Anayasa tartışması genişliyor

Ankara'da herkes Cumhurbaş-</br>kanı Abdullah Gül'ün yasama yılı açılışında anayasa konusunda ne diyeceğini beklerken İstanbul'dan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuşması geldi.

Ankara'da herkes Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yasama yılı açılışında anayasa konusunda ne diyeceğini beklerken İstanbul'dan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuşması geldi.
Büyükanıt, anayasa çalışmaları konusunda hükümetin bir taslak açıklamasının ardından 'kendilerini ilgilendiren' konularda görüşlerini söyleyeceklerini peşinen ilan ediyor, bundan kimsenin kuşku duymaması gerektiğini söylüyordu.
Genelkurmay Başkanı'nın Harp Akademileri öğretim yılı açılış törenindeki konuşmasında belki de en dikkat çekici iki bölüm, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin anayasa ve ilgili konularda ne tür bir bekleyiş içinde olduğunu da gösteriyordu.
Biri, Büyükanıt'ın "Son defa ifade ediyorum" uyarısıyla dile getirdiği 'ilgi alanıydı': TSK'nın iç politikayla ile ilgisi olamazdı ve olmamalıydı. Ancak Büyükanıt "Ülkemizin ve rejimimizin temel direkleri üniter, ulusal ve laik devlet yapımız bizim var olma nedenimizdir ve olmaya devam edecektir" diye bu konularda TSK'nın müdahil olmaya devam edeceğini de ilan ediyordu.
İkinci husus, Büyükanıt'ın bu çerçevede 'TSK'ya yönelik saldırılara' da değinirken kullandığı ifade oldu. Büyükanıt'ın "Bugüne kadar kısmi suskunluğumuz devletimize, ulusumuza, birlik ve düzenimize duyduğumuz saygıdan ileri gelmektedir. Şunun bilinmesini istemekteyim, herkesin bir hududu vardır, bu hududu kimsenin zorlamaması gerekir" sözleri ciddiye alınmayacak gibi değil. Bu sözler "Son defa ifade ediyorum" sözüyle, hem de bir hafta önce Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Kara Harp Okulu konuşması ve onun öncesinde Harbiye komutanının öğrencilere "Değişmez sanılanı değiştirmek için hazır olun" sözleriyle birlikte değerlendirilirse, ortaya çıkan tablo bir gerilme tablosudur.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Nev York'taki Türk toplumuyla sohbetinde, bir izleyicinin "Artık darbe istemiyoruz" demesine "Biz de istemiyoruz" diyerek artık bunların geride kaldığını vurgulaması da boşuna değil. Ya da Cumhurbaşkanı Gül'ün dünkü konuşmasında demokratik kazanımlarla ilgili bölümdeki şu cümlelere bakalım: "Böylelikle, milletimizin özgüveninin daha da artacağından eminim. Buna rağmen, kimi zaman tarihimizde veya yakın geçmişimizde yaşanmış olan çalkantıların ve travmaların tortusu niteliğindeki bazı kaygı ve korkular günümüzde de gündeme gelebilmektedir. Ancak önemli olan millet olarak bunları gidermeyi, aşmayı ve bunlardan sıyrılmayı başarabilmemizdir. Milletimizin bunun için gerekli dayanışma ve güven duygusuna, diyalog anlayışına, iyi niyete ve olgunluğa sahip olduğuna kuvvetle inanıyorum."
Cumhurbaşkanı, gayet ılımlı olmasına itina gösterdiği anlaşılan Meclis yasama yılı açılış konuşmasında boşuna mı "yakın geçmişteki çalkantılardan", "travma tortularından" söz ediyor. Tabii ki boşuna değil. Gül gibi deneyimli bir siyasetçi, Ankara'nın açık gündemini olduğu kadar gizli gündeminin de şekillenmesinde asli rol oynayacak makamda. Bu konuya böyle usturubuyla, ama köşeli sözcüklerle değinmesi, ne yazık ki bu konunun, özellikle de kritik zamanlarda Ankara'nın gizli gündeminde hep yer işgal etmesinden kaynaklanıyor.
Belki de bu nedenle Gül, ağırlığını Türkiye'nin Avrupa Birliği vizyonuna verdiği konuşmasında, anayasa çalışmalarının en geniş katılımla yapılmasına olan inancından bahsederek, hükümete adeta bir dilekçe veriyor.
Meclis Başkanı Köksal Toptan da, birkaç gün önce Radikal'e söylemiş olduğu gibi, anayasa çalışmalarının doğal adresi olarak (tıpkı TOBB Başkanlığı'ndaki yedi büyük sivil toplum kuruluşu ve TÜSİAD gibi) Meclis'i gösteriyor.
Toplumun değişik kesimlerinde olumlu algılanan yeni bir Anayasa niyeti, giderek tartışmaları tatsız bir hal almaya başladı.
Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla Profesör Ergun Özbudun ve ekibi tarafından hazırlanan akademik taslak, hâlâ AK Parti taslağı haline gelemedi. Belli ki orada da sıkıntılar var. O halde yapılacak şey, artık her kademede ifade edildiği gibi işi Meclis'e, ehline emanet etmek değil mi?
Anayasa konusunda muhalefet partileri ve sivil toplumdan sonra Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Genelkurmay Başkanı da konuştu. Gözler artık Başbakan'da.