ANAP-DYP-DSP senaryosu

Mumcu'nun tartışmaya açtığı modele göre ANAP, DYP ve DSP'den isimler, ortak liderle seçime gidip Meclis'e girebilir.

Merkez sağ ve solda, şu an tek başlarına yüzde 10 barajını kolay aşacak gibi durmayan partiler seçime birlikte girseler Meclis'te bir üçüncü grup oluşturabilir mi? Böyle bir grup, hem Meclis'teki temsil adaleti sorununu hafifletme, hem de AK Parti ya da CHP için bir koalisyon ortağı, bir siyaset seçeneği olma işlevini yerine getirebilir mi?
Kulağa şimdiye dek ortaya atılan yüzlerce siyaset senaryosundan biri gibi gelse de, bu senaryonun 4 Kasım 2007 genel seçimleri için hukuken ve siyaseten gerçekleşme zemini yok değil; eksik olan iki şey cesaret ve niyet.
Senaryoyu, daha doğrusu modeli ortaya atan, dün CNN Türk'te Fikret Bila ile yaptığımız programda Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu oldu. Bunun asla bir teklif anlamına gelmediğini, bir saptama olabileceğini ısrarla vurgulayarak (program sırasında ve sonrasında) şunları söyledi:

  • "Yüzde 10 barajı nedeniyle seçim ittifaklarını meşru görüyorum. Mevcut Meclis'te AKP'nin bir oyu 3 oy, HP'nin 1 oyu 2 oy değerindeyken, seçmenin neredeyse yarısı temsil edilemiyor. Şu an bizim bir ittifak arayışımız yok. Parti kurullarında oturup görüştüğümüz bir şey değil. Böyle bir teklif de bize gelmiş değil. Ama bizimle ittifak kurmak isteyen partiler olursa, görüşmeye açığız."
  • "DYP ile birleşme konusu, birtakım insanların çabalarıyla yıllardır konulan bir konu. Ama dışarıdan zorlamayla olacak bir şey değil. Bir de bu konuda liderlerden çok, kadrolardan kaynaklanan bir direniş var. Partiler birleşirse, kadroların yarısı dışarıda kalacak diye bir direniş sergileniyor."
  • "Oysa merkez siyasette bir temsil ihtiyacı var. Ben buna Milli Demokratik Merkez diyorum. Anavatan Partisi siyasetin tam merkezinde ama, hemen sağımızdaki komşumuz DYP, hemen solumuzdaki komşumuz da DSP. Herkes komşularını sever. Biz de komşularımızı seviyoruz.
  • "Şimdi ben böyle söyleyince bir teklif yapıyorum diye algılanmasın. Biz tek başımıza iddiamızı sürdürüyoruz. Ancak Milli Demokratik Merkez için bir ittifaktan değil, bir bütünleşmeden söz ediyorum. Bu, bir yeniden yapılanma iradesi olabilir. Buna katılan partiler seçimlere aynı yapıda girebilir."
  • "Milletvekili adaylarının, mesela yüzde 5'i ortak girişimde bulunan parti merkezlerince belirlenir, gerisi illerdeki, ilçelerdeki ticaret odaları, sanayi odaları, ziraat odaları, muhtarlar derneklerinin görüşüyle belirlenir."
  • "Böyle bir girişimin başında kim olacağının hiçbir önemi yok, ben olayım diye bir iddada bulunmam. Demokrat Parti, biliyorsunuz Anavatan'a katıldı. İsim hakkı Anavatan'da.
    Henüz bu konuda ne DYP ile ne de başlasıyla bir görüşmemiz olmadı. Zaten böyle şeyler gizli olmaz, olmamalı da."
    Demokrat Parti isminin, kendi varlığını sürdürerek ittifak niyeti taşıyan partiler için bir imkân verdiği söylenebilir.
    Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, şu anki siyasi tabloda Anavatan Partisi'nin de, Doğru Yol Partisi'nin de Demokratik Sol Parti'nin de tek başlarına yüzde 10 barajını aşma konusunda çok rahat olduklarını söylemek mümkün değil. Meclis'te grubu bulunan bir parti, kendiliğinden genel seçimlere katılma hakkına sahip oluyor. Yani Mumcu'nun tartışmaya açtığı model hayat bulursa, bu üç partiden isimler, üç partinin de kabul edeceği bir lider başkanlığında seçime giderek bir grup oluşturabilir. Sonrası, her üç partinin kendi bileceği iş olur. Ya grup avanajlarını kullanırlar, ya herkes kendi yoluna devam eder, ama Meclis'te temsil imkânı bulur.
    Mumcu'nun sözünü ettiği model, şu ana kadar ittifaklara açık izlenimi veren DSP tarafından baştan reddedilecek gibi görünmüyor. DYP'nin böyle bir projeye yaklaşıp yaklaşmayacağı konusunda daha fazla tereddüt var.
    Başta sözünü ettiğimiz cesaret ve niyet burada devreye giriyor. Türk siyasetinde genel olarak kendini büyük ve yenilmez gösterince, halkın buna inanacağı yönünde bir boş inanç var. 'Seçmen bizi zayıf görür' diyerek 1999 seçimlerinde o zaman iktidarda olan partileri seçim barajını düşürmekten alıkoyan da, 2002 seçimleri öncesinde DSP, ANAP ve MHP'yi istemeye istemeye erken seçime gitmeye iten de bu Şarklı böbürlenme alışkanlığı olmuştu.
    Mumcu'nun son yıllardaki siyasi hat ve hareketleri konusunda değişik düşünceleriniz olabilir. Ama ortaya attığı model, hukuki zemini olan bir siyasi araç önerisidir ve tartışılmayı hak ediyor.