Ankara'da üç cephede harekât hazırlığı

Aslında Suriye'de ağırlıkla IŞİD, Irak'ta ağırlıkla PKK'ya karşı cepheler zaten açık, ama anlaşılan daha iddialı ve daha irtibatlı bir harekât söz konusu

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın 6-7 Kasım tarihlerinde İncirlik ve Diyarbakır hava üslerine yaptığı teftiş gezisini önemsemek gerekiyor.

Evet, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dikkati, tıpkı MİT ve Emniyet gibi 15-16 Kasım’da Antalya’da yapılacak G20 zirvesinin sağ salim sonuçlandırılmasına; dolayısıyla işin o boyutu var.

Ama Akar’ın teftişi kış ayları boyunca sürdürülmesi planlanan iki cephede aynı anda yürütülecek bir harekât çerçevesinde de önem taşıyor.

***

Bu teftiş, 4 Kasım’daki güvenlik toplantısında Başbakan Ahmet Davutoğlu terörle mücadelenin ”kış şartlarında” da sürdürülmesi talimatı verilmesinden hemen sonra başlamıştır.

Aslında 21 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında da mücadelenin “aralıksız” sürdürülmesi gereği vurgulanmıştır.

İki toplantı arasında yapılan 1 Kasım seçimlerinden AK Parti’nin açık galibiyetle çıkması 21 Ekim MGK kararlarının 4 Kasım’da teyidi ve hemen uygulamaya koyulmasını getirmiş gibidir.

***

Aslında Suriye’de ağırlıkla IŞİD, Irak’ta ağırlıkla PKK’ya karşı cepheler zaten açık, ama anlaşılan daha iddialı ve daha irtibatlı bir harekât söz konusu

Çünkü her ikisinin de Türkiye içinde yansımaları var; Baksanıza Silvan, Diyarbakır, Hakkâri günlerdir durulmuyor.

***

Ankara’nın IŞİD’e karşı mücadelesi hâlihazırda ABD öncülüğündeki koalisyonla irtibat içinde.

Akar’ın teftiş ettiği İncirlik üssüne giderek daha fazla Amerikan uçağı geliyor; en son A-10 yer destek uçakları ve F-15 avcı-bombardıman uçakları geldi.

Bunları Rusya’nın İncirlik’e kuş uçuğu 180 kilometre mesafede, Suriye’nin Lazkiye şehrinde oluşturduğu üsteki savaş uçağı yığınağından bağımsız düşünmek mümkün değil.

***

Ayrıca Türkiye’nin Nisan ayından bu yana yaptığı ayarlarla fiilen değiştirdiği Suriye politikasıyla yeniden Suriye’nin geleceği üzerine söz sahibi konuma yükseldiği artık görülüyor.

Viyana’da 23 Ekim’de ilki yapılan toplantılardaki çekirdek grup üyesi dört ülke arasında Türkiye de var; diğerleri ABD, Rusya ve Suudi Arabistan.

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun muhtemelen G20 zirvesi öncesinde Viyana’da diğer üçüyle bir toplantıya daha katılması bekleniyor; yani IŞİD’e karşı mücadele ile Suriye’deki durum birbiriyle yakından ilişkili.

***

PKK’ya karşı mücadele ise farklı özellikler taşıyor.

PKK’nın (tıpkı IŞİD’in yaptığı gibi İncirlik üssünün açılacağı sıralarda, Temmuz ayında) üç yıldır süren çatışmasızlık ortamını bozarak saldırılara başlamasından bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri oldukça iddialı bir harekât yürütüyor.

Bu harekâtın asıl hedeflerinden birisi PKK’nın lojistik yapısına darbe vurmak; özellikle kış aylarında işe yarayan sığınaklar, silah, cephane, patlayıcı, yakıt ve hatta gıda depolarının imha edildiğini duyuruyor Genelkurmay sıklıkla.

***

ABD’nin Suriye’de IŞİD’le savaşan PYD dahil gruplara silah vereceği haberleri Ankara’da PKK’nın askeri malzeme kayıplarını PYD üzerinden takviye edeceği endişesine yol açtı.

Davutoğlu’nun ABD’ye “Türkiye’ye yöneldiği anda PYD’yi vururuz” demesi ardından, geçen hafta ABD’den gelen “Şu an itibarıyla PYD’ye malzeme verilmeyecek” açıklaması Ankara’yı rahatlattı.

Özellikle Irak operasyonları çerçevesinde Sinirlioğlu’nun geçen hafta Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkanı Mesud Barzani ve diğer yetkililerle yürüttüğü temaslar bir tür “önleyici hamle” niteliğinde.

***

Önümüzdeki günlerde bu iki cephede de önemli gelişmeler beklenebilir.

Ama bir de üçüncü cephe var.

Gerek Erdoğan, gerek Davutoğlu’nun gözünde, bir zamanlar en yakın müttefikleri olan Fethullah Gülen ve cemaatiyle mücadele de IŞİD ve PKK ile olandan farklı değil; “paralel yapı” iddianamelerinde artık Gülen “terörist” olmakla suçlanıyor.

***

Gülen ve sempatizanlarını iş, medya, eğitim, idare, polis ve yargı dünyalarından çıkarıp atmayı amaçlayan operasyonların da önümüzdeki günlerde bir üst boyutta devam edeceğini gösteren yeterince işaret var görmek isteyene.

Hükümet bu konuda çok kararlı görünüyor ve zamanında Gülen grubuna yakın olduğuna inanılan polis, savcı ve hâkimlerin açtığı soruşturma ve davalarla canı yanan asker, yargı, iş dünyası vb. içinden belli kesimlerin sessiz onayını da arkasına almış izlenimi veriyor.

Ve tabii seçim sonuçlarını…

***

AK Parti 1 Kasım seçiminden bu açık galibiyetle çıkmasaydı bugün aynı anda üç cephede hamle yapacak gücü kendisinde bulamayabilirdi.

Tabii seçim en önemli etken olsa da tek etken olmadı; uluslararası siyaset dengeleri de buna yardımcı oldu; sadece IŞİD’le mücadele değil, mesela Avrupa Birliği’nin Suriyeli mülteciler konusunda yaşadığı kriz de Türkiye’nin işbirliği olmaksızın kolay ilerleme sağlanamayacak alanlar.

Bütün bu gelişmeler, hükümetin bu üç alanda, yani IŞİD, PKK ve Gülencilerle mücadelede vites yükselteceği günlerin gelmekte olduğunu gösteriyor.

***

Önümüzdeki, birkaç haftada başlayacak gelişmeler, önümüzdeki birkaç ay gündemde kalabilir.