AK Parti karar kavşağında

Dün siyaset açısından önemli bir gündü. DYP ve Anavatan'ın Demokrat Parti adı altında birleşmeleri, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'nun, zorlayan koşulları doğru tahlil edip, kitlenin talepleri doğrultusunda...

Dün siyaset açısından önemli bir gündü. DYP ve Anavatan'ın Demokrat Parti adı altında birleşmeleri, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'nun, zorlayan koşulları doğru tahlil edip, kitlenin talepleri doğrultusunda, egolarını yenerek gerekeni yapan gerçekçi siyasetçiler olduğunu gösterdi. CHP-DSP birleşmesinin aktörlerinin, Deniz Baykal'ın ve belki daha çok Zeki Sezer bu örneği değerlendirebilecekler mi? Dün bu soru daha çok sorulur oldu.
Bir başka önemli gelişme, cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmesi doğrultusunda AK Parti tarafından verilen Anayasa değişikliği teklifinin Meclis Anayasa Komisyonu'nu kelime anlamıyla altüst etmesi oldu. CHP'nin verdiği binlerce önergenin amacı nasıl bu değişikliği engellemekse, AK Parti'nin amacı da önergeleri engellemek.
Dolayısıyla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için Anayasa değişikliği teklifinin Meclis'ten o kadar da kolay geçmeyeceğinin, hatta referanduma sunulma aşamasına güçlükle geleceğinin ilk işareti dün alındı. CHP'nin komisyondaki sert muhalefetini Genel Kurul'da da sürdürmesi, İçtüzük'ün verdiği olanakları sonuna kadar kullanarak paketin geçmesini engellemeye çalışması, bunun da siyasi tansiyonu yükseltmesi kaçınılmaz gözüküyor.
İşin ilginç yanı AK Partililerin kavgasını verdiği bu teklifin asıl sahibi Anavatan Partisi ortada yok. Teklif verilirken bir amacının da Anavatan'ı Anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanlığı oylamalarına katmak olduğu konuşuluyordu. Şimdi Mumcu DYP ile birleşti. AK Parti'nin, daha doğrusu AK Parti içinde bir grubun sorumlu olduğu 'Pazar günü Gül bir sürprizle seçilebilir' senaryosunu boşa çıkarmak üzere, milletvekillerini bugün İstanbul'da yapılacak İl Kongresi'ne davet etti. Tıpkı iptal edilen ilk tur oylamada milletvekilleriyle Genel Merkez'de basın toplantısı düzenlemesi gibi, bu kez de Genel Kurul'a katılmak için son dakika 'ikna' teşebbüslerini böylece önlemeye çalışıyor.
Bunu da yaparsa, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Erkan Mumcu'yu hafife almakla hata yapmış olduğundan emin olabiliriz.
Dünün bir sürprizi de AK Parti cephesinden sessiz sedasız geldi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi için önceki güne dek çaba harcayan AK Parti, dün itibarıyla bu çabaya son verdi.
Parti yönetiminde yer alıp, bu yöndeki sorulara 'Öyle bir ihtimal yok, emin olun' diye bizi temin etmeye çalışanlarla dahi konuştum dün.
Bu durum herhalde İngiltere'nin Financial Times gazetesine 'Halk tarafından seçilirse yine aday olurum' diyen Gül'ü üzüyordur.
AK Parti'nin Gül'ün bugün seçilmesi için çaba harcamayı bırakması, önceki gün asker kaynaklı olarak kuliste yayılmaya başlanan 'umarız öyle bir şey olmaz' sinyaliyle örtüşüyor.
Önceki gün Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaptığı 2 saat 15 dakikalık görüşmede mutlaka güvenlik meselelerinin yanında cumhurbaşkanlığı seçiminin ağırlıkla konuşulmuş olduğu tahmin ediliyor. Güvenilir bir kaynak, bu görüşmenin 'Uzlaşma için bir ilk temas sayılabileceğini, tekrarlanabileceğini ve inşallah iyi olacağını' söyledi.
Önceki gün, hemen hemen aynı saatlerde CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne alışılmadık şekilde saklayarak yaptığı bir başvuru ise, 22 Temmuz'da genel seçim yapılması için alınan Meclis kararının, içtüzük ihlali nedeniyle iptalini istiyordu.
Konuya dönersek, Gül'ün bugün seçilmesi ihtimali, dün önceki güne göre azaldı. Bu durumda Gül'ün seçilmek üzere önünde iki fırsat daha var:
22 Temmuz'da seçim yapılırsa, AK Parti de yetkililerin umduğu gibi Meclis'te 367'yi bulursa, Meclis tarafından seçilmek. Olmaz ve halkoyuyla cumhurbaşkanı modeline geçilebilirse, halkoyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı olmak.
Öte yandan, Erdoğan'ın bir karar noktasına doğru hızla yaklaştığı da görülüyor. Erdoğan, seçimleri kazanıp, sonra da Başbakan olduğunda ciddi bir sorunla karşılaşmamış olmasının, ama iş Çankaya'ya çıkmaya gelince kendisine iktidarın zehir edilmeye çalışılmasının nedenlerini doğru tahlil edecek yapıda bir siyasetçi. Bakarsınız, bugün Gül seçilmez, Anayasa değişikliği teklifinden vazgeçilir, yeni Meclis 367 kriteriyle, iktidar ve muhalefetin uzlaşmasını gerektirecek bir cumhurbaşkanı seçer.