AKP-CHP uzlaşması mümkün mü?

Eğer AK Parti ve CHP bir şekilde uzlaşmaya varıp daha demokratik bir anayasa metni üretebilirlerse, bu Türkiye için kazanç olur.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun buluşmaları bir saati doldurunca içeride “kaçak çay” muhabbetinden fazlasının yapılmakta olduğu az çok anlaşılmıştı.

Nitekim öyle oldu.

İki buçuk saat kadar süren görüşme ardından önce CHP’li Haluk Koç, sonra da AK Partili Ömer Çelik tarafından yapılan açıklamalarda her iki partinin de mevcut “12 Eylül anayasasının” daha demokratik ve sivil bir anayasayla değişmesi konusunda görüş birliği içinde oldukları söylendi.

***

Açıklamalara göre AK Parti ve CHP başka konularda da görüş birliğine varmışlardı.

Bunlar arasında Meclis İçtüzüğü'nün değiştirilmesi ve Avrupa Birliği (AB) uyum reformlarının sürdürülmesi de vardı.

Ama herkesin merak ettiği konu yoktu: Yeni anayasa başkanlık sistemine geçiş üzerine mi, yoksa parlamenter sistemi güçlendirmek üzerine mi kurulacaktı?

***

Aslında bu görüşmeden bir gün önce, hem Davutoğlu, hem de Kılıçdaroğlu yeni anayasa ve başkanlık sistemi üzerine tutumlarını yumuşatmışlardı.

Kılıçdaroğlu CHP grup konuşmasında “başkanlıkla geleceklerse gelmesinler” diyen parti yetkililerine karşın, Davutoğlu’nun ne tür bir başkanlık sistemi önereceğini dileyip, ona göre cevap vereceğini söylemişti.

CHP’de bir süredir ABD, Fransa gibi, başkanlık, yarı-başkanlık sistemlerinde pekala kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığına dayalı demokrasilerin mümkün olabileceği konuşuluyor.

***

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinden birkaç saat sonra da Davutoğlu, CHP’nin anayasanın (temel ilkelerinin yazıldığı) ilk dört maddesinin değiştirilmemesi ilkesine saygı duyduğunu, kendisinin de denge ve denetleme mekanizmaları konusunda duyarlı olduğunu söylemişti.

Bu sözler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir süre önce “Ana muhalefet partisi ile uzlaşma olsa bir ayda geçer” sözleriyle birlikte ele alındığında ortada bir uzlaşma olmasa da en azından bir eğilim bulunduğuna işaret sayılıyordu.

Dün bu da soruldu Çelik ve Koç’a.

***

Koç, bu konuda somut öneri olduğunda görüş bildireceklerini söylemekle yetindi.

Çelik ise, AK Parti’nin başkanlık sistemine geçiş talebiyle CHP’nin kuvvetler ayrılığı ve parlamentonun güçlendirilmesi önerileri arasında bir yakınlaşma olup olamayacağına bakacaklarını ifade etti.

Özetle, AK Parti başkanlıktan bahsetmiş ne tür başkanlık istediğini söylememişti, ama iki parti görüşmeye devam edecekti.

***

Her iki parti de şu anda bardağın dolu tarafına bakıyor belli ki.

Davutoğlu 4 Ocak’ta MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşecek.

Çelik’e göreyse, artık “ucu açık” tartışmalar yapmanın yararı olmadığı görüldü.

***

MHP katılsın, ya da katılmasın AK Parti ve CHP belli bir görüşme ahengi tutturmuşa benziyor.

Bunda 7 Haziran sonrasındaki koalisyon arayışlarının da katkısı var belli ki.

Aslında bundan beş yıl önce CHP, AK Parti’nin “diğerlerine takılmayalım, ikimiz halledelim” önerisini kabul etmiş olsaydı, belki de Türkiye bu kadar yorulmadan, bugünkü gibi hırpalanmadan yeni bir anayasayla, belki Kürt meselesini de hal yoluna sokmuş olarak yol alıyor olabilirdi.

***

Ama siyaset geçmişte takılıp kalmayı değil, ileriye bakmayı öngörüyor.

Eğer AK Parti ve CHP bir şekilde uzlaşmaya varıp daha demokratik bir anayasa metni üretebilirlerse, bu Türkiye için kazanç olur.

Henüz konuşmak için çok erken ama bu yalnızca siyasi gerilimin azalmasını değil, yargıya ve ekonomiye güvenin artmasını da sağlayacaktır.

Hiç değilse bu defa Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu bu fırsatı iyi değerlendirmeli, 2016 için vatandaşların önüne bu umudu koyabilmelidir.