AK Parti'nin DTP istifaları ikilemi

Kötüleşen asayiş tablosu, Ankara'da derin ittifaklarda, siyasi zeminde kaymalara yol açıyor. Dikkatler İçişleri Bakanı üzerinde

İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi yumruklu saldırıya uğrayıp rapor almamış olsaydı, Başbakan Tayyip Erdoğan dün öğleden sonra uçmuş olacağı Roma’da bugün Türk-İtalyan zirvesine katılıyor olacaktı.
Siz de gazetelerde muhtemelen Muş’taki olaylar, DTP’lilerin istifası, işsizlik rakamları gibi Erdoğan büyütülmesinde yarar görmediği konuları değil, Erdoğan’ın geziye davet ettiği meslektaşlarımızdan ‘Zirvede tam mutabakat’ haberleri okuyor olacaktınız.
Ama olmadı. Münasebetsiz bir İtalyanın saldırısı nedeniyle Erdoğan’ın geçmiş olsun mesajına Berlusconi’nin ‘Beni bu durumda görmeni istemezdim’ diye üzüntüsünü paylaştığını öğreniyoruz.
Erdoğan’ın Ankara’daki gündemi hem üzücü, hem sıkıntılı aslına bakarsanız. Dün Muş’ta patlayan ve 2 kişinin ölümüne yol açan olay, (kapatılmış) DTP’lilere soracak olursanız, MHP’li bir esnafın işi. Muş Belediye Başkanı Necmetin Dede, aşiretler arası çekişme yorumunu getiriyor. Hafta sonu İstanbul’da Dolapdere’de protestolarını etrafı tahrip etmeye vardıran PKK’lılara ahali silah çekmek gibi kabul etmesi zor bir tepki göstermişti. İşlerin daha frensiz duraksız gittiği Doğu’da, dükkânına taş atılan Kürt esnafın Kalaşnikofuyla göstericilere ölüm saçtığı anlaşılıyor.

İçişleri Bakanı zorda
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın işi hiç kolay değil. Olaylar, Polis Akademisi’nde seçkin davetlilerle yeni bir danışma toplantısı düzenleyerek önü alınacak gibi görünmüyor.
Asker, bu açılım sürecine öne çıkmayarak örtülü destek veriyor; PKK askere saldırmadıkça ağır operasyonlar düzenlemiyor. Hatta Tokat’ta 7 askerin şehit edilmesi olayından sonra büyük bir operasyon haberi bile gelmedi.
Askerin, madem hükümet süreci polis, MİT ve seçkin savcı ve seçkin aydınlarla yürütmek istiyor, biz engel olmayalım tutumunda olduğu anlaşılıyor. Oysa son Erzincan tutuklamalarından sonra MİT ile yargı ve polis arasına da kara kediler girmiş durumda.
Ankara’nın derinliklerinde ittifak kaymaları var; görmek isteyen gözler için. Dolayısıyla hükümetin Kürt açılımı müttefikleri, özellikle de Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatması ardından, azalıyor.
Üstelik polisin de sürekli üzerine taş, molotofkokteyli yağdıran PKK’lı göstericilere karşın, Atalay’ın talimatıyla (keşke IMF’yi, öğrenci harçlarını, çevre kirliliğini protesto edenlere de öyle davransa) daha ne kadar Hazreti İsa gibi öbür yanağını çevireceği meçhul.
Herhalde ortaya çıkan asayiş tablosu, hazır Başbakan İtalya’ya gitmemişken bugün toplanacağı ilan edilen güvenlik zirvesinde görüşülecektir.

Asıl zorluk Meclis’te
Bütün bu tabloyu daha da karmaşıklaştırmak üzere, partileri kapatılan DTP’liler, Diyarbakır’daki konseylerine danıştıktan sonra Meclis’ten istifa kararı verdiler. İki arada bir derede kalmaktan sabır taşına dönen Ahmet Türk’ün Meclis zeminini terk etmeme çağrısı, DTP ileri gelenlerinden kulakları Kandil’e dönük çoğunluk tarafından kabul görmedi.
Her şey bitmiş değil. Ufuk Uras’ın Meclis’te kalın çağrısını tekrarlamasını da, Atalay’ın Meclis’in bu tek sosyalist üyesini DTP’liler gidince hatırlayıp fikrini sormasını da yabana atmayalım. Siyasette bir gün bazen gerçekten uzun bir süredir.
Ancak DTP’lilerin istifa kararı değişmezse, birkaç gün içinde Meclis Başkanlığı’na dilekçeler gelmeye başlayacak. İstifalar, ancak Meclis Genel Kurulu tarafından oylanınca (en az toplanı yeter sayısı, yani 139 oy) geçerlilik kazanacak.
Dün Meclis kulisinde ortaya çıkan tablo, CHP ve MHP’nin istifaları kabul kararını tamamen AK Parti inisiyatifine bırakacağı şeklindeydi.
Çünkü, bütün istifalar kabul edilirse, Meclis’te 27 sandalye boşalmış olacak. Boşalan sandalye sayısı 28’e çıktığı an -burada Ufuk Uras’ın DTP ile mi, AK Parti ile mi dayanışmaya gireceği önem taşır- Meclis boşalan sandalyeler için ara seçime gitmek zorunda. Ara seçimde CHP ile MHP’nin tuzu nispeten kuru; acı bir gerçek ama, Doğu ve Güneydoğu illerinde zaten ciddi varlıkları yok.
Ama AK Parti için durum öyle değil. Erdoğan sık sık doğu ve Gündeydoğu’da DTP (ya da tabanı PKK ile örtüşen hangi parti ise) dışında bir tek AK Parti’nin olduğunu vurguluyor. Dolayısıyla AK Parti’nin DTP’nin istifalarını onaylayıp onaylamaması, bölgede bir ara seçimi mevcut koşullarda göze alıp almadığını da göstermiş olacak.
Ankara’da yalnızca derin ittifakların değil, siyasi zemin yer değiştirmelerinin de tam ortasındayız; görmek isteyenler için.