Arınç: Baykal'ın elini bile öperiz

*Hükümetin Kürt açılımında 'Küstüm oynamıyorum' diyemeyeceğini söyleyen Arınç, 'Baykal'ın elini bile öperiz. Yeter ki işi çözelim. </br> *Bu şeref herkese ait' dedi Medyanın ve halkın desteğinden memnun olan Arınç, açılımın iki yıl sonraki seçimlerin sonucu üzerinde de tayin edici etkisi olacağını düşünüyor
Arınç: Baykal'ın elini bile öperiz

Arınç: PKK’yı muhatap alan bir çalışma yok. İmralı’yı muhatap alan bir çalışma da yok. Ama realiteler var. Örgütü ne kadar minimize edebileceğiz, önemli olan bu.
FOTOĞRAF: LÜTFULLAH GÖKTAŞ / AA


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hükümetin Kürt açılımı üzerine partiler arasında gerilimi yükselten tartışmanın sakinleşmesi üzerine ilginç bir benzetmesi var. Önceki akşam gazetelerin Ankara temsilcilerini davet ettiği iftarın ardından yapılan sohbette şunları anlattı:

* Güneydoğu’da bir âdet var. ‘Kavga bitirmek isteyen başörtüsünü yere atıyor. Kavga edenler ayrılıyor.’ Yani? Arınç devam ediyor: “Herhalde o iş de Başbakan’a düşüyor. Birisine bu iş düşüyor. O da Şeyh Edebali’nin vasiyetini çokça hatırlayan Başbakan’a düşüyor herhalde. Onlar bölmek istesin sen bütünleştirici ol, onlar sert olsun sen yumuşak ol gibi, sekiz, on öğüdü var...”

* Ben sertlikten yana değilim. Bunu her yerde de söylüyorum bu işi kim tırmandırırsa vebaldedir. Küstüm, oynamıyorum demek, iktidarın yapacağı bir şey değil. Muhalefette bunu söylemek daha kolay. İktidar kanadı alttan almak durumunda. Başbakanı da aşağıya çekmeden bir yol bulunabilir. 

* Bu iş çözülecekse herkesle görüşülür. Baykal gelmeyin dese de, itse de görüşülebilir.. (1983’te Özal’ın Evren’i öpmesi hatırlatılıyor) Şimdi Baykal’ı öpelim mi? Elini bile öperiz. Yaşı da buna müsait.

* Bu işlerde siyasi mutabakat şart. İdamın kaldırılmasını hatırlayalım. Bahçeli karşı olmasına rağmen hükümette mutakabat oldu. Bahçeli için zehirli su içmek gibi bir şeydi. İdam kaldırıldı. Ben bu işte de Kongre’den sonra Bahçeli’den ve partisinden katkı bekliyorum. Hayal ediyorum, diyelim. 

* Bahçeli ile Baykal’la bir araya gelmenin Türkiye’ye büyük bir faydası var. Görüntü olarak da faydası var. İçeride hal hatır sorsunlar, el sıkışsınlar. Bunun topluma olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Ama bunun için bir ara formül bularak temin etmek lazım. Akil adamlık da burada yani. 

DTP yok sayılmamalı 
* PKK’yı muhatap alan bir çalışma yok. İmralı’yı muhatap alan bir çalışma da yok. Niyet olarak böyle bir rezaleti düşünmüyoruz. Ama realiteler var. Ortada sosyolojik bir vaka var. Örgütü ne kadar minimize edebileceğiz, önemli olan bu.

* Bu toplumda karşılığı olan bir süreç. Başladıktan sonra İmralı’yı da aşan, DTP’yi de aşan bir süreç var. Siz DTP’yi teröristle bir tutar, yasal olmayan bir parti yerine koyarsanız, Güneydoğu’da masum Kürt’le teröristi aynı kefeye koymuş olursunuz. Oy oranlarına bakarsanız yine azınlıkta kalıyorlar; Türkiye’nin dokuz vilayetinde varlar. Ama oy almışlar. Böyle bir partiyi yok sayarsanız, hiçbir sonuç alamazsınız.

