Arınç'la ilk Gül görüştü

Erdoğan, "Arınç'la hafta sonu görüşürüm" dedi, dakikalar sonra Gül'le Arınç bir araya geldi.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün gazetecilerin aday olup olmayacağı üzerine sorularına, yanındaki çocukları gösterip "İşte adaylarım" demesini nasıl karşılamalı?
Belki Başbakan'ın şaka anlayışı içinde yeri var, ama cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli bir konuda, seçime bu kadar az süre kala hâlâ bir adayın ortaya çıkmamış olması, insanların yalnız merak değil, sıkıntı kaynağı da. Erdoğan'ın önceki lideri Necmettin Erbakan'ın benzeri durumlarda sık sık başvurduğu "Suni gündem" klişesiyle açıklanamayacak denli önemli.
Başbakan Erdoğan'ın dünkü tavrına bakanlar, Başbakan'ı kararını vermiş insanların rahatlığı içinde sanabilirlerdi. Belki de öyledir.
Öyle ise, Başbakan cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda kararını verdiyse neden açıklamıyor? Açıklaması istendiğinde neden 23 Nisan'dan sonrayı işaret ediyor?
Nedenini 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda aramak gerekiyor belki de. 23 Nisan, TBMM'nin kuruluş günü. Ev sahibi TBMM Başkanı; halen Bülent Arınç. Geçen yılki 23 Nisan'a damgasını vuran iki gelişme akıllarda: Bunlardan biri Arınç'ın laikliğin yeniden tanımlamayı önerdiği konuşmasıydı. Başbakan Erdoğan bu tartışma nedeniyle çok sıkıntı çekti. Kendi belirlemediği bir tartışmanın gündemi belirlemesi karşısında zorlandı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 13 Nisan'da Harp Akademileri'ndeki konuşmasında hâlâ adını anmadan bu konuşmayı rejimin tehdit altında olduğuna kanıt sunuyordu. İkincisi, Arınç'ın sakal tıraşına başlamış bir delikanlıyı (yapılan suçlamalara göre sırf imam-hatip liseli olduğu için) çocuklar adına konuşturması idi.
Ama bu yıl durum farklı; 23 Nisan, cumhurbaşkanlığı aday gösterme süresinin sonuna denk geldi. Süre 25 Nisan 24.00'te bitiyor.
23 Nisan'da, örneğin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, bakanların, askerlerin, yargının, yabancı büyükelçilerin ve medyanın bir arada bulunduğu 23 Nisan akşamı Meclis davetinde söylenecek bir söz, bir tartışma, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı stratejisine son anda darbe vuracak nitelikte olabilir.
Dün Erdoğan'a Meclis Başkanı Arınç ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşüp görüşmeyeceği soruldu. Çünkü şimdiye dek AK Parti için stratejik her karar öncesinde üç kurucu isim bir araya gelmişti; gazeteciler o nedenle soruyordu. Erdoğan da Gül ile görüştüğünü, Arınç ile de "herhalde pazardan sonra" görüşeceğini söyledi. Pazar gecesi görüşmezse, pazartesi 23 Nisan. Erdoğan'ın 23 Nisan akşamı verilecek davetten önce bu konularda Arınç'la özel konuşması ne gibi bir risk unsuru taşıyor olabilir? O konuşmadan, Başbakan'ın Çankaya tercihinden memnun olmayabilecek Meclis Başkanın'ın, o tercihi olumsuz etkileyecek bir çıkış yapması ihtimali yok mudur?
İşin ilginçi, Erdoğan'ın 'pazardan sonra' açıklamasından dakikalar sonra, Gül'ün Arınç'ı makamında ziyaret edeceğinin duyulması.
Gül ile görüşmesi öncesinde Arınç'ın sözleri de ilginç. Başbakan Erdoğan'ın görüşme için vaktinin olmadığını açıklamasına karşın, Arınç, "Randevu şart değil", "Beş dakika, bir çay içimi de olabilir", "Telefonla da olabilir" türü sözler söylüyor. Belli ki, Erdoğan'la görüşmeye her an hazır olduğunu, ancak görüşmeye istekli olmayan tarafın Erdoğan olduğunu ve bu görüşmeyi yalnızca Gül ile yapmaktan duyduğu sıkıntıyı belli etmek istiyor. Doğrusu, belli de ediyor.
Gül acaba içeride Arınç'a "Bülent ağabey, Başbakan'ın kararı şu, bize uymak düşer" mi dedi? Bunu neden Erdoğan, "Telefonla olsun" söylemedi? itiraz duymak istemediği için olabilir mi?
Dahası var: Ankara kulislerinde, Erdoğan'ın adaylığını bu kadar geciktirmesinin, son güne bırakmasının ciddi nedenlerinden birisinin de Arınç'ın, o karar her ne ise, karşı çıkması ve kendisine yeni bir yol çizmeye çalışması olabileceği konuşuluyor.
Meclis Başkanı'nın itirazı, zaten CHP lideri Deniz Baykal'ın 367-Anayasa Mahkemesi baskısı altında Anavatan lideri Erkan Mumcu ve DYP lideri Mehmet Ağar'ın kapısını çalmak zorunda kalan Başbakan'ı, daha da zor durumda bırakabilir. Belki de Erdoğan hâlâ 367 engeline takılmadan Köşk'e çıkmanın son yoklamalarını yapıyor.
Ankara'da ve İstanbul'da Gül'ün adaylığını konuşanlar artıyor.
Ancak ağır basan bir tez daha var: Eğer eşi kapalı bir kişi cumhurbaşkanı olursa, bu Erdoğan olur. Olmaz ise, eşinin başı açık bir kişiyi Erdoğan aday gösterir. Hanımlar için eşinin başının açık olup olmaması nasılsa sorun değil.