Apo'nun idamı üzerine MHP-DYP rekabeti

Artık MHP'nin ölüm cezasının kaldırılması tartışmasına 'Apo ve 21 arkadaşının asılıp asılmaması' olarak baktığı anlaşıldığına göre, yazının başlığı yadırganmamalı.

Artık MHP'nin ölüm cezasının kaldırılması tartışmasına 'Apo ve 21 arkadaşının asılıp asılmaması' olarak baktığı anlaşıldığına göre, yazının başlığı yadırganmamalı.
DYP lideri Çiller'in dünkü Hürriyet'te Ertuğrul Özkök'e söyledikleri de artık ölüm cezasının kaldırılmasının Türk işi bir parti rekabetine dönüşeceğinin bütün işaretlerini veriyor. Çiller Özkök'e "önce Öcalan dosyasını Meclis'e getirip gereğini yapalım, Sonra idam cezasını kaldırırız" diyor.
Zaten geçenlerde Başbakan Ecevit'in parti kurmaylarına sorduğu 'Ölüm cezasının kaldırılması konusundaki düzeltme önergesini biz verebilir miyiz?' türünden bir soruya,
'DYP'nin tavrı belirleyici olabilir, biraz daha bekleyelim' gibi bir yanıt aldığı da kulislerde konuşuluyor. DSP'liler, DYP'nin Öcalan'ın idamı tartışmasıyla MHP'ye daha fazla taban kaptırmama kaygısıyla bu
'asalım' noktasına saplandığını düşünüyorlar.
Dolayısıyla, gelinen noktada tartışmanın tanımını yapabiliriz:

  • Meclis'teki bütün partiler resmi politikalarını Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması yönünde açıklıyorlar.
  • Dolayısıyla hepsi de, Türkiye'nin AB üyeliği için koşullardan birisinin ölüm cezasının kaldırılması olduğunu biliyor.
  • Ancak MHP, kendisine Meclis'te ikinci çoğunluğu getiren olayın, Abdullah Öcalan'ın yakalanması olduğunu biliyor. MHP'nin 18 Nisan 1999 seçim kampanyasını üzerine kurduğu asli unsurlardan birinin 'Apo asılacak' olduğu da kayıtlarda.
  • Ancak hem Başbakan Ecevit'in öteden beri idama karşı duruşu, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki dava nedeniyle, hükümet Öcalan'ın idamı kararını oylanmak üzere Meclis'e göndermiyor. Dolayısıyla MHP, Apo ve onunla birlikte idama mahkûm olan 22 PKK'lı asılmadan ölüm cezasının kaldırılmasına karşı. Onlar asılırsa yana olacak mı, o da belli değil.
  • Ecevit, ölüm cezası konusunun 2002'de çözülmesinden yana görüş belirtince, MHP lideri Bahçeli, kendisince akılcı bir manevrayla, bu konunun da TCK 312 gibi çözülmesine yeşil ışık yaktı. Yani DSP ve ANAP, muhalefetin desteğiyle Meclis'te ölüm cezasını kaldırabilirlerdi.
  • Bahçeli'nin buradaki taktiğinin zaten tavrını artık kayıtsız şartsız AB'den yana koyan ANAP'ı değil, DYP'yi köşeye sıkıştırmak
    olduğu anlaşılıyor. Bahçeli'nin, MHP'ye daha fazla taban kaptırmamak adına DYP'nin MHP'den de sert bir çizgiye geçerek idam cezasının korunmasından yana tavır koyacağı hesabı doğru çıkmış görünüyor. DYP'nin bu tavrının Saadet Partisi'ni de 'asalım' saflarına çekme ihtimali yüksek.
    Bu ne pehriz...
    Dün hasta olan Meclis Başkanı'na vekâleten Kırgız Cumhurbaşkanı Askar Akayev onuruna Yüksel Yalova'nın verdiği öğle yemeğinde ilginç bir tartışma geçti. Yemekte Kırgız Adalet Bakanı Abdirahmanov Toktobekoviç, DYP Grup Başkanvekili Turhan Güven ve Kırgızistan'ın İstanbul Başkonsolosu Dilde Sarbagişeva ile aynı masaya düştük. Söz döndü dolaştı, Kırgızistan'da da bir gündem maddesi olan idam cezasına geldi.
    Akayev, 2002 yıl başında moratoryum ilan ederek, 5 suç için (vatana ihanet, planlayarak ve vahşice cinayet, çocuk tecavüzü, toplu cinayet ve soykırım) yürürlükte olan idam cezasının uygulanmayacağını ve 2010 yılında da tamamen kaldırılacağını açıklamış. Kırgızlar, başkanlarının bu kararından pek memnun değildi. İstanbul Başkonsolosu "Ben bir kadın olarak" diye söze başladı, "idam cezasının beni vahşice tecavüz edilerek öldürülmekten koruyacağını, caydırıcı olacağını düşünüyorum." Kırgız Adalet Bakanı ise, "ABD'de hem idam cezası var, hem demokrasi var. Avrupalıların dediği gibi idam cezası olmazsa demokrasi olmaz demek tartışılmalı" dedi.
    Bunun üzerine DYP'li Güven, "Tabii canım" dedi. "Tamam AB'ye girmek istiyoruz ama, her ülkenin ayrı koşulu var. Hem 11 Eylül'den sonra dünyadaki rüzgârlar da değişiyor. Bak ABD'ye kimse kafa tutabiliyor mu?"
    Güven'e İspanya ve bazı başka AB ülkelerinin yakaladığı 11 Eylül zanlılarını salt ölüm cezası nedeniyle ABD'ye vermediklerini anlatmaya çalıştım. Sonra da, "Çiller, AB'nin ve özgürlüklerin bayraktarlığını yaptı, bir dönem. Şimdi bu tavır değişikliği neden?" diye sordum.
    Sanırım yanıt yazının başlığında saklı.