Alman olsaydınız nasıl oy kullanırdınız?

Almanya, ekonomik kriz ortamında seçime gidiyor. Türk yerine Alman olsanız nasıl bakardınız?

Yarın Almanya’da parlamento seçimleri yapılıyor. Küresel ekonomik kriz sonrası ekonominin yeniden yapılanması, ABD’de Pittsburg’daki G20 toplantısında masaya yatırılırken, krizden en çok etkilenen ekonomilerden Almanya seçime gidiyor.
Avrupa’da kitlelerin, daha yüksek vergi pahasına kâr payı yüksek riskli ekonomiler yerine, güvenceli sosyal devlet uygulamaları eğilimi taşıyıp taşımadığı Alman seçimlerinde görülecek.
Almanya’dan söz ediyoruz. Dünyanın (ABD ve Japonya ardından) üçüncü büyük ekonomisi; Avrupa’nın en büyüğü. Dünya’nın Çin’den sora ikinci ihracatçı gücü.
Alman endüstrisinin dünya ekonomisine yön veren markaları zor duruma düştükçe işçi çıkarıyorlar. Opel fabrikasına uzun süre alıcı çıkmaması, Porche’nin, Volkswagen’in Katar’a hisse devrederek ayakta kalabilmesi, bizim kolay anlayamayacağımız bir asabiyet oluşturuyor Alman toplumunda.
İşten çıkarmalar ve iş sahalarının daralması gözleri Alman, dahası Hıristiyan kökenli olmayan yurttaş ve vatandaşlara çeviriyor.
Almanya 82 küsur milyon nüfusunun 7 küsur milyonu Alman olmayanlardan oluşan bir ülke. Yabancı nüfus içinde Türkler çoğunlukta, yarıya yakın.
Geçen seçimlerde Türkiye’nin Avrupa Birliği üzerinden yürütülen seçim kampanyasının toplum üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle bu seçimlerde partiler bu konuya değinmemek üzerine bir tür yazılı olmayan anlaşmaya vardılar. Türkiye’ye vurmak da yok, övmek de yok.
Ama Türkiye konusu, konuşulmasa da seçmen bilincinde asli konular arasında. Örneğin partilerin dış politika konuları arasında, iki konu anılıyor uluslararası medyada: Birincisi, Almanya’nın Afganistan’daki askeri varlığı. Uzun tartışmalardan sonra Sol Parti dışında belli başlı bütün partiler bir şekilde bu varlığa -en azından açıkça karşı çıkmama çizgisine geldi.
İkincisi, Türkiye’nin AB üyelik hedefi. Angela Merkel liderliğindeki Hıristiyan Demokratlar
(CDU) Türkiye’ye ne olduğu belirsiz bir ‘ayrıcalıklı ortaklık’ vermek konusunda Fransa’daki Nicolas Sarkozy çizgisiyle paralel duruyorlar. Sosyal demokratlar (SPD), Yeşiller ve Liberal Demokratlar (FDP) ‘koşulları yerine getirirse tam üye olmalı’ diyorlar. (Alman medyasında yer alan Liberallerin de CDU eğilimine girdiği yorumları, parti kaynaklarınca kesin dille yalanlanıyor.)
Yine de ‘Türkiye üzerinden siyaset yapmama’ anlaşmasına uymayanlar oldu. Berlin polisi
seçimlere üç gün kala ırkçı eğilimlerini gizlemeyen Almanya Milliyetçi Partisi (NPD) merkezini
basarak Türk adaylara tehdit mektupları gönderilmesi olayının üzerine gitti.
Çünkü Almanya, demokrasisinin geldiği nokta sayesinde Türk adaylara da yönetim kapılarını
açmış bulunuyor.
Türk kökenli Alman vatandaşı Cem Özdemir, düşünsenize, koalisyon ortaklığı ihtimali bulunan bir partinin, Yeşlillerin -Claudia Roth ile birlikte eş başkanı. Yeşiller koalisyon ortağı olsa, Özdemir’in Alman hükümetinde yer alması söz konusu.
Bu Türkiye’de olabilir mi? Diyelim Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na girip yenilmiş bir ülke olsa, kalkınması için kendi doğusundan işçi gücüne ihtiyaç duysaydı, o işgücüne zaman içinde vatandaşlığa varacak haklar verir miydi? (Düşünün ki haklı ya da haksız nedenlerle hâlâ doğumuzdan gelenlere iltica hakkı dahi vermiyoruz.) Diyelim ki Özbekistan’dan, Pakistan’dan, Hindistan’dan gelen çalışanlar ve aileleri nüfusumuzun yüzde 5 gibi bir paya
ulaşsa, Türk vatandaşlarına gidecek işlerde çalışsalar, iş kursalar, aralarından Fatih Akın gibi ünlü film yönetmenleri, Hamit Altıntop gibi ünlü futbolcular çıksa, onlardan birisinin Türkiye’de belli başlı bir partinin başkanı olması, ülke yönetimine talip olması şansı ne kadar olurdu?
Almanya’da seçimler var. Almanya’daki seçimler ve Türklerin ötekileştirilmesi üzerine pek çok yorum yapıldı, yapılıyor ve yapılacak. Türklere yapılan haksızlıklardan da doğal olarak söz edilecek.
Öte yandan bir dakika durup şunu düşünmekte de yarar var: Siz bir Alman olsaydınız nasıl oy kullanırdınız?
Türk kökenli bir parti başkanına oy verecek milyonlarca Yeşil üyesi Alman kadar açık
fikirli, ya da işlerini riske atacaklarını bildikleri halde milliyetçi davranmayı düşünmeyen
milyonlarca sosyal demokrat Alman kadar tutarlı olabilecek miydiniz?
Bir dakika durup düşünmekte ve Türkiye’nin toplum ve siyaset olarak demokrasi yolculuğunun neresinde olduğu üzerinde kafa yormakta yarar var.