Ankara'da çözüm inancı

Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs'ta ani çözüm gelebilir" diyerek, kalıcı çözüm arayışının etkili olacağına inandığını gösterdi.

Erdoğan, Kıbrıs konusunda 'ani' çözümden söz ediyor
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Suriye ziyareti için yola çıkarken
"Kıbrıs'ta çözüm aniden gelebilir" demesi, diplomatik kulisi hareketlendirdi. Erdoğan ayrıntıya girmemişti. Kıbrıs'ta Türklerin asli taraf olduğu bir çözüm bulunmadan, yalnız Rum Cumhuriyeti'nin adanın temsilcisi olarak tanınmasının söz konusu olmayacağı hem Erdoğan, hem de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından söylenmişti. Her ikisi de bu konuda BM'nin girişimde bulunması çağrısı yapmıştı.
Oysa BM'de, tam da yıl sonu tatilleri sırasında böyle bir işaret yoktu. Rusya'nın engellemesi nedeniyle, daha Annan Planı dosyası bile kapatılamamıştı. Üstelik 20 Şubat'taki KKTC genel seçimleri öncesinde, Kuzey Kıbrıs'ın yeni bir girişime katılması ek sorun getirebilir. Yakın çevresi, Başbakan'ın dünkü sözlerini, somut bir planın varlığına değil, hükümetin yeni girişimlere açık olmasına bağlıyor.
Şubat eşiğine karşın, ocakta Kıbrıs konusundaki temasların başlaması bekleniyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un yanı sıra bazı BM yetkilileri ile de temaslar olabileceği, Dışişleri kaynaklarınca ifade ediliyor. Ayrıca ocak sonunda yapılacak Davos toplantılarında Erdoğan ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın buluşma ihtimali konuşulmaya başlandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün İstanbul'da Yıldız Teknik Üniversitesi'nde konuşurken, hem Türkiye'nin yeni Kıbrıs arayışlarına, hem de Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki yeni aşamaya sert eleştiriler getirdi. Hükümeti, 'müşterek Kıbrıs hükümeti oluşmadıkça Rumları tanımama sözünde durmaya' çağırarak, bunun aksinin yapılacağı konusunda soru işaretlerine yol açtı. Denktaş'ın duygusal motiflerle süslü, seçim konuşması havasındaki sözleri, dün Milliyet'te Fikret Bila'ya verdiği demeçte çizdiği yeni uzlaşmalara açık yaklaşımla çelişiyordu.
Nitekim TBMM Başkanı Bülent Arınç, Denktaş'ı kapalı kapılar ardında hükümete başka, kamuoyuna başka konuşmakla suçladı. Geçen hafta sonu CNN Türk yayınında Dışişleri Bakanı Gül'ün yaptığı gibi, Denktaş'ın torununun da Rum Cumhuriyeti'ne pasaport başvurusunda bulunmuş olduğunu hatırlattı.
Denktaş'ın nisanda görev süresi doluyor. En azından üç kez, bir daha aday olmayacağını söyledi. Ancak Denktaş'ın Türk hükümetinin çözüm arayışlarından yana tavrı netleştikçe, Türk politikasının trajikomik hastalığı 'Görevden kaçamam' deme hazırlığına başlamış olacağına hükmetmek gerekiyor.
2005'te bolca Kıbrıs konuşacağımız anlaşılıyor.
Kıbrıs'ın Girit olma ihtimali nasıl artar?
KKTC Cumhurbaşkanı'nın, Kıbrıs'ta gelinen noktayı aşama aşama özetleyen 'Kıbrıs Girit Olmasın' adlı kitabı Remzi Kitabevi'nden yayımladı. Kitapta, Denktaş'ın geçmişteki ve gelecekteki uzlaşma arayışlarına neden bu kadar güvensiz yaklaştığına ilişkin önemli veriler var. Denktaş, Kıbrıs'ın Girit olmaması gerektiği yolundaki sözlerini birkaç yıl önce söylemiş, 1896'da Girit'in Osmanlı'dan Yunanlılara geçmesiyle sonuçlanan özerkleşmeyi anımsatmıştı. Böylece devletin derinlerindeki sinir uçlarına dokunup, muhtemel çözüm arayışlarının önünü kesmek istemişti. Türkiye'nin çıkarlarını gözettiğini söyleyen Denktaş, 10 Mart 2003 Lahey öncesi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın katılımıyla Çankaya'da yapılan toplantıda, "İlk 'Hayır' diyen siz olmayın" ricasına karşın, daha yola çıkmadan danışmanı Mümtaz Soysal'ın "Hayır demeye gidiyoruz" sözünün arkasında durarak Türkiye'yi çözümü daha zor sorunlarla karşı karşıya bırakmıştı.
Gelinen nokta şu: Gayriresmi rakamlar, halen 41 bin KKTC vatandaşının Rum Cumhuriyeti'ne pasaport başvurusu yaptığı yolunda. Bu, KKTC nüfusunun neredeyse yarısı demek ve Denktaş'ın torunu da bu sayım içinde. Kıbrıs'ın Girit örneğini tekrarlaması ihtimali, belki de bir zamanlar Kıbrıs Türklerinin kahramanı ve kurtarıcısı Denktaş'ın, artık ne kadar işe yaradığı görülen politikalarında ısrarıyla artıyor.