Anayasa için sivil katkılar

Hafta sonu Ankara'daki Anayasa Çalıştayı, anayasa çalışmalarına sivil katkıyı amaçlıyor.

Lafı uzatmadan söyleyelim: Anayasa değişikliği konusunda hükümetin başından beri yapması gerekeni yapmak için sivil toplum kolları sıvadı.
Hafta sonu Ankara'da toplanacak 'Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı' Türkiye'de ilk kez yeni bir anayasa yazımı öncesinde sivil toplumun çok değişik kesimlerinden görüşlerin bir arada dile getirilmesi ve topluca ifade edilmesine çalışacak.
Hükümetin Anayasa değişikliği paketi kulise sızdırıldığı gibi 15 Aralık'ta açıklanır mı? Henüz belli değil. Ama Çalıştay'ın sözcülüğünü yapan TEPAV Direktörü Profesör Doktor Güven Sak, 8-9 Aralık'ta yapılacak toplantı sonuçlarının 10 Aralık'ta ilan edileceğini söylüyor.
Sak'ın dün Ankara'da bir grup gazeteciyle yaptığı bilgilendirme toplantısında verdiği bilgiye göre, Çalıştaya davet edilenler arasında kadın derneklerinden sendikalara, sanatçılardan işadamlarına dek yüzlerce isim var.
'Söz sizde' sloganıyla ortaya çıkan çaba ne bir günün eseri, ne de 10 Aralık'ta bitecek. Çabanın geçmişini, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun 27 Mayıs'taki TOBB Genel Kurulu'nda yaptığı 'yeni bir anayasa' çağrısına dayandırmak mümkün. O tarihte Türkiye, cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim gerilimini yaşıyordu ve henüz Başbakan Tayyip Erdoğan, Profesör Doktor Ergun Özbudun'u davet edip kendisine yeni bir anayasa metni ısmarlamamıştı. Yine de Hisarcıklıoğlu'nun bu çağrısı ilgi gördü. Seçimler ardından ve artık Türkiye Erdoğan'ın yeni anayasa girişimini tartışıyorken, 25 Eylül'de Ekonomik ve Sosyal Konsey'in hükümet dışı üyeleri bir toplantı yaparak Anayasa tartışmalarının Meclis çatısı altında ve geniş diyalogla yapılması gerektiğini söylediler ve birlikte çalışma kararı aldılar. 9 Ekim'de TOBB, TÜSİAD, TİSK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen, TESK ve TZOB başkanları Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile bir araya gelerek görüşlerini somutlaştırdılar. Bu örgütlerin 5 Kasım'daki toplantısında ayrıntıya inilmeye başlandı; bir teknik kurul oluşturuldu ve sekretarya görevi TOBB'un düşünce üretim kuruluşu TEPAV'a verildi. Aradan geçen bir ayda çabaya katılan etkili sivil toplum örgütleri de olmuş, gelinen nokta bu.
Çabanın 10 Aralık'ta bitmesi değil, aslında başlaması öngörülüyor. Çünkü örneğin en az 7 bölgede yapılacak yerel çalıştaylar, yalnızca hukukçuların katılacağı teknik çalıştaylar, gerekirse bir ulusal çalıştay daha ve en az üç uzmanlık komisyonu öngörülüyor: Denetleme-dengelem mekanizmaları için siyaset bilimcilerin, ekonomik konular için iktisatçıların, yerelleşme ve bölgesel kalkınma konuları için siyasetçi ve hukukçuların bir araya getirilmesi düşünülüyor.
Bütün bunları ayrıntılarıyla dünden itibaren yayına geçen www.anayasaplatformu.net internet sitesinde bulabilir, çalışmalara siz de katılabilir, sesinizi duyurabilirsiniz.
Güven Sak, çalışmanın kesinlikle alternatif anayasa yazımı çalışması, ya da Meclis faaliyetini perdeleme, perdelenmesine gerekçe verme çalışması olmadığını, tersine bütün çalışmalara yarar sağlayacak, tamamlayıcı bir çaba olarak görülmesi gerektiğini söylüyor. Bence haklı. Çünkü Türkiye'de iki deneme ardından yeniden sivil koşullar altında bir anayasa yapma imkânı var ve Başbakan Erdoğan Meclis'te uzlaşma komisyonlarına yanaşsa da, yanaşmasa da sivil toplumun beklentilerini yüksek sesle dile getirme, bunu meşru ve bilimsel zeminde yapma fırsatı doğuyor. Değerlendirmekte fayda var.



Bravo Egemen Bağış'a ama...
Dünkü Radikal'de kamu kesiminde kadın çalışanların giderek azalmaya başladığına ilişkin İRİS Grubu tarafından yapılan bir araştırmayı aktarmıştım.
Yazıya olumlu tepkiler geldi. Dün arayanlar arasında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış da vardı. Bağış, partisinin Dış İlişkiler Başkanlığı'ndaki altı yardımcısından üçünü hanım üyeler arasından seçtiğini, yani yarı yarıya denge gözettiğini söyledi. Ben de tebrik ettim; gerçekten örnek alınacak, kişisel bir çaba.
Toplumdaki örnekler biraz da böyle kişisel çabalarla artıyor. Ama ne yazık ki yetmiyor. Çünkü sorun biraz sisteme, biraz da sisteme egemen olan zihniyete bağlı. Egemen Bağış'ı şahsen tanıyorum; kadın-erkek eşitliği konusuda çok farklı düşünmediğimizi sanıyorum. Dolayısıyla Bağış'tan da, AK Parti içinde yer alan diğer benzeri uyanıklıktaki yetkililerden de, sisteme ve zihniyete ilişkin değişiklik çabası bekleme hakkımız doğuyor. Kötü adımları eleştirdiğimiz gibi, iyi adımları teşvik etmek de bize düşüyor.