* Başbakan DTP’yle görüşmeden önce ben altı aydır görüşmek lazım diyordum. Ben hangi ile gitsem DTP’li belediyelere de gittim. Valiler bana aman diyorlardı, ben de onları halk seçmedi mi, milleti belediye, devleti valilik temsil eder diyordum.

Şehit anneleri ve terör
* Akan kan dursun diyenler, bizzat şehit cenazesinin başında duran anneler. Öyle bir aşamaya geldi ki anneler ‘hakkımı helal etmiyorum’ demeye başladı. Hele ki şu teğmenin (Elazığ’da pimi çekilmiş bombayı erin eline ceza diye tutuşturup 4 erin şehit olmasına neden olan teğmenden söz ediyor-MY) edepsizliği, yaptıklarından sonra. 

* Düşünün ki 5-6 aydan beri bir çatışmasızlık süreci yaşanıyor. Keşke daha da yaşansa. Keşke çatışma olmasa, mayın patlamasa, bundan memnun olmak gerekir. 

* Terörün bitmesini istemeyenler olabilir mi? Olabilir. Olağanüstü Hal kaldırılırken de kalkmasın diyenler vardı. Sonra kaldırınca baktık ki bir sektör oluşmuş. Terör de maalesef bir sektör haline gelmiş. Bütün bunlara karşı çıkacaksınız ama halk adına, halkla beraber karşı çıkacaksınız.

* Son terörist ölünceye kadar bombalamalar devam edecek denildi.(Burada Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay’ın görevi devralırken yaptığı konuşmaya üstü kapalı gönderme var-MY) Bu sözleri iyi değerlendirmek lazım. Sadece silahla, bombalamayla bitmedi. Terör bir sonuçtur. Sonucu meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmamız lazım.

Medya ve halk desteği
* Bu konuya medya tahminimizin ötesinde sahip çıktı. Medya yüzde 60, belki daha fazla olumlu. Edindiğim intiba olumlu. Önemli yazarlar konuya olumlu yaklaşıyor. Peşinen olumsuz yaklaşan az. Halktan olumlu tepki gelmesinde de medyanın önemli katkısı var. Anketlerde yüzde 40 destek görülüyor. Halktan yüzde 40 destek gelmesi bile önemli. Bu da benim beklentimin üstünde. Çözeceksek bunu hep birlikte çözeceğiz. Bu şeref herkese ait.

İsmet Paşa örneği ve Başbuğ
* Çok olumlu bir noktadayız. Aldığım intiba müspet. Bu iş çözülürse Türkiye kazanacak. 21 Şubat’ta (1961 Talat Aydemir isyanı) İsmet İnönü Başbakan’dı. ‘Silahı bırakın, affedeceğim’ dedi. Yargılandılar mı? Hayır. Bu söz hukuki miydi? Değildi. Ama oldu. Aydemir ikincisini yapınca Fethi Gürcan’la birlikte asıldı. İsmet paşa orada akıllıca iş yaptı. Ceza Kanunu’na, Anayasa’ya bakarak yapmadı. Çünkü isyanın söndürülmesi lazımdı. Bu işi çözmek için ne gerekiyorsa yapmalı.

* Terörü minimize etmek için dağdakini indirmek, toprağına, köyüne döndürmek için yapılacak olanı yapmak lazım. Dağdan ineceklerin tek isteği var. Onurlu bir şekilde indirin diyorlar. Geçmişte pişmanlık yasası diye bir şey vardı. Pişman olmak, nadim olmak istemiyorlar. 

