Anayasa, reform ve sorumluluklar

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talebiyle profesör Ergun Özbudun ve beş öğretim üyesi tarafından hazırlanan yeni Anayasa önerisi nihayet kamuoyuna duyuruldu.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talebiyle profesör Ergun Özbudun ve beş öğretim üyesi tarafından hazırlanan yeni Anayasa önerisi nihayet kamuoyuna duyuruldu. Öneri, AK Parti içinde Dengir Fırat başkanlığında oluşturulan 11 kişilik bir komisyonun, Özbudun komisyonuyla dün akşamdan itibaren yapacağı birkaç günlük bir çalışmayla 'AK Parti' taslağı haline gelebilecek. En azından söylenenler bu yönde.
Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Mevcut 1982 Anayasası pek çok yönden tartışmalı ve toplumun taleplerinin gerisine düşmüş durumda.
Mevcut Anayasa, insan için devlet değil, 1982'nin askeri rejim koşulları da göz önüne alındığında devlet için insan mantığıyla hazırlanmış bir metin. Metnin karmaşıklığı, her türlü yoruma açık ayrıntılara boğulmuş yazım dili, yine o dönemin ekonomi, siyaset ve hukuk anlayışına göre kaleme alınmış ve gelişmeye değil değişmemeye dayalı korumacılık anlayışı, zaten o günden bu yana neredeyse yarısının değiştirilmiş olmasından da belli.
Dün İstanbul Üniversitesi Rektörü Profesör Mesut Parlak, 'Anayasa'yı siyasiler yapmamalı' diye bir açıklama yaptı. Açıklama, 367 meselesini ortaya atarak aslında Abdullah Gül'ü Çankaya'dan men etmeye çalışırken, Cumhurbaşkanlığı makamına, bir seçimle güçlenerek çıkmasını sağlayan eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Cumhuriyet'teki demeci ardından geldi. Oysa siyasiler tarafından hazırlanmamış 1982 Anayasası'nın hali ortada. Son dönemde yaşanan hemen bütün siyasi ve hukuki sorunların kökeninde siyasilerin serbestçe hazırlamamış olduğu 1982 Anayası vardı.
Türkiye daha özgürlükçü, daha katılımcı, daha gelişme odaklı bir anayasayı hak ediyor.
İkinci olarak, Türkiye'nin önünde yarım kalmış ve hiç başlanmamış bir dizi reform, özellikle ekonomik ve sosyal içerikli olanlar için yeni anayasa bekleniyor. En azından Erdoğan hükümetinin oyun planı bu. Sosyal güvenlik reformundan rekabeti artırıcı, işgücü piyasasını düzenleyici yeni yasalara, kamu idaresi reformundan ekonominin kayıt içine alınmasına dek pek çok reform için hükümet anayasa değişikliğini bekleyecek gibi görünüyor.
Bunun nedeni, bu yönde yapılacak pek çok düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nden döneceği endişesinin taşınıyor olması. O nedenle Erdoğan ve AK Parti işin kaynağına inip Anayasa'yı değiştirme yolunu seçiyor.
Tekrarlamak gerekirse, evet, Türkiye'nin daha insan odaklı, daha özgürlükler ve refah odaklı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini korurken vatandaşını daha kucaklayıcı bir anayasa'ya ihtiyacı var.
Ancak bir yandan reformların bir an önce gerçekleştirilmesi, diğer yandan yürütme ve yasamanın gücüne karşı tek dengeleme ve denetleme mekanizması olarak kalan Anayasa Mahkemesi'nin hükümete ayak bağı olmasını aşmak amacıyla aceleye getirilmiş bir anayasa, Türkiye'nin yararına olmayacaktır.
Bu metin bu haliyle kabul edilirse, yargı, yasama ve yürütme arasındaki sınırlar daha da belirsiz hale gelmesi, yürütmenin yasama üzerindeki etkisinin artması ve kurallarda yapılan değişiklikle yargının rolü azalması mümkün görülmektedir.
Bugünkü Anayasa'nın aceleye getirilerek ve aslında katılımcı olmayan bir tartışma yöntemi olan 'Biz açıklayalım, herkes de açıklayıp fikrini söylesin, dikkate alırız' anlayışıyla değiştirilmesinin meydana getireceği sorunlar, mevcut Anayasa'nın yol açtığı sorunlardan büyük olacaktır.
Taslakta ilk bakışta olumlu görünen bazı özellikler, bu riski ortadan kaldırmıyor.
Gerek komisyona, gerek taslak için son sözü söyleyecek Başbakan Erdoğan'a, gerekse AK Parti taslağı ortadan çıktıktan sonra muhalefet partileri ve sivil topluma büyük sorumluluk düşüyor. Erdoğan ve hükümetine düşen sorumluluk, 1961 ya da 1982 Anayasalarında olduğu gibi tepkisel bir bakışla ve güncel siyaset kaygılarıyla ne hükümete, ne Türkiye'ye sağlıklı bir gelecek hazılamanın mümkün olmadığı bilinciyle hareket etmektir. Muhalefet ve sivil topluma düşen ise laik ve demokratik Türkiye'yi toplumsal ve hukuksal dokusuyla güçlendirecek, önünü açacak bir anayasa için ısrarlı ve yapıcı katkı vermektir. Aksi halde zararını hep birlikte göreceğiz.