Ankara IŞİD'e karşı sertleşiyor

IŞİD'in Suruç'ta gençleri katletmesi, hükümetin bir süredir örgüte karşı tutumunu sertleştirmesi ardından geldi. Ankara daha sert tedbirlere hazırlanıyor.

Bir gün önce, 19 Temmuz’da Ankara’da Kızılay, İstanbul’da Kadıköy’de basına açıklama yapıp öyle yola çıkmışlar.

Sabah kahvaltısı Suruç’ta “Amara Kültür merkezi” bahçesinde yapılmış, orada basın açıklaması da yapıp, Kobani’ye geçmek istiyorlarmış, “yeniden inşa” çalışmasına katılacaklarmış.

Pankartlarını açtıkları sırada, pankartın arkasında biriken grupta bir patlama oluyor, görüntülerini izledik: Bu yazının yazıldığı sırada öldürülenler 30’u bulmuştu, kimi ağır 74’ü yaralanmıştı.

***

Feci bir saldırı!

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü Türkiye’yi de cehenneme çevirmek için en zayıf halka gördüğü iktidar muhalefet ayrımına, gençleri öldürmek suretiyle saldırmıştır.

Önce o kınanmalıdır; akıllarda Türkiye’nin Suriye iç savaşına fazla dahil olmasından kaynaklanan güvenlik zafiyetleri soruları olsa da, asıl sorumlu bu cinayeti işleyendir.

***

Terörist saldırıyı kınadıktan sonra güvenlik zafiyetine de dikkat çeken HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş oldu. “İddia ediyorum” dedi, devletin oraya gidecek her bir genci kayıt altında tuttuğunu söyledi.

İşte bir gün önce İstanbul ve Ankara’da polis kameraları önünde konuşanlar da aynı gençlerdi.

AK Parti’li Orhan Miroğlu ilk tepkilerinde “Hedefin HDP olduğu belli” dese de Başbakan Ahmet Davutoğlu ilerleyen saatlerde “Saldırı Türkiye’yedir, hepimizedir” dedi.

Saldırının Türkiye’yi bütün bölge ülkelerinden (Ortadoğu’yu kastediyordu) ayrıştıran 7 Haziran seçimlerinden sonra yapıldığına dikkat çekti.

Ardından Meclis’teki dört partiye terörizme karşı ortak açıklama çağrısı yaptı; bunu hükümet çalışmalarına katmak istemediği HDP’ye de yaptı.

***

HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın iddiası, güvenlik güçlerinin kimin o gençlerin arasına girmiş olabileceğini bildiği yönündeydi.

Sözcü gazetesinde 8 Temmuz’da yayınlanan bir habere göre, Kilis Emniyetinden 17 Haziran çıkışlı bilgiler, IŞİD’in karargâhının bulunduğu Suriye’nin Rakka şehrinden gönderilen 6 kişilik bir intihar bombacısı ekibinin 15 Temmuz’da eylemler yapmak üzere Türkiye’ye sızacağını iddia ediyordu.

Daha birkaç hafta önce IŞİD tehdidi sorulduğunda “Yoktur” diyen Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, dün akşamüzeri saldırıdan bir intihar eylemcisinin sorumlu olduğunu söyledi.

***

Bakın, eğri oturup doğru konuşalım: Ne Türkiye’den gençlerin IŞİD’e katılmak için, ya da El Nusra’ya, ya da PYD’ye katılmak için akın akın Suriye’ye geçmesi normaldir, ne Türk hükümetinin bir komşu ülke yönetimini devirmeyi dış politika önceliği haline getirmesi, ne Suriyeli muhaliflerin burada alenen askeri komite toplantıları yapmaları, ne de Suriyeli muhaliflerin kendi aralarındaki ihtilafı dahi Türkiye sahasında çözmeye çalışması…

Bütün bunlar AK Parti hükümetlerinin Türkiye’yi Arap alemi işlerine fazla karıştırmasının sonuçları olarak da görülebilir.

Gelinen noktada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün “Bu vahşeti” kınamış, “terörün dini olmadığını” söylemiş, öldürülenlere “rahmet, ailelerine başsağlığı” dilemiştir; geç de olsa doğrusu budur.

***

“PYD IŞİD’ten tehlikeli” diyecek kadar ideolojik saplantıyla hareket eden anlayış neyse ki ve özellikle de 7 Haziran seçimlerinden sonra etkisini kaybetmeye başladı.

Ankara Suriye siyasetini de, IŞİD’e karşı mücadele çizgisini de 7 Haziran sonrasında değiştirmeye başladı.

ABD’nin IŞİD Özel Temsilcisi John Allen ve heyeti Ankara’ya geldi, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve heyetiyle uzun toplantılar yaptılar.

***

Önce söylem, sonra tutum değişmeye başladı.

Polis Türkiye’nin her yerinde elleriyle koymuş gibi IŞİD’çileri içeri almaya başladı. Üstelik bunların çoğunun gençleri örgütleyip Suriye’ye gönderen teşkilatçı takımından olduğu bildiriliyordu.

Genelkurmay, hemen her gün Suriye sınırını geçerken kaç kişinin yakalandığını açıklamaya başladı.

***

Sonra –Davutoğlu’nun söylediği üzere muhtemelen- IŞİD saldırdı.

Görünen o ki, Ankara’nın IŞİD’e karşı tutumunun sertleşmesi, Suriye konusunda da uluslararası toplumla daha iç içe hareket etmesi beklenmelidir.

Ankara’nın alması beklenen sert tedbirlerin siyasi, askeri ve ideolojik alanlarda olması muhtemeldir.

Burada hükümetin IŞİD’in İslamcılık ideolojisini kendisine kalkan yapıyor olmasına aldırmadan terörist örgüt olarak sayıp, ona göre mücadele etmesi en az Suriye ve Irak cephelerinde verilecek uluslararası mücadele kadar önemlidir.