AK Parti için asıl sınav şimdi başlıyor

Başörtüsü mağduriyeti artık bitti. Sıra diğerlerine gelecek mi? Erdoğan'ın 'Kendine Müslüman' olmadığını göstermesinin şimdi tam sırası.

Meclis’in genel kurul kapılarını bundan böyle başörtülü kadın üyelerine de açması, AK Parti hükümetinin önüne yeni ve ciddi bir sınav koymuş oldu; bu herkes için daha çok hak ve özgürlükler konusunda bir samimiyet sınavıdır.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın devlet dairelerini başörtülü çalışanlara açmasının ardından Meclis’in 31 Ekim oturumu ile artık başlarını kendi İslam inançları çerçevesinde örten kadın Türk vatandaşlarının devlet memuru olması, bakan olması, milletvekili olarak görev yapması önünde hiçbir engel kalmamıştır. Görevi gereği özel kıyafet giydiği için şu anda kapsam dışı tutulmuş olsa da, çok yakında başörtülü subay, polis, savcı, hâkimlerin de işbaşı yapması kuvvetle muhtemeldir.

Başörtüsü yasağının kaldırılması, başını örtmeyen kadınları, çevre baskısı, ayıplanmaktan korunma ya da ikbal için örtünmeye zorlayacak mıdır? Bu yönde daha önce, örneğin uzağa gitmeyelim, Mısır’da yaşanan ve kadını toplumda giderek ikinci sınıf olmaya iten olumsuzluklar yaşanmıştır; orası Mısır, burası Türkiye denebilir.

Bu kaygıları akıldan çıkarmadan başörtüsü yasağının kaldırılmasının birkaç bakımdan iyi olduğu söylenebilir. Yalnızca -tercihler anlamında- özgürlük ve fırsat eşitliği alanını genişlettiği için değil, siyasetin normalleşmesi önündeki bir engeli daha kaldırdığı için de... Örneğin 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde başörtülü belediye başkanlarının seçilmesi mümkündür. Yeni siyaset ölçütleri ortaya çıkmıştır. Örneğin, başlarını örtme kararıyla öne çıkan dört kadın milletvekilinin 2015 genel seçimlerinde başını örtmeyen AK Partili kadın vekillere göre daha mı avantajlı olacağı şimdiden Meclis kulislerinde sorulmaktadır. Basında, Başbakan Erdoğan’ın siyaset mirasını, zaten bir süredir yetiştirdiği, danışmanı yaptığı ve aslında iyi eğitimli, parlak bir genç kadın olan kızı Sümeyye Erdoğan’a devredebileceği yazılmaya başlamıştır.

Başörtüsü konusunun siyasi gündemden çıkması AK Parti’nin 2002’den bu yana başka alandaki hak ve özgürlükler karşısında başvurduğu dikkat dağıtıcı etkisini de zamanla ortadan kaldıracaktır. Örneğin, kadınlara siyasette pozitif ayrımcılık için yapılan asgari koltuk önerileri, her defasında, rekabetin yalnızca başını örtmeyi tercih etmeyen kadınlara açık olacağı gerekçesiyle geri çevrilmiştir. Artık böyle bir bahane zemini kalmamıştır.

Sadece bu da değil. CHP milletvekili Şafak Pavey, 31 Ekim günkü tarihi oturumda yaptığı etkili konuşmada iktidara mini etekli kadınların haklarının korunması görevinin bulunduğunu hatırlatmıştır. Pavey bununla, önümüzdeki dönemde başlarını örtmeyen kadınların, iktidarların göz yumması ya da cesaretlendirmesi ile devlet görevlerinden dışlanma, ayrımcılığa uğrama, çevre baskısıyla kapanmak zorunda kalma endişelerine işaret etmektedir. Bir kolunu ve bir bacağını kaza sonucu kaybeden Pavey, bir süre önce Meclis Genel Kurulu’na pantolon ile gelmesi AK Parti’nin ‘tüzükte yok’ itirazıyla reddedilmiş bir vekildir. Hâlâ gelememektedir; kadın üyelere başörtüsü serbest ama pantolon hâlâ yasaktır.

Başka hak ve özgürlük alanlarında da sorunlar devam etmektedir. Pavey’in de dikkat çektiği inanç özgürlüğü bunlar arasındadır. Devlete sadece Sünni vatandaşlar değil, Hıristiyan, Yahudi ve mesela Alevi vatandaşlar da vergi ödemektedir. Ancak çalışanlarının maaşını o vergilerden veren hükümet kontrolündeki Diyanet, cemevlerini ibadethane saymamakta, Alevilere kendi inançlarının aslında ne olduğunu anlatmaya çalışıp cami yolunu göstermektedir.

Çok sayıda gazeteci ve yazarın cezaevinde olması AB ilerleme raporunda dahi Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’ndan kaynaklandığı saptamasıyla eleştirilmektedir. Ticaret yasalarının AB düzeyinde olmamasından haklı olarak yakınan hükümet, çalışma yasalarının AB düzeyine gelmesi için adım atmamaktadır. Kürt sorununa siyasi çözüm için olumlu adımlar atılmakta, ancak iş karşılıklı seçim şantajlarına gelip takılmaktadır. Hıristiyan azınlıkların hakları 1970 model ‘mütekabiliyet’ siyasetine gerileme eğilimine girmiştir.
Başörtüsünün serbest kalması o nedenle Erdoğan hükümetine hem bir sınav hem bir fırsat vermektedir. İçeriye ve dışarıya, dosta ve düşmana hak ve özgürlükleri toplumun bir kesimi değil, tamamı için istediğinin, yaygın deyişle ‘Kendine Müslüman’ olmadığını göstermenin zamanı şimdi gelmiştir.