Aklandılar şimdi, öyle değil mi?

Siyasilerin el kaldırmasıyla aklanmayı doğrusu AK Parti icat etmedi, ama o da uyguladı. Demek o ayakkabı kutuları, saatler, Zarrab'ın önüne yatmalar hep Gülencilerin iftiralarıydı, öyle mi?

Dün bir ara sahte bir heyecan yaşadı Meclis muhabirleri.

Gerçi Soruşturma Komisyonu basına kapalıydı ama içeriden tuhaf haberler sızıyordu.

Güya Komisyon Başkanı Hakkı Köylü ki kendisini basına yasak getiren mahkeme başvurusundan hatırlayacaksınız, AK Parti’nin dört eski bakanı hakkında oylama yapılmasını istemiyordu. Her üye görüşünü belirecek ve Komisyon da raporu 9 Ocak tarihinde oylama sonucu olmadan Genel Kurul’a havale edecekti.

Bir anda siyaset kulisini acaba Köylü, eski bakanların sadece AK Partili üyelerin oylarıyla aklandığı görüntüsünün ortaya çıkmasından mı kaçınmak istiyordu?

Yoksa son birkaç gündür yürütülen, dünkü gazete ilanlarıyla zirveye çıkan “Yüce Divan’a hayır” kampanyasına karşı hâlâ Ak Parti grubunda tereddütte olanlar mı vardı?

***

Ama biraz sonra gelen haber bütün bu tevatürü boşa çıkardı.

Gerek Köylü, gerek diğer AK Partili üyeler, eski bakanlarının arkasında kaya gibi durdu; onları yolsuzluk iddiaları karşısında mahkeme önünde sorulara muhatap olmaktan kurtardı.

Kurtulanlar dört eski bakan: Muammer Güler (İçişleri), Zafer Çağlayan (Ekonomi), Erdoğan Bayraktar (Çevre ve Şehircilik) ve Egemen Bağış (AB İşleri).

Kurtaranlar AK Partili 9 Komisyon üyesi: Hakkı Köylü, Mustafa Akış, Yusuf Başer, Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Bilal Uçar, İlknur İnceöz, Ayşe Türkmenoğlu, İsmet Su ve Yılmaz Tunç.

Yolsuzluk hesabı mahkemede sorulsun deyip kaybeden 5 muhalif: Rıza Türmen, Erdal Aksünger, Haluk Eyidoğan, Namık Havutça (CHP) ve Mesut Dedeoğlu (MHP).

***

Eğri oturup doğru konuşalım: Yolsuzluk iddialarının mahkemelerde değil, iktidar partilerinin oylarıyla “aklanması” işini AK Parti icat etmedi.

1990’ların koalisyon dönemlerini hatırlayın DYP ve ANAP birbirleri hakkındaki iddiaları nasıl ak-pak etmişlerdi benzeri komisyonlarda; bugünlere kolay gelmedik.

Tabii ANAP ve DYP döneminde, o dönem hükümetlerin yıkılmasına neden olan iddiaların büyüklüğü 17 Aralık ve 25 Aralık 2013’te ortaya atılan iddiaların –bugünlerin moda deyimiyle- zekâtı olurdu ancak.

Ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok sevdiği o deyimde olduğu gibi, hani “Suimisal misal olamaz”, yani kötü örnek, örnek olamaz idi?

Neticede Erdoğan’ın Yüce Divan yargılaması 17 Aralık’ın darbe girişimi değil, yolsuzluk soruşturması olduğuna haklılık kazandırır görüşü baskın çıktı, onun dediği oldu.

***

Komisyonun “Yargılanmalarına lüzum yok” gerekçesi, 17-25 Aralık soruşturmalarının sonradan o mahkemelere atanan savcılar ve yargıçlar tarafından düşürülmüş olmasından kaynaklanıyor.

Peki, o savcı ve hâkimler niye değiştirilmişti, HSYK yasası değişikliği ardından?

Erdoğan neredeyse bir yıl sonra “özeleştiri yapıyorum” diyerek söylemedi mi eski müttefiki Fethullah Gülen ve ekibi tarafından “aldatılıp, ihanete uğradıklarını”?

Belki soruşturma 17 Aralık’la sınırlı kalsaydı, Gülenci darbe teşhisi konmayacaktı. Ama tam da Erdoğan’ın 17 Aralık’ta ismi geçen 4 bakan hakkında Meclis soruşturmasına yeşil ışık yakması ardından onları kabine dışına çektiği gün ailesini de işin içine çeken 25 Aralık soruşturması gelince, durum değişti.

Gelişmeler, Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından “Devlet içinde paralel yapılanma” denilen Gülencilerin, 30 Aralık MGK’sında “Pennsylvania Örgütü” adıyla Türk devletine karşı bir numaralı tehdit sayılmasına dek vardı.

***

Komisyon üzerinde “Yüce Divana” yani Anayasa Mahkemesi’ne göndermeyin baskısı kurulması altında buzdağının görünmeyen kısmı yatıyor.

O zaman suçlanan, dışlanan dört eski bakan, dün mutluydu, AK Partili yoldaşlarının oylarıyla aklanmışlardı.

Ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, saatler, para sayma makineleri, yok Reza Zarrab’ın önüne yatmalar filan hep 12 yıl boyunca AK Partilileri birer saf çocuk yerine koyup aldatan Gülencilerin iftiralarıydı.

Peki, Davutoğlu’nun o “Kardeşimiz olsa kolunu koparırız” sözleri kimin için söylenmişti. Ya da Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’nun “Cezasını biz veririz” sözleri?

