Strasbourg'dan dün dönen Gül, İstanbul'da askeri törenle karşılandı.



Cumhurbaşkanı Gül'ün Türk gazetecilerle yaptığı toplantıda söylenenlerin çoğu kayıt dışıydı. Gül bir tek referandumla ilgili yanıtının yazılmasını istedi: Ben siyasetçi değilim artık. Siyasetçiler nasıl karar verirlerse ben uyarım.

  • Murat Yetkin" /> Strasbourg'dan dün dönen Gül, İstanbul'da askeri törenle karşılandı.



    Cumhurbaşkanı Gül'ün Türk gazetecilerle yaptığı toplantıda söylenenlerin çoğu kayıt dışıydı. Gül bir tek referandumla ilgili yanıtının yazılmasını istedi: Ben siyasetçi değilim artık. Siyasetçiler nasıl karar verirlerse ben uyarım.

  • Murat Yetkin" /> 'Artık siyasetçi değilim' - MURAT YETKİN - Radikal

    'Artık siyasetçi değilim'

    <br><img src="/veriler/2007/10/05/100.gif" width="200" height="143" alt="" align="right"><u><I>Strasbourg'dan dün dönen Gül, İstanbul'da askeri törenle karşılandı.</I></u><br><br><br></br><strong><font color="#BB0000">Cumhurbaşkanı</font></strong> Gül'ün Türk gazetecilerle yaptığı toplantıda söylenenlerin çoğu kayıt dışıydı. Gül bir tek referandumla ilgili yanıtının yazılmasını istedi: Ben siyasetçi değilim artık. Siyasetçiler nasıl karar verirlerse ben uyarım.<br></br><li><b>Murat Yetkin</b>

    STRAZBURG- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Sanırım bir tek bunu yazabilirsiniz" deyince, gazeteciler dikkat kesildi. Strazburg'ta üç gün süren Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi temasları ardından, özellikle de Avrupa'da çalışan Türk gazeteciler için düzenlediği basın sohbetinin büyük kısmı 'kayıt dışı' idi. Türkiye'deki referandum tartışmaları hatırlatılıp, 21 Ekim referandum sonucuna göre istifa edip etmeyeceği, ya da yeniden aday olmasının söz konusu olup olmayacağı sorulunca, Cumhurbaşkanı sözlerinin kaydedilmesini istedi ve şunları söyledi:
    "Ben siyasetçi değilim artık. Bu, siyasetin konusu. TBMM karar verecek. Bu tartışmanın içine ben girmeyeceğim. Siyasetçiler nasıl karar verirlerse, ben ona uyarım. Çok rahatım bu konuda ben. Artık siyasette değilim."
    Gül, artık siyasetin dışında olduğunu, siyasetin ve hükümet işlerinin dışında görülmek istediğini ilk kez bu kadar açık söyledi.
    Bu beyanını, KKTC bir yana, cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk uluslararası görünürlük kazandığı Avrupa Konseyi temaslarının ardından yapması da anlamlı. Gül, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) içinden çıkıp başbakan, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olan ilk üye olmanın yanı sıra, AKPM'de konuşan ilk Türk cumhurbaşkanı da oldu. Önceki günkü konuşması, şimdiye dek Türk yetkililerin sergilediği 'Kol kırılsın yen içinde kalsın' korumacılığının dışındaydı.
    Ama daha önemlisi şu: Gül bundan iki ay öncesine dek Türkiye'nin dışişleri bakanıydı. Dışişleri bakanı olarak da Gül'e örneğin TCY 301'inci maddesi üzerine sorular sormuşluğumuz vardı. Dışişleri Bakanı Gül, hiçbir zaman Cumhurbaşkanı Gül'ün söylediği kadar açık ifadelerle "301'in değiştirilmesini desteklediğini ve arzu ettiğini" söylememişti. Bunu söylerken, hükümetin öteden beri 301 konusundaki en mufahazakâr üyesi eski Adalet Bakanı, şimdi insan haklarından da sorumlu, Reform İzleme Grubu ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nun da başkanlığını yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de yanındaydı. Eski Başbakan Yardımcısı, şimdinin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de yanındaydı.
    Hükümet, ne 301 konusunda, ne de kendisinden Türkiye ve Avrupa'da beklenen bazı diğer adımların atılması konusunda aceleci değil. Muhtemelen Gül kadar arzulu da değil. Belki 21 Ekim referandumu öncesinde bunu iç politika açısından doğru bulmuyor. Hatta belki bütün adımları anayasa değişikliği sonrasına bırakmak istiyor. Eğer durum buysa, ne kadar isabetli bir siyaset olacağı tartışmaya açıktır.
    Öte yandan Gül'ün hükümetten şu an yapmaya gönüllü olmadığı taleplerde bulunması, Meclis açılış konuşmasında da vurgulamış olduğu 'cesaretlendirme' çerçevesinde görülebileceği gibi, hükümetle arasına sınır koymak istediğinin başka bir işaretidir.
    Gül'ün bu 'cesaretlendirme' işini yalnızca AB konularında değil, Kıbrıs, Kürt meselesi, Ermeni meselesi ve diğer netameli konularda da üstlenebileceği söylenebilir. Ahmet Necdet Sezer, cumhurbaşkanlığı döneminde Meclis'teki muhalefet ile aynı çizgide, muhafazakâr bir çizgide durmuştu. Acaba Gül, icraatın başı olarak reformlara zorlayıcı muhalefet boşluğunu da doldurmak mı istiyor? Hükümetin 2013'e kadar yol haritasının önünde hazır olduğunu, kendisinin hazırlamış olduğunu vurgulaması bunu gösteriyor, ama gerçekten bu rolü üstlenip üstlenmeyeceğini görmek için biraz daha gözlemek gerekiyor. Çünkü Başbakan Erdoğan her durumda bundan memnun olmayabilir.
    Bu saptama bizi referandum tartışmasına, hatta anayasa tartışmasına da getiriyor.
    Çünkü AK Parti'nin önünde, 12'inci cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesi değişikliğinin yanı sıra, referandumun bütünüyle iptal edilmesi teklifi de var artık.
    Bu durum, Gül'ün yedi yıl Çankaya'da kalmasını garantiye alır. Anayasa değişikliği geciktiği ölçüde de, cumhurbaşkanı yetkileri, şimdiki gibi güçlü kalmaya devam edecek, sembolik düzeye inmeyecektir. Gül, öteden beri cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini savunuyor olsa da, tablo budur.