Anti-Semitizm (Yahudi düşmanlığı) sapıklıktır

Soma'daki 301 ölümden dahi etnik, dinsel düşmanlık çıkarılmaya çalışılırken bilin bakalım başlıktaki sözler kime ait?

Sanki daha önce hakkında Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın örnek gösterip övgüler düzdüğü, Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e bağlı müfettişlerin tertemiz raporlar verdiği maden ocağının sahibi Alp Gürkan değildi.

Maden ocağında 13 Mayıs’ta 301 kişinin öldüğü kazadan sonra durumu ilk toparlamaya çalışan Yıldız oldu. Suç mahalline gitti, kurtarma çalışmalarına katıldı, işin başında durdu. Çelik, ‘sağlık nedenleriyle’ daha sonra ortaya çıktı. Ama ikisi de ısrarla şirketin adını ağızlarına almadılar, şirket yetkililerinin ifadesi de alınamıyordu; “Şirket korunuyor” söylentileri biraz da bu yüzden çıktı.

Duruma yine Yıldız uyandı, patronu dördüncü gün kameralar karşısına çıkardılar. Altıncı gün şirketin genel müdürü Ramazan Doğru ve patronun oğlu Can Gürkan mahkemede “Ben yapmadım, o yaptı” telaşına düştü ve iş bambaşka bir yere gitmeye başladı.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir hafta sonra, 20 Mayıs’ta Meclis grubuna “Patronu tanımam, bilmem, ilk defa gördüm” dediği gün, Akit gazetesi “O patronun damadı Yahudi” manşetiyle çıktı. Meğer damat bir de kendisine Müslüman ismi edinmiş, Mahir adını almıştı. Zaten bunun babası İshak da zamanında İzzet adını almamış mıydı?

Gezi’de faiz lobisi, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında 'cemaat'.. Soma’da Yılmaz Özdil tutmadıysa Yahudi damat kozu mu oynanmaya çalışılıyor?

Ön tekerlek nereye, arkadaki oraya

AK Partili Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı aynı 20 Mayıs günü bir Tweet attı: “Soma faciasında yabancı Yahudi lobileri maalesef Başbakan'a çok yüklendiler. Oysa İşletme sahibi Alp Gürkan’ın damadı Yahudi. Ne var bunda?”

Aynı gün, AK Parti’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yasin Aktay A-Haber’e dedi ki: “Burada kasıtlar da olabilir, birtakım sabotaj ihtimalleri üzerinde bile duruluyor ama ben durmak istemiyorum.”

Aynı gün Başbakan AK Parti grubunda Soma faciası nedeniyle Milli Bayram davetini iptal eden İsrail’e teşekkür ediyordu. 

Bir gün önceyse, merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan ‘Karalamacılığa Karşı Birlik’ (Anti Defamation League-ADL) dünya çapında yürüttüğü bir Anti-Semitizm (Yahudi düşmanlığı) araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Türkiye’de bu oran yüzde 69 çıkmış. İran’da yüzde 56 mesela, daha az. Dünya ortalaması yüzde 26, en yaygın kanı “Yahudilerin kendi ülkelerinden çok İsrail’e bağlı olduğu” kanısı. Artık sevinmek mi, üzülmek mi lazım, Yunanistan’da da yüzde 69; al bizi vur onlara. 

Bu sayıları neden veriyorum? Çünkü Erdoğan “Anti-Semitizm sapıklıktır” demiş bir Başbakanımızdır.

Hem de nerede dedi biliyor musunuz? New York’ta ADL Başkanı Abraham Foxman’ın kendisine 'Üstün Cesaret Ödülü' vermek üzere düzenlediği törende yaptığı konuşmada; tarih 10 Haziran 2005 idi.

Bir zamanlar Erdoğan

Erdoğan dünyadaki en etkili Yahudi kuruluşlarından birisi sayılan ADL Başkanı'nın elinden ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada aynen şunları söylemişti: (Murat Yetkin'in 11 Haziran 2005 tarihli yazısını okumak için TIKLAYIN)

“Musevi düşmanlığı, utanç verici bir akıl hastalığıdır; bir sapıklıktır. Musevi soykırımı, tarih boyunca insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçtur. Soykırım, ayırımcılık, İslam düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, etnik temizlik, hep aynı hastalığın tezahürüdür.”

Bu sözleri bugünün Türkiyesi'nde söyleyen herhangi bir kişi AK Parti içinden ve hükümet yanlısı medya tarafından İsrail ajanı olmak dahil pek çok suçlamanın hedefi olmayı göze almış sayılır.

Tabii araya kara kediler girmiştir. Erdoğan tam Suriye ile İsrail’in arasını bulacakken başlayan Gazze saldırısı, Davos’ta 'One minute', Mavi Marmara baskınında 9 Türk vatandaşının katledilmesi, liste uzuyor. Ama bunlar siyasi olaylar, diğeri insani. Evet, 2005’teki Erdoğan’a katılıyorum, Yahudi düşmanlığı sapıklıktır.

Bugünkü Türkiye’de Erdoğan’ın Soma’da kendisine yuh çeken madenciye “İstifa et diyordun diye” girişmediğine, “İsrail dölü” diye giriştiğine inananlar vardır. Öyle olmasa da bir kesimin algısı artık budur. (Ek okuma olarak Haymi Behar’ın 'İsrail Dölü' makalesini önerebilirim.) OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Geldiğimiz nokta, Soma’daki faciada 301 canın ölümüne neden olan madenin işletmecisinin ve devletin çalışma güvenliği kusurlarına eğilmekten çok işletmecinin ailesinde Yahudi arama noktasıdır.

Ne kadar yazık…