Asker, hükümetten Meclis kararı isteyecek mi?

Önce bir haber: Genelkurmay önümüzdeki günlerde gazete ve televizyon yöneticileri için PKK ile mücadele bölgesinde bir bilgilendirme turu hazırlığında.

Önce bir haber: Genelkurmay önümüzdeki günlerde gazete ve televizyon yöneticileri için PKK ile mücadele bölgesinde bir bilgilendirme turu hazırlığında. Normalde seçim gezilerini izlememiz gereken günlerde, çatışma bölgesini izliyor olacağız. Türkiye'nin 22 Temmuz seçimlerine nasıl bir atmosferde gittiğinin bir başka işareti bu.
Seçim atmosferinin bu boyutu dün Ankara, İstanbul'daki şehit cenazlerinde bir kez daha görüldü. PKK ile mücadelede şehit düşenlerin yalnız anneleri bakkala ekmek almaya göndermeye kıyamazken kendilerini dağda bulan gencecik fidanlar olmadığı, onlarla aynı koşullarda savaşan subayları da olduğu ne yazık ki bir kez anlaşıldı.
Hafta sonu Şırnak'ın Güçlükonak ilçesi yakınlarında uzaktan kumandalı mayın patlaması sonucu şehit düşen Yarbay Melih Gülova, Manisa'da; Binbaşı
Ramazan Armutçıoğlu Ankara'da; Er Hasan Güreşen de İstanbul'daki törenlerle toprağa verildiler.
Ankara Kocatepe Camii'ndeki törende Başbakan Yardımcıları Abdullah Gül ve Mehmet Ali Şahin başta olmak üzere hükümet üyeleri protestolara muhatap oldu. Aslında biri dışında demek lazım: Milletvekili adayı olmayacağını açıklayan Abdüllatif Şener alkış aldı. Şehit binbaşının eşi, hükümet
üyesi olarak bir tek onun taziyesini kabul etti.
Manisa'da Meclis Başkanı Bülent Arınç'a protestonun daha da sert olduğu anlaşılıyor. O kadar ki, Arınç cenaze töreni ardından basın toplantısı düzenleyerek kendisine söylenenleri (haberlerde ne kadar ağır sözler olduğunu okuyabilirsiniz) aynen iade ettiğini söyledi. Bu gelişmelerden hemen sonra toplanan Bakanlar Kurulu öncesinde de, bugün akşam saatlerinde Başbakanlık'ta bir terör toplantısı yapılaağı açıklandı. Alınan bilgiye göre toplantı dört kişilik: Başbakan Tayyip Erdoğan, yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ?
Son birkaç haftada yaşananlar ardından yanıt arayan pek çok soru var.
Örneğin, Büyükanıt, 12 Nisan'daki basın toplantısında dile getirdiği şekilde hükümetten Meclis'ten Irak'a harekât için yetki istemesini talep edecek mi? Ya da "Bizim kastımız takip harekâtı değil, daha kapsamlı bir harekât. Bu harekâtı yapmasak bile, elinizde bu yetkinin olması Irak'takileri caydıracaktır" mı diyecek?
Ya da örneğin Erdoğan, Büyükanıt'a "Bu yetkiyi istiyor musunuz?" diye, ya da "Elinizdeki yetkiler sınır ötesi talip harekâta yetmiyor mu?" diye,
ya da geçenlerde Star gazetesinde Mustafa Karaalioğlu'nun dile getirdiği üzere "İçerideki olayları bastırmak için de ayrı yetkiye mi
ihtiyacınız var?" diye soracak mı?
Biraz geriye, 11 ay kadar geriye gidersek, 2006 Temmuz'unun ikinci hafta sonu birkaç gün içinde PKK'ya verilen 15 kayıp ardından benzeri toplantılar yapılmıştı. 16 Temmuz 2006'da Gül Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nu olağanüstü toplanmış, 17 Temmuz sabahı Erdoğan, Gül, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt bir araya gelmişti.
O toplantıda Erdoğan "Ne gerekiyorsa yapın" deyince, Özkök bunun bir siyasi direktif olup olmadığını sormuş, o toplantıda sözlü direktif veren Başbakan, konuyu az sonra Bakanlar Kurulu'na taşımıştı.
O gün Genelkurmay'a verilen direktifin 'her türlü önlemi alma' olduğu varsayılıyor. Büyükanıt'ın bugün ihtiyaç duyduğunu acaba Irak'a topyekûn bir harekât mı? Yoksa sınırın Irak tarafında diyelim 20-30 kilometrelik bir güvenlik kuşağı oluşturma projesi mi?
ABD'nin bu ikincisine belli koşullar altında sıcak bakacağına ilişkin, en son Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ağzından bazı işaretler alınıyor. Sınırı geçince yalnız PKK militanları değil, KDP paşmergeleri ve ABD askerleriyle de karşılaşılabileceği, bu durumda ne yapılacağı konusunda da hükümetin siyasi direktifinin gerektiğini Büyükanıt geçenlerde açıkça söyledi.
Geçen yıl, Irak'a operasyon, verilen direktife rağmen, 22 Temmuz'da ABD Başkanı George Bush'un Erdoğan'ı araması ve bunun yerine ortak mekanizma önermesiyle durdurulmuştu.
Meclis'in Irak'a operasyon için hükümeti yetkilendirmesi kolay olmayacak. Birincisi, küskünler hareketi nedeniyle bu karar için AK Parti CHP'ye muhtaç olabilir. İkincisi, böyle bir yetkinin elde olması, hükümet açısından pimi çekilmiş bombayı elde taşımaya benziyor. Heyecanla değil, soğukkanlılıkla davranmanın zamanı.