* Kürtler onurlarına, kendi anlayışlarına göre onurlarına düşkün insanlar. Başbakan seçimden önce Diyarbakır’ı, Batman’ı alacağız dediğinde, ben ‘Öyle demeyin’ dedim; o zaman onlar da vermeyeceğiz diyorlar. Alacağı hizmetleri, kazanacaklarını anlatmak lazım. Eğer dağdan ineceklerse evinize, toprağınıza dönün diyelim. 

* Genelkurmay Başkanı’nın Başbakanı da alarak ‘14 kişi geldi 10’u serbest ikisi şöyle oldu’ şeklindeki sözleri önemlidir. Gelir, eğer bir eyleme katıldığı tespit edilmezse ifadesi alınır, adresi tespit edilir ve bırakılır. Teslim olsunlar adalete güvensinler diyor. Belki bu sözler teşvik edici de olacak. ‘Hiçbir eylemde bulunmamışsanız, serbestsiniz’ diyebilecek bir çağrıda bulunmamızın bir faydası olacak.

PKK yönetim kadrosu ne olacak?
* Örgütün üst düzeyinde insanlar var, Murat Karayılan, Cemil Bayık ve diğerleri. Bunlar eylemleri program haline getirip yönlendiren insanlar. Bunlar Türkiye’ye geldikleri, ya da getirildikleri takdirde, bu kadar eylemleri açığa çıkmış, yargılanması söz konusu. Ceza yemeleri de söz konusu. Kim onların yerine koysa kendisini cesaret etmez. Kimse çıkıp da ben geldim cezama razıyım demeyecektir. 

* Bunlarla ilgili çok önemli kararlar alınması lazım. Henüz bu aşamada değiliz. Eğer bir devlet projesi olarak uygulanacaksa bu, medyasıyla, yargısıyla, üniversitesiyle ve silahlı kuvvetleriyle diğer kurum ve kuruluşlarıyla uygulayalım dendiği anda yürürlüğe konacak projelerdir. Terör örgütünün iflası denen konuya giderken bunu da gerçekleştirmeye ihtiyacımız var.

* (Bir başka ülkeye gönderilmeleri konusu) Bunların Türkiye’ye zarar vermeyecek konumda tutulmaları amaçlanmış olabilir. İsimlendirmek istemiyorum. Sayıları da o kadar fazla değil. Sayıları 40-50 civarında bildiğim kadarıyla. Ama örgüt adına eylem yaptıran yöneten, Irak’tan istenen insan sayısı 300’ye yakın. Örgütün tamamen tavsiyesi konusunda ciddi, kararlı hareket yapılacaksa bunların da düşünülmesi lazım. 

ABD planı demek geri zekâlılık
* Kırmızı çizgi demek hoş değil, ama bizim de bazı kabullerimiz var. Onları mutlaka uygulamak isteriz. Mesela Türkçe’nin resmi dil oluşunu tartışmamak lazım. Birliği, bütünlüğü, hem de herkesin aynı dille eğitim alması konusu önemli argüman. Anadilin öğrenilmesi ve yayını ayrı tutmak lazım. İnsanların tabii hakları var; bireysel olarak bu haklara kavuşmasından tabii bir şey olamaz. Belli bir etnik kökenin siyasi hakları ya da sadece onlara köken olarak değerlendirmemek lazım. Etnik kimliğe mensup insanların rahatlıkla kullanabilecekleri bireysel haklar olarak görüyoruz.

* ABD örgütün tamamen tasfiyesinde samimi. Ancak ‘Bu bir ABD projesidir’ diyenler hayal görüyor. Manipüle etmek demektir. Söyledikleri isimler gibi insanlar ABD’de her kurulda var. Eline kalem alan bir şeyler yazar. Bazen beğendiklerimizi, bazen beğenmediklerimizi yazar. ‘ABD’de yazılmış, Türkiye’de AK Parti uyguluyor’ demek biraz geri zekâlı işi. Bu bizim kendi sürecimiz. Çözmemiz lazım.

