Ankara'nın yanında Bizans çocuk yuvası kalır

Davutoğlu gediği MHP'den, hem de MHP açısından tarihi önemi olan bir burçtan açtı. Bu gelişme, Erdoğan ve AK Parti saflarındaki "HDP ile tek başına" stresinde bir rahatlamaya vesile olmuş görünüyor. Yine de Bizans'ı yanında çocuk yuvası safiyetinde bıracakacak Ankara manevralarının burada biteceğini düşünmemek lazım.

Eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün muhtarlara 10’uncu hitabında HDP’ye hitaben belki en sert konuşmasını yaparak onları Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun seçim hükümetine girmekten vaz geçireceğini düşünmüşse, o hamlenin pek işe yaradığı söylenemez.

Davutoğlu isimleri açıklar açıklamaz, HDP’den kırk yıllık Ankara söylemi olan ‘görevden kaçılmaz’ açıklamaları peşi sıra geldi.

***

Yine Erdoğan konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye “gelip “delikanlı gibi” seçim hükümetinde yer alma çağrısını yaparak onları zayıf noktasından yakalamayı amaçladıysa, o hamlenin de sonuç getirdiği söylenemez.

İki liderin de tutumlarında bir değişiklik olmadı.

***

Başbakan Davutoğlu eğer HDP’den Kürt kökenli olmayan üç isme davet çıkararak hem kendi AK Parti tabanına, hem de MHP tabanına bir mesaj verme gayretine girdiyse o da nafile bir çaba olabilir, hatta seçim sürecinde ters tepebilir.

(Levent Tüzel Türk solundan, Emek Partisi eski Genel Başkanı, Müslim Doğan ve Ali Haydar Konca da Alevi ve Bektaşi kimlikleriyle tanınıyor.)

Ama Davutoğlu öyle bir hamle yaptı ki, işte onunla kendi başına küçük ama hem AK Parti, hem de MHP için anlamı büyük bir sonuç aldı.

***

Davutoğlu, kulislere göre bazıları Erdoğan’a rağmen öyle isimlere teklif götürdü ki, bunu yaparken ciddi risk aldığının farkındaydı.

Mesela Deniz Baykal CHP’nin eski genel başkanı; 7 Haziran sonrası Erdoğan’la görüşerek birinci perde, birinci sahnenin açılışını yapan aktör. İlhan Kesici AP-DYP geleneğinden geliyor, planlamacı. Genel Başkan Danışmanı Erdoğan Toprak ve Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl CHP üst yönetimindenı. Gülsün Bilgehan, adı AK Partililerin çoğunun tüylerini diken diken eden Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet İnönü’nün torunu.

CHP’den fire çıkmadı. Teklif gelen bütün milletvekilleri reddetti; Kılıçdaroğlu’nu mahcup etmediler. Baykal reddiyesini uzun bir mektupla bildireceğini söyleyerek olaya ayrı bir merak unsuru katmış oldu.

***

Davutoğlu aynı özeni MHP’lilere yaptığı teklifte de göstermişti.

Söylediği üzere uzun süredir muhalefet partilerinde isim analizi yaptığı belli oluyordu.

Mesela Meral Akşener MHP içinde ayrı bir ağırlığı olan ama son dönem Bahçeli ile arası mesafeli bir isimdi. Kenan Tanrıkulu, daha önce Ecevit kabinesinde MHP listesinden sanayi bakanlığı yapmış bir genel başkan yardımcısı. Tuğrul Türkeş ise, MHP’nin kurucu lideri, “Başbuğu” Alparslan Türkeş’in oğlu, o da genel başkan yardımcısı.

***

Her zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Tanrıkulu’nun bu teklifi zül sayarak MHP genel başkanlığından dahi istifasıyla reddettiğinden bir çeyrek sonra Türkeş’in kabul ettiği haberi siyaset kulisine bomba gibi düştü.

