Ahmet Türk: Yeni bir bakış gerekiyor

Kapatılan DTP'nin, yasaklanan başkanı Türk: Şiddeti savunmadık, iftirayı kabul edemem. Etnik temelde olmayan yeni bir bakış gerekiyor

Anayasa Mahkemesi tarafından ‘ülkenin birliğine karşı eylemlerin odağı olduğu’ gerekçesiyle kapatılan DTP’nin, siyasetten yasaklanıp milletvekilliği düşürülen Genel Başkanı Ahmet Türk ile dün yaptığı basın toplantısından sonra görüşme fırsatı bulduk.
Türk, basın toplantısında, partisinin daha önce aldığı karar uyarınca Meclis çalışmalarından
‘fiilen çekileceklerini’ duyurmuştu.
Fiilen çekilme, daha önce ayrıntılı açıklandığı gibi sine-i millete dönüş, yani bütün DTP vekillerinin Meclis üyeliğinden topluca çekilmesi anlamına mı, yoksa yalnızca Meclis çalışmalarını boykot anlamına mı geliyordu?
Ayrıntı gibi görünen bu konu aslında önemliydi. Çünkü Mahkeme, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un üyeliklerini düşürme kararı alarak, 21 kişilik DTP Meclis grubunu 19’a, yani grup toplamak için gerekli alt sınırın bir altına da düşürmüş oluyordu.  DTP’liler bunu protesto ediyorlardı.
Ancak Türk ve Tuğluk dışındaki üyelerin vekilliklerinin düşürülmesi için Meclis kararı gerekiyordu. AK Parti, CHP ve MHP’nin bu yönde oy kullanacakları kuşkulu. Çünkü zaten 6 eksikle çalışan Meclis’te 21 sandalye daha boşalırsa, ara seçimin gerekeceği yüzde 5 (28 sandalye) sınırına yalnızca 1 milletvekili kalmış olacak.
DTP ile dayanışma için istifa edebilecek bir milletvekili belki bulunabilir. Ama onun istifası da oylanmak zorunda. Peki diğer partiler mevcut ortamda sandalyesi boşalacak doğu, güneydoğu illerinde seçime gitmek isterler mi? O bölgelerde DTP dışında yalnızca AK Parti’nin ciddiye alınabilir siyasi faaliyeti görünüyor. İstifa durumunda kabul edilmesi içinse (asgari 139 oy) AK Parti’nin istemesi yeterli olacak.
Bu durumda DTP istifa ederse ya bölgedeki sandalyeleri bir ara seçim durumunda- olduğu gibi AK Parti’ye devretme ihtimalini göz önüne alacak, ya da hazırda bekletilen Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ya da bir başka parti içinde- devam edip, bir milletvekili takviyesi ile Meclis’teki varlıklarını (Türk ve Tuğluk olmadan) sürdürecekler.
İşte bu nedenle DTP’nin kararının ne olacağı, Meclis’te bir temsil boşluğu olmaması bakımından önem taşıyor.
Bu nedenle Türk’le öncelikle bu konuyu konuştuk. Soru ve cevaplar şöyle:
- Açıklamanızda, fiili çekilmeden söz etiniz?
Bu ne anlama geliyor? Milletvekilleriniz topluca istifa edecek mi? Yoksa yeni bir parti altında devam edecek misiniz?
- Demokratik siyaseti önemsiyoruz. Türkiye’nin sorunlarına ancak demokratik siyaset yoluyla çözüm bulunabilir. Tabii arkadaşlarımızda daha önce alınan karar (Meclis’ten topluca istifa-MY) yönünde bir kararlılık var; bunu da açıklamada teyit ettik. Ancak sonuç olarak daha geniş bir değerlendirmeyle, parti kurullarımızla danışarak
ne yapacağımıza karar vereceğiz.
Ben şahsen Meclis zeminini terk etmeyi doğru bulmadığımı arkadaşlara söyledim.
- Ufuk Uras, devam kararı almanız halinde 20 kişiye tamamlanarak grup kurmanıza yardımcı olacağı yönünde beyanda bulundu. Kararınızda bu etkili olacak mı?
- Ufuk bey sağ olsun dün de beni aradı, söyledi, kendisine teşekkür ettim. Açıklamamda da belirttiğim gibi ben bu sorunları Türkiye’deki demokrasi güçleriyle aşabileceğimize inanıyorum. Bizce önemli olan bu ülkeyi daha sağlıklı bir demokrasiye birlikte nasıl kavuşturabileceğimiz. Güvenin tamamen kaybedildiği bir ortama sürüklenmememiz gerekiyor. Maalesef, siyasi partilerimiz meselenin ne kadar vahim olduğunu görmeyen açıklamalar yapıyorlar.
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘Gönül isterdi ki parti yöneticileri, partilerini korumak için gereken özeni göstermiş olsalardı’ diye bir açıklama yaptı.
Bu eleştiriye ne diyorsunuz?

