Ankara'da erken başlayan iktidar oyunu

Erdoğan'ın Gül'den sonra Cumhurbaşkanı olma ihtimali son zamanlarda, özellikle de AK Parti kulisinde dile getirilir olmuştu.

Ankara 2011’in bitmesine birkaç gün kala, üstelik Meclis tatile girmişken cumhurbaşkanlığı tartışması yürütüyor.
Üstelik bu tartışma daha çok iktidardaki AK parti çevrelerinde yürütülüyor.
Muhalefetin tavrı açık… Gerek Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, gerekse Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, Ekim 2007’de yapılan halkoylamasını esas alıyor. CHP ve MHP halkoylamasının cumhurbaşkanının iki defa beşer yıllığına halk tarafından seçilmesine imkân verdiğine dikkat çekip Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı görevinin 2012’de bittiğini ve önümüzdeki yıl yeniden seçim yapılması gerektiğini söylüyor.
Oysa Başbakan Tayyip Erdoğan, tartışmalar üzerine geçen hafta yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı seçimin 2014 yılında yapılması gerektiğini söyledi. Erdoğan’ın, Gül’ün halkoylamasından önce, Ağustos 2007’de Meclis tarafından 7 yıllığına ve bir defalığına seçilmiş olmasını esas aldığı anlaşılıyordu. 

Erdoğan’ın tavrı
Erdoğan’ın bu açıklamasından çıkartılması mümkün bir başka sonuç da, Gül’ün bir dönem daha cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasından yana olmadığı idi. Gerçi Erdoğan hükümeti aradan geçen dört buçuk yılda Meclis’ten halkoylaması sonucuyla uyum sağlayacak bir cumhurbaşkanlığı seçim yasası geçirmiş olsaydı, bu tartışmaların hiç biri yaşanmamış olacaktı ama demek şimdi sıra geliyor; burası Türkiye.
Erdoğan’ın Gül’den sonra Cumhurbaşkanı olma ihtimali son zamanlarda, özellikle de AK Parti kulisinde dile getirilir olmuştu. Ama ilk defa önceki gün, 27 Aralık’ta Erdoğan’a şahsen de sadık bakanların belki ilk sırasında yer alan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Erdoğan’ı 2014 yılında cumhurbaşkanı görmek istediklerini açıkça söyledi. 

Kapı hâlâ aralık
Aynı akşam Kanal 24’e mülakat veren Cumhurbaşkanı Gül de görev süresi tartışmasından artık sıkıldığını, (dışişleri bakanlığı ve başbakanlık da yapmış bir cumhurbaşkanı olarak) Çankaya’dan sonra bir makam talep etmeyeceğini söyledi; bununla birlikte siyasete geri dönme kapısını da bütünüyle kapatmadı.
İlk bakışta Gül’ün, Yıldırım’ın birkaç saat önceki sözleri üzerine bu açıklamayı yaptığı izlenimi uyanabilir. Oysa Gül’ün o akşam Kanal 24’e çıkacağı önceden ilan edilmişti ve Yıldırım (ve Erdoğan) tarafından da muhtemelen biliniyordu; böyle bir zamanda bu soruyla karşılaşacağı da tahmin edilebilirdi.
Adeta sanal âlemde sergilenen bir oyunda, aynı partinin aktörler birbirleriye yüz göz olup ilişkilerini yıpratmadan birbirlerinin konumlarını anlamaya çalışıyorlar. 

Erdoğan çıkarsa
Erdoğan’ın parti siyasetini kendisinin 2014’te cumhurbaşkanı olması üzerine tasarladığı anlaşılabiliyor. AK Parti Tüzüğü’ndeki kimsenin birbirini takip eden üç defadan fazla milletvekili seçilemeyeceği hükmü, bu siyasetin bata kendisi için geçerliliğini gösteriyor.
İyi de, Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa, geride aynı durumda, yani 2015 seçimlerinde AK Partiden adaylığını koyamayacak, Meclis’e AK Parti’den girmeyecek hâlâ 80’e yakın vekil kalmış olacak. Bu isimler arasında Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AK Parti başkan yardımcıları Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Ömer Çelik gibi daha nice ağır top bulunuyor. Ankara’da, milletvekili emekli maaşlarına yapılan son zamları dahi bu ‘tufan sonrası’ senaryoya bağlayanlar var, ama iş o kadar basit değil; çok daha karmaşık ve zor. Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması durumunda nispeten yeni bir ekiple partiyi ayakta tutması için gerçekten tecrübeli ve birleştirici bir isme ihtiyacı var Erdoğan’ın; Gül’ün adının seçimlere daha çok varken bu kadar sık dile getirilmesi belki biraz da bu ihtiyaçtan kaynaklanıyor.