Ankara?da Gazze yangını

Erdoğan, Gül?ün devreye girmesi ardından ?Hamas?ın taleplerini BM?ye taşımak? hattından ?Ateşi durduralım? hattına geldi. Konu Meclis?te

Dün Bakanlar Kurulu kararlarını açıklarken Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’e Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Hamas’ın taleplerini Birleşmiş Milletler’e taşıyabiliriz’ sözü soruldu. Çiçek soruyu ustaca geçiştirdi ve şimdiki sorunun, acil sorunun ateşi durdurmak olduğunu söyledi. Bu aslında birkaç saat önce Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile yaptığı ortak basın toplantısında açıkladığı çizgiydi. Demek ki ‘Hamas’ın taleplerini BM’ye taşımak’ gibi bir hükümet siyaseti benimsenmemişti, ateş durmasına ve insani yardıma yoğunlaşma bugünün siyasetiydi.
Dışişleri Bakanı Babacan, 4 Ocak pazar günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında Dışişleri üst yönetimiyle yapılan toplantıya katılmıştı. Gül bu toplantıdan önce İran ve İsrail cumhurbaşkanlarıyla konuşmuştu. Babacan da toplantıdan sonra ABD ve İngiltere dışişleri bakanlarıyla birer telefon görüşmesi yapmıştı. Çankaya’daki Dışişleri Konutu’nda bu toplantı sürdüğü sırada Başbakan Erdoğan Suudi Arabistan’daki Gazze temaslarını tamamlamış, Türkiye’ye dönmüştü. Saadet Partisi’nin İstanbul ve diğer şehirlerde onbinlerce kişiyi meydanlara döken (Diyarbakır’da 50 bin) telin mitingleri, Filistin televizyonlarında yayınlanırken, Başbakan da Antalya’da İsrail’in zulmünden söz ediyordu. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri’nin Başbakan’ın derin üzüntüsü ve Arap dünyasının Filistin meselesiyle Hamas’ı nasıl birbirinden ayırdığını görmekten duyduğu hayal kırıklığı ile duyduğu tepkiyi dengelediği, siyasetin böyle oluştuğu anlaşılıyor.
Çiçek açıklamalarını yaparken İsrail’in Ankara Büyükelçisi Gabby Levi Başbakanlık’ta, Başbakan Baş Danışmanı Profesör Ahmet Davutoğlu ile konuşuyordu. Bakanlar Kurulu devam ederken Başbakan İtalya, Rusya ve İngiltere başbakanları ile bu konuyu konuşmuş, Gazze’deki ateşin söndürülmesi konusunda İsrail’e baskı kurulmasını istemişti. Ama Erdoğan’ın bölge temaslarının en azından ilk turunda yer almayan İsrail, örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bölge turunda yer almıştı. İsrail‘in ateşi durdurmasını isteyen Türkiye, doğru adrese gitmeyi de bilmeli.
Bu çerçevede, belki bugün Meclis’teki Gazze görüşmesinde de gündeme gelebilecek bir konu var: Türkiye’nin iki yıllık BM Güvenlik Konseyi üyeliği resmen başladı. Türkiye ilk çıkışını Gazze konusunda kendi sözünü Büyükelçi Baki İlkin tarafından bir basın toplantısıyla duyurup, Güvenlik Konseyi’ne bir öneri sundu mu? Hayır. Onu yapacağına Libya’nın önerisi peşine takıldı. Nasıl Filistin halkına uygulanan zulme karşı çıkarken Hamas’ın taleplerinin taşıyıcılığına talip görünmek Türkiye’nin bölgede kurmak istediği ağırlıkla çelişiyorsa, bu da aynı şekilde çelişiyordu.
Gazze yangını Ankara’yı çok çeşitli açılardan ısıtmaya başladı anlayacağınız.

Meclis’teki İsrail ‘Dostluk’ grubu
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği operasyon ardından, TBMM’deki Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu’nun AK Partili üyeleri hızla istifa etmeye başladı. İstifacılar arasında, üye istifaları başladığında ‘Biz grup yönetimi olarak kalalım, kapılar kapanmasın’ diyen Dostluk Grup Başkanı Nursuna Memecan’dan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan’a, AK Parti’nin Dış İlişkiler Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış’tan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Ömer Çelik’e dek öne çıkan isimler vardı.
Oysa doğru olan, Memecan’ın başta söylediği idi. TBMM Dostluk Grubu Yönetimi, İsrail’in yaptığına tepki olarak istifa eden üyelerinin kararına saygı duyarken, ilk uçağa atlayıp İsrail’e gitmeli, İsrail parlamentosu ile görüşmeli, protestolarını orada dile getirmeli ve sivil halka uygulanan bu muamelenin yanlış olduğunu orada söylemeliydiler. Bu bakımdan Dostluk grubunun (aralarında Onur Öymen’in de bulunduğu) CHP’li üyelerinin hem İsrail’i eleştiren, hem de Gruptan istifa etmeyen tutumu doğruydu.
Dostluk, zor günde yanlışını dost bildiğinin yüzüne söyleme sorumluluğu ve hakkını da verir. Toplu seyahat ve mümkünse bağlantı dönemlerinde altına hücum
mantığıyla dostluk gruplarına akın edip, zor günlerde şeref tribününe selam ederek oyundan kaçmak ne İsrail’i yanlıştan döndürmeye, ne Filistinliler’in yarasını sarmaya yarar.