Ankara'da işler karışıyor

Acaba Ankara'da PYD'nin daha önce yaptığı gibi PKK'nın yanlış kararına uyup Rakka yerine Cerablus'a saldırmasını bekleyen, bunu gerekçe yapıp orduyu Suriye'ye ittirmek isteyenler mi var?

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 12 Ekim’de Ankara katliamında şüphelerin IŞİD üzerinde yoğunlaştığını söylemesinden saatler sonra ABD Suriye’de IŞİD’e karşı yeni bir planı uygulamaya başladı.

Güya “ılımlı” İslamcı güçlerle eğit-donat planının feci çöküşünün ardından bu yeni plan, PYD ile işbirliğine girecek Arap güçlerle birlikte IŞİD’in Suriye’deki karargâhı olan Rakka üzerine yürümekti.

Nasıl olsa artık (İncirlik’in açılmasıyla birlikte) hem ABD öncülüğündeki koalisyon IŞİD’i daha rahat vurabiliyordu, hem de Rusya devreye girmişti.

PYD, dağınık Arap güçleriyle takviye edildiğinde Rakka düşebilirdi.

***

Bu planın ilk aşaması olarak ABD, tıpkı Kobani savunmasında yaptığı üzere PYD’lilere havadan tam 27 konteyner dolusu silah ve askeri malzeme indirdi; hayır İncirlik’ten değil, Kuveyt ve Katar’dan.

İşte bu durum hükümetin zaten 7 Haziran seçimlerinden bu yana yerinden oynamış ve 10 Ekim katliamıyla travma yaşamış ayarlarını iyice bozmaya başladı.

12 Ekim akşamı bakanlar kurulunda kararlaştırıldığı üzere ABD’nin bu nedenle şiddetle protesto edilmesine karar verildi.

***

Başbakan Davutoğlu dün bir grup gazeteciye gerekçelerini açıkladı.

O silahlar kazayla (tabii PKK bağlantıları dolayımıyla) Türkiye’ye karşı kullanılacak olursa çok vahim sonuçlara yol açabilirdi.

Davutoğlu o noktada haklıydı, ama bu madalyonun yalnızca bir yüzüydü.

***

Madalyonun diğer yüzünü anlamak için, başka türlü söylemek lazım; şöyle deneyelim:

NATO’daki müttefiki ABD ile kısa süre önce IŞİD’e karşı koalisyonda tam işbirliğine giren, bu amaçla stratejik İncirlik Üssü'nü açan Türkiye, dün IŞİD’e karşı eldeki temel kara unsuru olan PYD’ye silah verdiği için ABD’yi protesto etti.

Bundan Rusya da payını aldı. Çünkü Rusya da PYD’yi Suriye’deki meşru silahlı güç saydığını açıklamıştı.

***

Bunu PYD övgüsü yerine almayın lütfen.

Çünkü yine dün, Uluslararası Af Örgütü, PYD’yi Suriye’de ele geçirdiği bölgelerdeki Arap ve Türkmen köylerindeki uygulamalarıyla “savaş suçu” işlemekle itham etti.

Savaş bu. Diğer yandan eğer IŞİD’le mücadeleye öncelik verecekseniz, Suriye’deki IŞİD’e karşı elinizdeki en kullanışlı kara unsurunun PYD/PKK olduğu gerçeği de ne yazık ki karşınızda duruyor.

***

ABD Başbakan Barack Obama daha önceki gün Beşar Esad yerinde durdukça Suriye’deki muhalif unsurların tamamını IŞİD’e karşı birleştirmenin mümkün olmadığını söyledi.

Bu ilk bakışta Rusya lideri Vladimir Putin’in Beşar Esad rejimini güçlendirmek için IŞİD’e vurduğu tezlerinden çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “IŞİD’e karşı mücadele Esad ve PYD’yi de kapsamalı” tezine yakın görünüyordu.

Oysa bu sözler aynı zamanda, “Biz de yanımıza kim gelirse onunla yürürüz” mealinde de yorumlanabilirdi, nitekim öyle yapıyorlar, nereden baktığınıza bağlı nasıl gördüğünüz.

***

Dolayısıyla Obama bugüne uyandığında bu bölgeden iki önemli haber aldı.

Biri İran Meclisi’nin nükleer anlaşmayı onayladığı, sıranın dini lider onayına geldiği haberiydi. İran aynı zamanda Esad’ı savunmak için Devrim Muhafızlarını ve Lübnan Hizbullah’ını Suriye sahasına sürmüştü.

Diğeri, Türkiye’nin PYD’ye yardım protestosuydu.

***

PYD ile PKK arasındaki akrabalık malum, hiç kimseye, ABD’ye de sır değil.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “bizce terörist örgüttür” demesine karşın, açıklandığı kadarıyla henüz hükümetin terörist örgütler listesinde değil PYD.

Acaba AK Parti çevrelerinin asıl yapmak istediği PYD’ye vurarak seçmenini HDP’den soğutmaya çalışmak mı?

***

Böylece HDP’nin 7 Haziran’da aşa bildiği yüzde 10 barajını 1 Kasım’da aşamaması mı umuluyor?

Eğer böyleyse, bu planın ters tepmeye başladığı seçime şurada yirmi günden az kalmışken artık görülmeli.

Tabii daha tehlikeli bir senaryo daha var, aklı başında kimsenin aklına getirmek istemediği.

***

Acaba Ankara’da PYD’nin daha önce yaptığı gibi PKK’nın yanlış kararına uyup Rakka yerine Cerablus’a saldırmasını bekleyen, bunu gerekçe yapıp orduyu Suriye’ye ittirmek isteyenler mi var?

Eğer varsa bu hem Suriye denklemini –Rusya’nın devreye girmesinden daha köklü şekilde- değiştirecek, ama hem de Türkiye’de seçimlerin –Davutoğlu’nun yapılacak teminatına karşın- yapılmamasına yol açabilecek bir adım olur bu.

Türkiye zaten tarihindeki en kanlı terör eylemine maruz kalmanın travmasını yaşıyorken, bir de böyle bir yükü kaldırabilir mi?

***

İşler giderek karışıyor. Türkiye bu kara ve karmaşık tabloyu hak etmiyor.