Madem her suçlama sadece iftira, o halde kime, ne cezası?

***

Tabii bu arada AK partililer kendilerine yönelik bir darbe girişiminden daha alınlarının akıyla çıktıklarını düşünedursunlar, tehlikeli bir başka hamleye başladılar.

Bu hamle, Anayasa Mahkemesini ortadan kaldırma girişimidir.

Sistemde kalan neredeyse tek dengeleme-denetleme kurumunu, tam olarak Cemaatçi, ya da paralelci, ya da özetle Gülenci olmakla suçlayamadıkları için, hala o eski silaha, ta 27 Mayıs 1960 darbesi üzerinden askeri vesayetle suçluyorlar.

Bunu, Mahkemenin 17 üyesinden 10’unun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde atanmış olduğunu bildikleri halde yapıyorlar.

Bağış’ın “Yüce Milletin karşısında Yüce Divan” karşılaştırması, yalnızca kendi savunması adına yapılmış popülizm değildir; Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi’nin ilk işaret fişeğini attığı “bomba gibi” bir paket ile birlikte ciddi bir Ak Saray kulisi olarak okunabilir.

***

Dolayısıyla, evet, yolsuzluk iddialarını modern demokrasilerde olduğu üzere bağımsız mahkemelerde değil, siyasilerin el kaldırması yoluyla aklamak icadı AK Partiye ait değildir.

Ama konu artık yalnızca yol arkadaşlarıyla siyasi dayanışma boyutlarını aşmaya, hem yargı, hem de yasamanın yürütmeyi denetleme işlevini budama aşamasına gelmektedir.

Bu çok yanlış bir adım olur. Yarın bağımsız yargı, tıpkı özgür basın gibi herkese, bugün ondan rahatsızlık duyanlara da lazım olabilir.

http://www.radikal.com.tr/126567312656738

YORUMLAR
(8 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Her vicdana özel hukuk. - user968896

Söz konusu,Recep Tayyip Erdoğan ve Akparti olunca verilen bütün beraat,kararları yetkisizlik kararları.masumiyet karineleri kovuşturmaya yer yoktur sonuçlu savcılık kararları yani bütün resmi hukuk kararları gayri resmi,hukuk dışı ve baskı altında verilmiş kararlar olarak görülüyor.Bakanlar için kovuşturmaya yer yoktur kararını veren savcılar,ve bu karara göre suçsuzluk sonucuna ulaşan meclis araştırma komisyonu delillere kanıtlara ve yetkilerine dayanarak bu kararları veriyorda acaba vicdanlarında yada kafalarında yada başka biryerlerinde bakanlar suçludur diyen şahıslar hangi delillere araşturmalara ve kanıtlara dayanarak suçludurlar diyorlar anlamak gerçekten zor.

İTİRAF - user781727

Bu suçu itiraf etmektir bence. Suçsuz olan bizzat kendi aklanması için baş vurur. Mahkemeye gerek kalmadan, Tescillendi. hayırlı olsun.

göreceğimizi gördük - user771112

Milletin gözünde bu kadar rezil olduktan sonra divanmış mahkemeymiş hangisi aklarsa aklasın. ben aklamam

Bir gün hukuk onlara da lazım olur argümanını artık bırakalım. - brandywine06

Onlara hukuk lazım olmuyor. Onların öyle bir derdi yok. Başları sıkıştı mı yapıyorlar bir yasa, bir yönetmelik, böyle olacak diyorlar. Öyle oluyor. Bunun hak ve adalete uygun olup olmadığı hiç önemli değil. Yeter ki istedikleri sonucu elde etsinler. Yürütmenin mahkemeleri istediği gibi düzenleyip istediği sonuçları elde etmesine dayalı bir hukuk düzeni olur mu? Hatta bu davalarda bu sonuca göre, şu davalarda şu sonuca göre düzenleme yaptıklarını, sürekli yapboz durumunda olduğumuzu da herkes görüyor sanırım. O halde, bir gün hukuk size de lazım olur demekten vazgeçin. Türkiye'ye gereken, AKP iktidarının bu seçimlerde düşmesi, Erdoğan'on cumhurbaşkanlığında yalnız kalması, Türkiye'yi cendereye sokan düzenlemelerin yeni hükümet tarafından yeniden düzenlenerek Türkiye'nin önünün açılmasıdır. Erdoğan şu anda Türkiye'de demokrasinin işlemesini tıkayan en önemli unsur olduğuna göre tek çare budur. Yeni hükümete zorluk çıkarmaya çalışacaktır elbette, ama o zaman o da tıpkı Sezer gibi sonuçlarına katlanır.

komedi dünyası gibi! - asu555@kahkaha.com

anayasa mahkemesi, danıştay, sayıştay, mahkemeler, emniyet teşkilatı, tsk hep sahtekarlardan oluşmuş, komplocu; dik duran ve tek temiz olanlar akp liler gülsemmi ağlasam mı?

Yolsuzluk - user739964

Kaçanın anası ağlamaz derler ya! AKP komisyonda gösterdi ki analar ağlamayacak.

Yazı güzel peki çözüm?? - user934512

yazı güzel olmuş..peki bu gidişatın çözümü ne? ne yapmak gerekiyor diktatörlük olmamak için? bunlara da çözüm yazsanız.. ülke resmen parti devleti oldu ama hala çözüm yerine durum tespiti yapılıyor.. durumu biliyoruz zaten!!