AK Parti'nin erken seçim kongresi

Erdoğan bugün yenileyeceği parti yönetimiyle 2011 ve belki daha erken bir seçim ve 2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidecek

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bugün Ankara’da toplanacak AK Parti Üçüncü Olağan Kongresi’yle oluşacak yeni parti yönetimine iki temel hedef gösterecek.

* Birincisi, en geç 2011 Temmuz ayında yapılacak, ama artık erkene alınacağı kesin gibi olan parlamento seçimleri. Erdoğan’ın erken seçime zorlayan nedenleri ve tercih edeceği koşulları birazdan ele alacağız.

* İkincisi, 2012’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri.
Önce parlamento seçimlerine ve neden ufukta erken seçim göründüğüne bakalım.
Erdoğan daha önce çeşitli vesilelerle yaz aylarının genel seçim için pek uygun olmadığına inandığını söyledi. Bu beyan siyasi kulislerde Erdoğan’ın 2011’de seçime gideceği yönünde algılandı.
Neticede temmuzdan, örneğin mart, ya da nisana çekilebilecek seçim tarihi, kamuoyunda gerçek bir erken seçim algısına yol açmadı.
Ancak son gelişmeler ve göstergeler Başbakan Erdoğan’ın parlamento seçimlerini 2011’den önce, 2010 içinde yapmak isteyebileceği yolunda kanaat oluşturmaya başladı.
Bu gelişme ve göstergeleri şöyle sıralamak mümkün:

* Ekonomik nedenler: Küresel ekonomik kriz, Türkiye üzerinde belki kâğıt üzerinde korkulduğu kadar yıkıcı etki yapmadı, ama sokağın hali öyle değil. İşsizlik oranlarının, özellikle genç işsizliğinin önümüzdeki birkaç yıl içinde azalacağı yolunda bir işaret yok. Radikal yazarı iktisatçı Fatih Özatay, geçenlerde yazdığı bir dizi kapsamlı tahlille, 2010’da Türk ekonomisinin cüssesi nedeniyle beklenen nispi büyümenin aldatıcı olmaması gerektiğin, 2011 tablosunun daha kötü olacağı endişesini dile getirdi. Erdoğan’ın nispi düzelme beklenen dönemde seçime gitmesi, muhtemel oy kaybını yavaşlatabilir.

* Kürt açılımı: Temmuz 2007 seçimlerinde Kürt kökenli seçmenin ağırlıklı olduğu illerden DTP ile neredeyse yarı yarıya oy alan AK Parti, PKK’nın eylemi yükseltmesine bağlı olarak başlayan sınır ötesi operasyonlar sonucu Mart 2009 seçimlerinde bu avantajını kaybetmişti. Kürt açılımı ise, kısmen izlenen yöntemden kaynaklanan hatalar sonucu, etnik milliyetçiliği yükseltti. AK Parti, Doğu ve Güneydoğu’da DTP’ye, Karadeniz ile Batı ve Orta Anadolu’da ise MHP’ye karşı dezavantajlı duruma düşmeye başladı. Üstelik zaman AK Parti’nin yanında değil. 

* Seçmen yorgunluğu: AK Parti 2002’den bu yana yedinci yılı doldurmak üzere olan iktidarında pek çok reformu hayata geçirdi. Ancak bunlardan bir kısmı şimdiden geri tepmeye başladı. Örneğin 2007 seçimlerindeki yüzde 47 oy oranında ciddi bir faktör sayılan sağlık reformu uygulamaları, sistemin açığının artması sonucu hastalardan giderek artan oranlarda ücret talep eder halde geldi. Başka zaman etkisi daha az olabilecek bu durum, işsizlik ve küçülme ortamında göze batmaya başlıyor. Anayasa değişiklikleri, yargı reformunun, sendikalar reformunun yapılamaması gibi etkenler, seçmen üzerindeki yorgunluğu artırıyor.

* Muhalefet hazırlıksız: Son yerel seçim sonucunu en isabetli tahmin eden A&G Araştırma kuruluşunun sahibi Adil Gür, önceki gün internet sitesi Gazeteport.com’da yayımlanan tahililinde bu tabloya bir de ‘muhalefetin seçime hazırlıksız’ olmasını ve siyasi hayata girme iddiasındaki yeni oluşumların henüz toparlanamamış olmasını da ekliyor. Dolayısıyla AK Parti muhalefeti seçime ne kadar hazırlıksız yakalarsa, o kadar avantajlı, ya da o kadar az dezavantajlı olabilir.
AK Parti, Türk siyasi tarihinde ender görülen bir durumla, üçüncü tek başına hükümet dönemine hazırlanıyor. Mevcut yüzde 10 baraj sistemiyle yüzde 30’un altına düşmeyecek bir oy oranı tek başına hükümet şansı veriyor. Mevcut iç ve dış tabloda 2011 Temmuz’unda seçime gitmek, Erdoğan için riskli olacaktır; ufukta erken seçimin bulunduğu rahatlıkla söylenebilir.
Tabii 2012’deki cumhurbaşkanlığı seçimini de bu tabloya eklemek gerekiyor. İlk kez halk tarafından yapılacak seçimlerde Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına adaylığını koymaması için bir sebep yok. Böylece Erdoğan siyasi yolculuğunu zirvede tamamlayabilecek. Her siyasetçi gibi Erdoğan’ın da nihai ufkunda Çankaya olduğu bir sır sayılmamalı.
İşte Erdoğan bu iki iddialı hedefi, bugün toplanacak kongrede oluşacak yeni AK Parti yönetimiyle gerçekleştirmek isteyecek.
Dolayısıyla parti kademelerinde bu hedeflerle uyumlu iddiadaki değişiklikler beklenmeli.
Bunların başında da gözünü siyasete Erdoğan’la açmış, ona şahsen bağlı ve daha genç, daha ‘merkezde’ bir kadro geliyor.