- Durum hiç böyle değil. Biz iki kişi yasaklandık; ben ve Aysel hanım. İkimiz de yaşamımızda her zaman silahlara karşı çıktık, sorunun demokratik yöntemlerle çözülmesini savunduk. Mahkeme kararının değişmeyeceğini biliyorum, ama bu iftirayı kabul edemem.
Bir de oybirliği vurgusu yapılmış. (Gül’ün demecinde bu vurgu var-MY) Oy birliğiyle karar alınması bizce bir devlet kararı olduğunu gösteriyor. İçeride hiç mi tartışma olmadı? Bu bir hukuk projesi değil, bir devlet projesidir. Leyla Zana örneği bile yeterli; bir kere Parti Meclisi toplantımıza katılmamış, sembolik olarak üye olmuş, hemen istifa etmiş Leyla hanım, kapatılmaya gerekçe yapılmış. Karar siyasidir.
- Sorunların Türkiye’deki demokrasi güçleriyle birlikte aşılabileceğini söylediniz. Buna uygun
bir zemin var mı sizce?

- Bence Türkiye’de demokrasiye sahip çıkanların ortak bir bakış oluşturmaya çalışması gerekiyor.
Etnik temelde değil, demokrasi ve kardeşlik temelinde yeni bir bakış gerekiyor.
- Yeni bir bakış gerektiği konusunda partinizdeki diğer arkadaşlarınız ne düşünüyor?
- Açık bakıyorlar; bunları parti kurullarında hep konuşacağız.
Kapatılan DTP’nin milletvekillerinin dün başlayan Demokratik Toplum konferansına katılmak üzere pazartesi Diyarbakır’da olmaları bekleniyor.
Türk’ün sağlık nedeniyle oraya gitmemesi ihtimali var. Ancak nihai karar açısından Diyarbakır toplantısının önemi olacak gibi görünüyor.
Anlaşıldığı kadarıyla, DTP içinde, gelecekteki siyasetlerini şu anki tepkilerine bağlamak isteyen bir kesim ile Anayasa Mahkemesi kararıyla alınan darbeye karşın soğukkanlı olup ileriye bakmayı isteyen bir kesim arasında bir tartışma başlamış durumda.
Ahmet Türk, kendisi Mahkeme kararıyla işin dışında kalacak olsa da Meclis zeminine mücadele vermeyi, mücadelenin demokratik niteliğini kaybetmemesi açısından gerekli görüyor. ‘Yeni bir bakış gerekiyor’ yaklaşımı ise, aslında şimdiye dek geçerli bakışın olumlu sonuç getirmediği gibi bir özeleştiriyi de içeriyor.
Yapılan hatalara takılıp kalmadan, ‘etnik temelde olmayacağı’ temenni edilen bu yeni bakışın oluşturulmasını yeni bir sayfa olarak görmekte fayda var.