Davutoğlu gediği MHP’den, hem de MHP açısından tarihi önemi olan bir burçtan açmıştı.

***

Haber AK Parti cenahında sevinç gösterileri yapılırken, MHP cenahında ağızları bıçak açmıyordu.

Türkeş’e hemen istifa etmezse MHP’den atılacağı uyarısı aldı, ama kulislere Türkeş’in Başbakan Yardımcılığı sözü aldığı haberi düşmüştü bile.

Kuliste aynı sıralarda kulaklara fısıldanmaya başlayan, Bahçeli’nin bir süredir Erdoğan’la Meclis Başkanlığı sürecinde görüşmeye giden MHP’linin Türkeş olabileceği iddiası gerçek olsa da, olmasa da artık bir önemi kalmamıştı.

***

Türkeş’in MHP surlarında açtığı gedik, aslında somut durumu pek değiştirmiyor.

Yani Davutoğlu’nun seçim kabinesinde ne CHP, ne de MHP üyesi milletvekilleri olacak; yalnızca AK partili ve HDP’li vekiller yer alacak.

Seçmen gözünde MHP’den atılmış Türkeş’in hâlâ MHP’li muamelesi görme ihtimali kadar, bunun MHP’den AK Parti’ye oy kaymalarına yol açacağı ihtimali de zayıf.

***

Yine de bu gelişme, Erdoğan ve AK Parti saflarındaki “HDP ile tek başına” stresinde bir rahatlamaya, derin bir “oh” çekmeye vesile olmuş görünüyor.

Bizans’ı yanında çocuk yuvası safiyetinde bıracakacak Ankara manevralarının burada son bulduğunu asla düşünmemek lazım.

Çünkü üçüncü perde dün açıldı, Türkeş de üçüncü perde birinci sahnenin açılışı aktörü oldu, asıl oyuncu Davutoğlu olmak üzere tabii.

***

Şimdi sırada neler mi var?

Hepsini bilmek mümkün değil ama mesela 2 Ekim’de süresi dolacak olan Suriye tezkeresi var.

HDP'lilere Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyeliği getirecek bakanlık koltuğu verilmesini beklemek saflık olur. Ama yine de hükümet tezkeresi için HDP'li bakanların imzasının gekeceğini tahmin eden Davutoğlu, bir süre önce hükümet tezkeresini Meclis'e sundu. Yine de bu konular hep yürekleri ağza getirmeye aday.

Neticede Erdoğan'ın 2012'de İmralı'yla başlattığı diyalog sürecinde Abdullah Öcalan'ın projesi olarak gündeme gelen HDP ilk seçimde Meclis'e girmiş, seçim hükümeti de olsa hükümet ortağı olmuş ve dün Türkeş'in MHP'den çıkarılmasıyla Meclis'teki sonuncu parti olmaktan kurtulmuş olmanın özgüveniyle hareket edecektir.

***

Sonra 2016 bütçe kanunu var mesela. O bütçede askeri harcamalar, belediyelere kaynak aktarımı, HDP’nin anadilde eğitim çizgisi nedeniyle önem taşıyabilecek eğitim harcamaları ve mesela Cumhurbaşkanlığına örtülü ödenek de yer alacak.

Ya da belki 2001 ekonomik krizi sonrası 2002’de AK partiyi iktidara getiren seçimler nedeniyle yapıldığı üzere bir “geçici bütçe” hazırlanacak; belki de HDP böyle by-pass edilir.

***

Dünkü gelişmeler 1 Kasım seçimlerinin sonucunu değiştirir mi?

Bunu söylemek için henüz erken.

Ama anketler doğru çıkar, yeniden 4 partili meclis kurulursa, dünkü gelişmelerden sonra artık AK Parti-MHP koalisyonu ihtimalinin daha da zayıfladığını söylemek yanlış olmaz.

Yine de temkinli davranalım biz, baksanıza perde gerisinde neler oluyor neler…