* ABD’nin lojistik ve psikolojik desteği yanımızda, bu doğru. Irak’tan çekilme süreci, Kuzey Irak’ın geleceği Türkiye’yi en iyi şekilde düşünmeleri için yeterli. Konjonktürü iyi götürüyoruz. Dışişleri Bakanı, Dışişleri gayet iyi çalışıyor. Irak’ta seçimler var, getireceği sonuçlar var. Terör durmadı. Sünniler, Şiiler Araplar, Kürtler var. Böyle bir topluluğu bütünlük halinde tutmak, Amerika’nın da, Türkiye’nin de işine gelir. Dış konjonktür projenin ortaya konması için uygun.

Çözüm süreci ve seçim
* Başladık ve en uygun biçimde sonuçlandırcağız. İçişleri Bakanı Beşir Atalay pazartesi günü açıklama yapacak, bir ara toplam verecek. Şu ana kadar yapılan çalışmalar farklı şekilde de devam edebilir. Ama sınırsız değil, ucu açık değil. Ramazan ayının geçmesi, Meclis’in ekimde açılması, MGK toplantısı gibi nedenlerle ben yılbaşını bulur demiştim. Ama Başbakan yılbaşını da geç buluyor. Sarkacağını tahmin etmiyorum. Umarım yıl başına kadar bu konu üzerinde her şeyiyle şekillenmiş ve yürürlüğe girmek üzere bir projeyle karşılaşabiliriz.

* Önümüzde, iki yıl sonra genel seçimler var. Seçimin sonucunu tayin edecek bir çalışma içindeyiz. AK Parti başarılı olursa, büyük çoğunluğun onayladığı güven ortamı oluşursa halk bundan dolayı ödüllendirir. Aksi takdirde, başarısız kalınırsa bu seçim kaybına yol açabilecek risktir. Zaten diğer iki parti de şu anda bunun için çalışıyor. Ama ben bu sürece diğer partilerin de katkıda bulunacağına inanıyorum.

Tillo’da utanacak ne var?
Bu süreç uğruna nelere katlanıyoruz? (MHP’li) Oktay Vural’dan her gün hakaret yemek bize ağır geliyor. Çirkinlikte kimse yarışamaz Vural ile. Kamer Genç bile bana daha şirin gözükmeye başladı; ne kadar sevimliymiş? Hayatta sevmediğim bir insan Vural yüzünden melek gibi gelmeye başladı. Beterin beteri vardır.
Adama “Tillolusun” dedim. İnadından “Aydınlar” diyor. Yahu bir tek kaymakam Aydınlar der bir de sen, 72 millet Tillo diyor. Ne var utanacak? Genç olsa Dersim derdi. Tillo, ne var bunda ya?
Madrid Büyükelçisi’ne sorsak, biliyorum Tillo derdi. Volkan Vural mıydı adı? Amca çocukları.
Ziya Gökalp nasıl Türkçü ise, bunlar da Arap, ama Türkçülük yapıyor. 

Cumhurbaşkanlığı: Şimdilik, hayır
Açılım sürecinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yürütülmesini, makamın yıpranmaması açısından uygun bulmayan Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, 2012’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini şimdiden izlemeye almış görünüyor. Sözleri şöyle:
- Cumhurbaşkanlığı seçimi önemli. Onunla ilgili kanunun çıkması gerekir. Sanıyorum bu yasama döneminde çıkacaktır. Orada cumhurbaşkanlığı adayı kendisi olabileceği gibi, siyasi parti grupları nasıl aday gösterebilecek. İskeletiyle ben bu işin biraz hazırlandığını biliyorum.
-İkinci defa aday olabilir mi sayın Gül beş yıl için?
- Tabii. Halk tarafından ilk defa seçilmiş olacak. Dolayısıyla kullanabilir o hakkını.
- Sizin cumhurbaşkanlığına aday olma düşünceniz var mı?
- Hayır, hayır. Şimdilik hayır.