Açılım cephesinde yeni bir şey yok

Tartışma sertleştikçe kullanılan lisan da yeniden 'terörle mücadele'ye döndü

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki Ulusa Sesleniş’inin Kürt açılımında bir dönüm noktası olduğu düşünülmüştü. Bu düşünceye, Erdoğan’ın ‘demokratik açılımı’ bir AK Parti projesi değil, Türkiye’nin birlik, barış ve huzur projesi olarak gördüğünü söylemesi neden olmuştu. Acaba bu
Meclis uzlaşmasına yönelik bir eğilim miydi?
Bunun hemen arkasından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “İktidar ‘küstüm, oynamıyorum’ diyemez” ve “İşi çözecekse Baykal’ın elini öperim” gibi sözleri, hükümetin acaba yöntemdeki hatayı görüp muhalefete yeni bir yaklaşım mı sergileyeceği beklentisine yol açmıştı. Bu beklentinin yerine gelmemesine iki gelişme neden oldu. Birincisi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın 31 Ağustos’taki basın toplantısı, ikincisi de DTP’nin 1 Eylül’deki Diyarbakır mitingi.
Atalay iki aylık çabalarındaki ara toplamı verirken dikkat çekici bir ‘parti’ vurgusu yapmış, bu yönüyle daha önceki ‘parti değil, devlet projesi’ söylemiyle çelişkili görüntü vermişti. Ayrıca Atalay’ın açıklamaları, 20 Ağustos MGK toplantısı ardından CHP ve MHP’den gelen baskılar ardından konuşan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’dan etkiler taşıyordu.
Bir gün sonraki DTP Diyarbakır mitingi ise, Tayyip Erdoğan-Ahmet Türk görüşmesi ardından yumuşayan, merkeze yönelen söylemin, (hükümetteki mesafelenme ardından) yeniden uçlara çekilmesine sahne oldu. DTP bu mitingle ‘ben kimim ki’ söylemiyle adeta intihar eğilimine girerek tek muhatabın PKK ve onun ömür boyu hapse mahkûm lideri Abdullah Öcalan olduğunu söyledi. ‘Gerekirse ayrılma’ ve ‘silahlı direnişin tırmanması’ tehdidleri savruldu.
Tartışmanın sertleşmesi, dün Erdoğan başkanlığındaki güvenlik toplantısı ardından yapılan iki satırlık açıklamaya da yansıdı. Başbakan’ın ağzından daha bir ay kadar önce ‘Kürt açılımı’ olarak çıkan, daha sonra ‘demokratik açılım’ olarak telaffuz edilen süreç, dünkü bildiride ‘terörle mücadele’ olarak anılmıştı.
Yine de dünkü toplantı, olağanüstü koşullarda yapılmış olsa da, olağan bir toplantıydı. Herşey 28 Nisan MGK toplantısında başlayıp 30 Haziran toplantısında şekillenen, 20 Ağustos toplantısında ince ayar yapılan süreç içinde gerçekleşiyor aslında.
Son MGK ardından, kuvvet komutanlıklarındaki devir teslim törenleri bitene dek Atalay’ın resmi kurumlardan gelen raporları derlemesinin bitirileceği ve Başbakan başkanlığında, askerlerin de katılacağı toplantıda sunum yapacağı kulise yansımıştı. Dün yapılan toplantı buydu.
Şimdi şöyle bir süreç beklenebilir:
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ ile atılacak ilk adımların ne olması gerektiğini görüşmesi. Bunu muhtemelen Gül-Erdoğan baş başa görüşmesi izleyecektir,
- Bakanlar Kurulu’nun devreye girmesi, atılacak adımların tartışılmaya başlaması,
- Hükümetin Meclis’i kapalı oturuma çağırması,
- Ekim sonundaki MGK’da bir değerlendirme yapılması ve işin yıl sonuna doğru son aşamaya girmesi.
Bu resimde şu anda görülemeyen, ama mutlaka olması gereken bir unsur var. O da muhalefet ile, özellikle de ana muhalefet CHP ile kuracak temas. Yalnızca atılacak yasal adımları Anayasa Mahkemesi’ne götürme gücü nedeniyle değil, CHP’nin temsil ettiği siyaset ruhu nedeniyle de bu temasa ihtiyacı var ‘açılımın’.

Azerbaycan’ın ilk resmi tepkisi
Türkiye ile Ermenistan arasında açıklanan protokol süreciyle ilgili olarak Azerbaycan’dan ilk yazılı açıklama dün geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı  adına Nevruz Memmedov açıklamasının sonunda diyor ki;
* “İnanıyorum ki, sınırların (burada hem Türk-Ermeni, hem Azeri-Ermeni sınırından söz ediliyor-MY) yeniden açılması ve belli bir anlaşmaya varılması ihtilafın giderilmesi süreciyle mümkündür. Neticede, sınırların açılması Azerbaycan’ın çıkarlarıyla çelişmez ve bu yönde ilerleme Yukarı Karabağ ihtilafının çözümü süreci sağlanacaktır. Burada Türk tarafının sözünde durması önem taşımaktadır.”
Azeri sözcü, Türkiye’nin şu ana dek müzakereleri iyi götürdüğüne vurgu yaparak, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Bakü seyahatindeki ‘Karabağ’da çözüm olmadan sınır açılmaz’ sözüne atıfta bulunuyor.
İleride çok tartışılacak, kayıt düşmekte fayda var.