Ankara'da 'Irak bölünürse' endişesi

Ankara'da bir Sünni-Kürt ittifakı federasyon ya da güneydeki Şii devletine karşı kuzeyde bir devlet oluşturma ihtimali de değerlendiriliyor.

Geçen hafta Fransa ile yaşanan Ermeni tasarısı krizi siyasetin bütün gündemini işgal etmiş haldeyken dahi, Ankara’da kapalı kapılar ardında bambaşka bir konu yükselişteydi.
Irak, geçen hafta itibariyle Türkiye’nin dış ve güvenlik politika öncelikleri sıralamasında birinci sıraya yükselmiş bulunuyor. Bunun nedeni, Irak’taki ABD askerlerinin çekilmesinin ardından İran’ın boşluğu doldurma hamlelerinin beklenenden önce gelmesi ve Irak’ın bölünmesi ihtimalini hızla arttırması.
Ankara’da Irak’ın bölünmesi endişesini arttıran gelişmeler şunlar oldu: 

* Amerikan askerlerinin çekilmesinin hemen ertesi günü bir mahkeme Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi için hükümet aleyhinde çalışmak suçlamasıyla tutuklama kararı çıkarttı. 

* Sünni kökenli Haşimi soluğu Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) kontrolündeki kuzeyde aldı. 

* Bunun üzerine Şii kökenli Başbakan Nuri El Maliki, KBY Başkanı Mesud Barzani’ye Haşimi’yi yargılanmak üzere Bağdat’a göndermesi, ayrıca başka bir ülkeye gitmesine engel olması çağrısında bulundu; bundan kastı İran değil, Türkiye idi. 

* Bu arada ABD petrol şirketi Exxon, Maliki’nin itirazına karşın Kürt bölgesi yönetimiyle yaptığı petrol anlaşmasına sadık kalacağını ilan etti. 

* Maliki’nin Barzani’ye Haşimi çağrısının ertesi günü Bağdat’ta bir dizi bombalı saldırı oldu ve 60 kişi öldürüldü. 

* Haşimi, KBY başkenti Erbil’den ayrılarak, Irak’ın Kürt kökenli Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin memleketi Süleymaniye’ye geçti. Burada Milliyet’ten Aslı Aydıntaşbaş’a verdiği mülakatta, “Irak’ın istikrarı, Türkiye’nin istikrarıdır” dedi. 

* Türkiye’nin Fransız parlamentosuna Ermeni tasarısı nedeniyle sert tepki verdiği sırada, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sergisyan’ın davetlisi olarak Erivan’a gitmesindeki zamanlama Ankara’da dikkatle not edildi. 

* Türkiye, ABD tarafından işletimi üstlenilen Malatya’daki NATO Füze Kalkanı radarını, söz verdiği üzere yıl sonuna dek, yani bu hafta devreye alma hazırlıklarını tamamladı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bu radarın asıl hedefinin İran’a karşı savunma olduğunu söylediğinde Başbakan Tayyip Erdoğan ile aralarında ‘kedi’ polemiği yaşanmıştı. 

* İran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hassan Firuzabadi, Irak’la daha yakın askeri işbirliği arzuladıklarını açıkladı. Bu açıklama, Maliki’nin Savunma Bakan Vekili El Düleymi tarafından memnuniyetle karşılandı. İran ayrıca dünya petrol ihracatının yüzde 40’ının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat başlattı. Böylelikle İsrail ve ABD’nin başını çektiği nükleer program cephesi ardından bir cephe daha açarak meydan okumayı sürdürmüş oldu. 

* Irak, Suriye rotası kapanmış Türk nakliyecilerin kendi üzerinden Ürdün (Mısır) ve Arap Yarımadası’na geçişinde zorluk çıkarmaya başladı. Bağdat’dan gelen son haberler, Haşimi hakkındaki tutuklama kararının yeniden görüleceği yönünde bir yumuşama işareti veriyorsa da bunun kaç gün süreceği belli değil.
Ankara’da İran’ın asıl hedefinin Irak’ın tamamında Şii kontrolünü sağlamak isteyeceği, bunun zor ve kanlı olacağını gördüğünde ise federatif ya da düpedüz bölünmüş bir Irak’ı çıkarlarına uygun göreceği değerlendirmesi yapılıyor.
Bölünme durumunda, Irak’ın üç parça yerine iki parça olması ihtimali var. Ankara’da bir Sünni-Kürt ittifakının federasyon ya da güneydeki muhtemel Şii devletine karşı kuzeyde bir devlet oluşturma ihtimali dahi değerlendiriliyor.
Böyle bir oluşum, ister Kürt, ister Sünni Arap-Kürt olsun, yüzünü Türkiye’ye çevirecektir. Bu, yalnızca bekaları için gerekli petrol ve gaz ihracatı kapısının Türkiye olması değil, aynı zamanda İran ve Şii Araplara karşı güvenlik gerekçesi de taşır. (Bu durumda PKK’nın Irak’taki varlığının Barzani ve Talabani bakımından Türkiye’ye karşı harcanabilir bir pazarlık kozu olarak kullanılması muhtemeldir.)
Bu bölgenin yaklaşık olarak, 1920’de Osmanlı Meclisi’nce ilan edilen Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına karşın genç Türkiye Cumhuriyeti tarafından 1926 anlaşmasıyla İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılan Musul vilayeti sınırlarıyla benzeşmesi, durumu Türk hükümeti bakımından daha da hassas hale getiriyor.
Irak’ı Ankara’nın önem listesinde birinci sıraya yükselten unsurlar işte bunlar. Önümüzdeki aylarda bu konunun baş ağrıtmaya devam edeceği anlaşılıyor.