Ankara-Paris-Brüksel hattında gelişmeler

Ankara, PKK'lıların öldürülmesiyle Fransa ile doğan 'işbirliği havasının' devamını, Belçika ile görüşmelerin 'somut sonuçlar' doğurmasını bekliyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin bugün Brüksel’de, Avrupa Birliği yetkilileriyle değil, Belçikalı muhataplarıyla altılı bir görüşme yapmaya gidiyor. Görüşme Belçika hükümetini, diğer Avrupa hükümetlerine de örnek olması umuduyla terörle mücadele, suçluların iadesi ve adli işbirliği konusunda anlaşmaya ikna etmeyi amaçlıyor. Sonucunda da bir polis işbirliği mutabakat muhtırası ile adli işbirliği ortak beyanı yayımlanması bekleniyor.

Bu görüşme aylar süren çalışma sonunda ayarlanabildi. Belçika yetkililerinin Türkiye’nin taleplerini bakanlıklar arası trafiğe yönlendirmesi üzerine Türkiye “Üç bakanlığı toplayın, bir de üç bakan gelelim, açıkları kapayalım” dediler; bir anlamda Belçika’ya bu yönde manevra alanı bırakmamanın amaçlandığı anlaşılıyor. Altı bakan için uygun tarih bir ay kadar önce saptanabilmiş.

Belçika yıllardır Türkiye’nin bu konularda aradığı işbirliğini pek bulamadığı bir ülke. Brüksel, yalnızca AB ve NATO’nun değil, dolayısıyla dünyada yasal olan-olmayan pek çok örgütün, o arada PKK’nın da diplomasi ve mali örgütlenmesinin Avrupa’daki merkezi konumunda.

Örnek vermek gerekirse, İmralı görüşmelerinin başladığının Adalet Bakanı Ergin tarafından ilanından sonra BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Oslo görüşmelerine KCK adına katılmış olan PKK’nın Avrupa’daki ileri gelenlerinden Zübeyir Aydar’la görüşmek üzere Brüksel’e gitmişti. Sadece Aydar değil, Brüksel’de yaşayan bazı PKK yöneticileri aynı zamanda ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Narkotik’ kara listesinde yer alıyor. Bu gerçekten ağır bir suçlama ama böyle listeler var.

Sadece PKK değil tabii. Örneğin 1996’da işadamı Özdemir Sabancı ve sekreteri Nilgün Hasefe’yi öldürme olayının faili, DHKP-C üyesi Fehriye Erdal’ı da yıllardır Belçika’dan talep ediyor Türkiye. Ama Paris cinayetleriyle öne çıkan konu daha çok PKK.

Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, geçenlerde Milliyet’te yayımlanan demecinde, bu cinayet vesilesiyle PKK’nın Batı Avrupa’daki yapısının, PKK’nın hakkında arama emri, mahkeme kararları bulunan hangi yöneticilerinin hangi hükümetlerle, hangi siyasilerle görüştüğüne dair bilgilerin artık yalanlanması zor olacak şekilde kamuoyuna mal olduğundan söz etmişti.

Ankara, ‘bu defa’ kaydıyla Paris’in 3 PKK’lı kadın cinayetinde gösterdiği çaba ve işbirliğinden memnun görünüyor. Üst düzey bir yetkili ‘tabii ki’ Fransa’nın yakın geçmişte ASALA’nın cinayetleri, PKK’nın Türk hedeflerine saldırıları konusundaki tutumu üzerine ‘küçük bir hatırlatma’ yaparak, iki başkent, özellikle de MİT ve Fransız dış istihbarat servisi DGSE arasında ‘örnek’ işbirliğinden söz ediyor. Bir başka kaynak ise bunda mevcut Fransız yönetiminin, özellikle de öldürülen PKK’lılardan birisi ile sık görüştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı François Hollande’ın şahsi ısrarının rol oynamış olabileceği kanısını dile getiriyor.

Ankara, PKK’lıların öldürülmesiyle Fransa ile doğan ‘işbirliği havasının’ devamını, Belçika ile görüşmelerin ‘somut sonuçlar’ doğurmasını bekliyor.

Bir yandan da PKK ile Öcalan ve artık BDP’nin de katkısıyla görüşmelerin sonuçlanmasını istiyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in dünkü Hürriyet Daily News gazetesine verdiği demeçte Kürt sorununun çözümü doğrultusunda ‘kaybedecek zaman olmadığını’ söylemesi önemli. Görüldüğü üzere, siyaset ve diplomasinin güvenlik önlemlerinin önüne geçtiği bir süreç yaşanıyor. Belki de yeni olan ve bu defa gelişmelerin iyimserliğe yol açan yönü de bu.