AKP-CHP koalisyonu hiç kolay değil ama...

CHP yıllarca AK Parti için bir ötekileştirme aracı oldu. CHP'ye vurmadan bir AK Parti siyaseti, tek parti CHP'sinin camileri ahıra çevirdiğinden söz etmeyen bir nutuk neredeyse mümkün görünmüyordu. Öte yandan her iki parti de duyguları ve mantıkları arasında gelip gidiyorlar.

Neden kolay olmadığını anlatmaya başlamadan önce müstafi Başbakan Ahmet Davutoğlu’un 10 Haziran akşamı TRT’de söylediklerini tekrarlamamızda yarar var.

Davutoğlu “Biz başkanlık istedik, ama halk bu yetkiyi vermedi” dedi. Sistem değişmemiş, aynı kalmıştı ve artık “taşlar yerine oturmalıydı”, “kişi neredeyse makamı orasıydı”.

Davutoğlu en nazik şekilde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a artık başkanlık sistemine geçiş faslının kapandığını ve hatta koalisyon görüşmelerine dahil olmamasının iyi olacağını söylüyordu.

***

Davutoğlu “olumlu dedi, ama Erdoğan’ın CHP eski genel başkanı Deniz Baykal ile görüşmesinin hem AK Parti, hem de (daha çok da) CHP de hoşnutsuzluğa yol açtığı gözlenebiliyor.

Anlaşılan kimse Erdoğan’ı, yapıcı izlenim veren bir rolde de olsa günlük siyasetin içinde görmek istemiyor.

Erdoğan’ın seçimden sonra dün ilk kez kamuya açık konuşmasını yaptı, siyasete girmemeye özen gösterdiğini sergilemek istedi, ama bir noktada yine siyasi tartışmaya dâhil oldu.

***

Konumuza, yani AK Parti-CHP koalisyonunun zorluğuna gelirsek…

Kolay değil, çünkü öncelikle seçmenin 7 Haziran sonrasında en muhtemel gördüğü senaryo bu değil.

IPSOS araştırma şirketinin CNN Türk için yaptığı çalışmaya göre, seçmenin en muhtemel gördüğü koalisyon senaryosu, yüzde 48 ile AK Parti-MHP koalisyonu.

İkinci sırada yüzde 32 ile (AK Parti’nin tek başına muhalefette olacağı) CHP-MHP-HDP senaryosunu muhtemel görmüş milli irade.

AK Parti-CHP koalisyonunu muhtemel görenler yüzde 23 ile ancak üçüncü sırada, onu yüzde 21 ile AK Parti-HDP izliyor.

***

MHP lideri Devlet Bahçeli daha seçim gecesi AK Parti’ye önce bu sonuncu senaryoyu denemesi tavsiyesinde bulundu kinaye ile.

Öyle ya, “çözülme” süreci dediği Kürt çözüm sürecinde beraber yürümüşlerdi, şimdi de koalisyon ortağı olmalıydılar.

Daha o anda Bahçeli, Ahmet Davutoğlu ve AK Parti’ye adeta HDP ile bir koalisyonu aklından dahi geçirmemesi gerektiğini söylemiş oldu; onlar da geçirmiyor zaten.

***

Çünkü Davutoğlu’nun da, AK Parti’nin de gönlünden en çok geçen senaryo zaten MHP ile bir koalisyon.

Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın kulis haberine göre son MKYK toplantısında AK Parti yönetiminde en “uyumlu” çalışmayı MHP ile yapabilecekleri üzerinde durmuşlar.

Ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı seçimin gerçek mağlubu olarak gören Bahçeli, hükümet işlerine karışmasını istemiyor, ayrıca PKK ile diyalog ve genel olarak sürecin derhal durdurulmasını istiyor.

