergisi yönetmeni Alper Görmüş'ün Radikal'e yaptığı "Belgeler Genelkurmay arşivinde" açıklamasını ciddiye alarak araştırma yaptırdığını öğrendik. Hiçbir belgeye, bilgiye, 'ize' ulaşılamamıştı. Dolayısıyla soruşturma açmaya zemin oluşturacak bilgi, belge, tanık yoktu. Bir önceki Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün, Örnek günlüklerini yalanlamayan sözleri hatırlatıldığında, "Düşünceleri kendisine aittir, saygı duyarım" diyerek üzerinde fazla durmadı.