***

Burada biraz durup soluklanmak gerekiyor:

1- Davutoğlu ve AK Parti MHP ile koalisyonun karşısında CHP ve HDP’den oluşan bir muhalefet gücünü bulacağını görüyor,

2- AK Parti HDP’den PKK’yı derhal silah bırakmaya çağırmasını istiyor,

3- HDP bunu Abdullah Öcalan’ın yapabileceğini söyleyip seçim nedeniyle ara verilen İmralı görüşmelerinin hemen başlamasını istiyor,

4- Süreç durdurulursa PKK’nın nasıl tepki vereceği, buna artık iktidarda olacak MHP’nin nasıl tutum takınacağı, sadece siyaset değil, ama güvenlik ortamında da nelerin olacağı konusunda kimsenin açık bir fikri bulunmuyor.

Yani o cenahta işler hayli karmaşık.

***

CHP-MHP-HDP koalisyonu özellikle CHP içinde çok heveslisi, AK Parti içinde çok teşvikçisi bulunmasına rağmen olamıyor gibi.

MHP içeriden ya da dışarıdan HDP’nin dâhil olduğu hiçbir formülün içinde olmayacağını ilan etti, bu konudaki tutumu değişmedikçe o iş imkânsız; yani HDP destekli CHP-MHP koalisyonu da çok zor görünüyor.

Oldukça zayıf bir ihtimal olan CHP azınlık hükümeti senaryosuna HDP’den bağımsız olarak destek verebilir, ama öyle bir senaryoya CHP yönetiminde dahi en fazla altı ay ömür biçiliyor; CHP oradan eriyerek çıkabilir; bir de baskın erken seçim yer.

***

AK Parti ile koalisyon fikri CHP’yi hayli rahatsız ediyor.

Bir kere Erdoğan meselesi var. Sonra yolsuzluklar meselesi var. CHP’nin 13 yıldır yolsuzlukla, kötü yönetimle suçladığı AK Parti’yle koalisyonu tabanına anlatması için bu konuda bir şeyler yaptığını göstermesi lazım.

Bu konudaki hassasiyeti özellikle dört eski bakanın durumunda bilinen Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki sorununu görmesi lazım.

Ama bu konular velev ki protokole bağlansa dahi CHP’de AK Parti’ye karşı bir güvensizlik var; daha önce protokole bağlanan konuların inkâr edildiğini anlatmaya başlıyorlar.

***

Davutoğlu açısından da CHP en son tercih edilen seçenek.

CHP yıllarca AK Parti için bir ötekileştirme aracı oldu. CHP’ye vurmadan bir AK Parti siyaseti, tek parti CHP’sinin camileri ahıra çevirdiğinden söz etmeyen bir nutuk neredeyse mümkün görünmüyordu.

Öte yandan her iki parti de duyguları ve mantıkları arasında gelip gidiyorlar.

Az önce Nuray Babacan’ın haberinden söz ettik ya, AK Parti’deki değerlendirmesindeki o cümlenin tamamı şöyle: AK Parti yönetimi MHP ile uyumlu çalışacağına, ama CHP ile ülke sorunlarına çözüm üretebileceğine inanıyor.

Yani yürek başka, akıl başka makamda.

***

Bu zorluklara karşın her iki parti liderliğinin de yüreklerini olmasa da akıllarını çelen hususlar da var ama.

***

Davutoğlu seçimden oy kaybıyla çıktı. Bir de hükümeti kaybetmek ister mi? Kaybederse AK Parti kongresinden çıkar mı?

Yüzde 41 ile iktidardan çekilmenin yalnızca siyasi maliyeti olmaz, birbiri ardına dosyalar da açılacaktır.

Yani Davutoğlu AK Parti’yi hükümette tutmak isteyecektir.

***

Kılıçdaroğlu da seçimlerde partisinin önüme koyduğu hedefi bulamadı. Bir de muhalefette kalması ona ilk kongrede nasıl döner?

Üstelik yolsuzluklar konusunda belli kazanımlar elde ederse, hükümet ortağı olarak seçimdeki vaatlerini kısmen de olsa yerine getirme imkânı söz konusu olabilir.

Yani Kılıçdaroğlu ve CHP’nin mevcut yönetimi de yıllardır uzak kalınan devlet idaresinde yeniden etkili olmayı başka bazı açılardan siyasetlerine uygun bulabilir.

***

Tablo çok karışık görünüyor ama, çıkış yolları tamamen kapalı değil sanki.