Askeri yığınakta tehlikeli artış

Dışişleri bakanları buluştu ama Putin'in sert sözleri gerilimi daha da artırdı. Bölge patlamaya hazır cephaneliğe dönüyor.

Rus savaş uçağının 24 Kasım’da Suriye sınırını geçince düşürülmesinden sonraki ilk üst düzey temas dün Belgrad’daki AGİT toplantıları sırasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Rus muhatabı Sergey Lavrov arasında yapıldı.

Çavuşoğlu görüşme sonrasında ölen pilot için başsağlığı, uçağın düşürülmek zorunda kalınmasından dolayı üzüntü bildirdiğini, Rusya’nın Türkiye’ye karşı suçlamalarına cevap verildiğini söyledi.

Lavrov ise “Türk Dışişleri Bakanından yeni bir şey duymadık” dedi; görüş ayrılığı devam ediyordu.

Tabii bu görüşmenin öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözlerinin, gerilimin yatışmak bir yana daha da artmasına neden olduğunu söylememiz gerekiyor.

***

Putin bu olayı unutmayacaklarını Türk liderliğinin bu olaydan pişman edecekleri tehditlerini savurdu.

Ama bunu öylesine sert ve saldırgan bir üslupla yaptı ki ülkeler arası ilişkilerde örneğine pek rastlanmayan bir tırmanış sergiledi.

Daha da dikkat çekici yanı, Putin’in hedefinde Türkiye ve Türk haklı değil, “yönetimdeki kliği”, ya da Türkçesiyle “hizbi” hedef aldığını söylemesiydi.

***

Putin, “Allah yönetimdeki bu kliği cezalandırmadan önce herhalde akıllarını başlarından aldlı” diye çok ağır bir çıkış yaptı Putin.

Ama Rus pilotların ölümünden dolayı ne Türkiye’yi, ne de dost Türk halkını, “liderliğin bir kısmını” oluşturan bu klik ile eşit tutmadıklarını da söyledi; isim vermese de açıkça Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı işaret ediyor gibiydi.

Zaten iki gün önce Türkiye’nin güya IŞİD’in yasadışı8 petrol ticaretine yardımcı olduğu iddiasında bulunurken, önceki gün de Savunma Bakanlığına aynı ithamı tekrarlatırken doğrudan Erdoğan ve çevresini hedefe koymuştu.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki aynı sertlikte cevap vermemeye kendisini zorlayarak “Bu işe aileyi karıştırmak ahlaki değil” diye cevap verdi dün. Daha önce İran’ın da bunu yaptığını sonradan iddiasını ortadan kaldırdığını hatırlattı.

Putin bu iddialarını ispat ederse kendisinin Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğini tekrarladı ve acaba edemezse aynı şeyi Putin’in de yapıp yapmayacağını sordu.

Ayrıca IŞİD’le Rusların petrol ticareti içinde olduğuna dair belgelerin Türkiye’nin elinde olduğunu açıkladı.

***

Bütün bunlar olurken bakın bölgedeki silah yığınağı nasıl arttı.

Öncelikle 2 Aralık gecesinden itibaren İngiltere de bölgedeki askeri tabloya dâhil oldu.

İngiliz Başbakanı David Cameron parlamentodan onay alır almaz, Kıbrıs’taki Agratur (Akrotiri) üssünden kalkan 4 Tornado savaş uçağının IŞİD’in ana gelir kaynağı olan petrol tesislerini vurduğu açıklandı; 8 Tornado daha Kıbrıs’ta üslenmek üzere yoldaydı.

***

İngiltere daha önce Kıbrıs’taki üslerini Fransız savaş uçaklarının Suriye ve Irak’taki IŞİD hedeflerine operasyonu için açtığını duyurmuştu.

Ankara da önceki gün Fransız savaş uçaklarının aynı amaçla Türk hava sahasını kullanabilmesine izin verdi.

Adana’daki stratejik İncirlik üssü bu operasyonların merkezi konumunda.

***

Dün akşam Ankara’ya gelen Almanya Savunma Bakanı Ursula Von Der Leyen’in amacı da Alman Tornado savaş uçaklarının (ve o çerçevede 550 kadar askerin) İncirlik’te konuşlanması için izin almaktı.

ABD hava kuvvetleri zaten Temmuz ayından bu yana (zaman zaman Türk F-16’larının da katılımıyla) İncirlik’ten IŞİD’i vuruyor. Amerikan F-16’larına yakın zamanda F-15 ve A-10 tipi uçaklar da katıldı.

Yani şu anda Suriye’nin Lazkiye şehri yakınlarındaki Hmeymim hava üssünde konuşlu Rus MiG-23, MiG 29, Su,24 ve Su-30 savaş uçaklarına karşılık, NATO’nun beş önemli gücünün, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve tabii Suriye’nin sınırdaşı, ev sahibi Türkiye’nin hava kuvvetleri İncirlik, Agratur (ve destek amaçlı Diyarbakır üslerini kullanabilecek durumdalar.

***

Türkiye’nin İncirlikte’ki havada yakıt ikmali filosunu ve Konya’daki AWACS filosunu da resme katmamız gerekiyor.

Ve tabii Rusya’nın Suriye sahasındaki en önemli kara müttefiği İran’a S-300 satışını açıklaması ve uçak düşürülmesi olayı ardından Suriye’ye daha gelişmiş modeli olan S-400 yerleştireceğini ilan etmesinini de saymalıyız.

***

Ve bu sadece hava kuvvetlerindeki tablo.

Gelelim denizlerdeki yığınağa.

Lazkiye’nin 100 km kadar güneyindeki Tartus’ta bulunan Rusya’nın Orta Doğu ve Akdeniz’deki tek askeri üssü olan deniz üssü, zaten Rusya’nın Suriye’ye hava gücü yığmasının en önemli nedenlerinden biriydi.

***

Hava gücüyle birlikte Rusya’nın Karadeniz, Kuzey Denizi ve hatta Pasifik Filosundan bazı savaş gemileri de Akdeniz’e, Kıbrıs ve Suriye sahili arasında, İskenderun Körfezi’nin güneyinde kalan bölgeye yerleştiler.

AB üyesi Kıbrıs Rum hükümetiyle Rusya arasındaki bir anlaşma sayesinde Güney Kıbrıs’taki limanlardan da yararlanıyor Rus filosu.

Bu arada Montreaux (Montrö) anlaşmasının verdiği hakla, Boğazlar üzerinden Suriye’ye bir askeri ve sivil zinciri kurmuş vaziyette silah ve her türlü malzeme sevk ediyor.

Son gelişmelerden sonra Karadeniz filosunun amiral gemisi olan “Moskva” füzeatar kruvazörü de Suriye açıklarında seyrediyor.

***

ABD Altıncı Filosuna bağlı “Donald Cook” füzeatar destroyeri de Akdeniz’de, bir süre önce Türk donanmasıyla ortak bir tatbikat yaptı. Onun nöbeti dolunca yerini bir başka Amerikan füzeatar gemisi alacak.

Türkiye’nin Rusya’nın Suriye’deki varlığına karşı korunması amacıyla NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in hafta başına açıkladığı üzere Akdeniz’e gelecek takviye NATO deniz gücü söz konusu.

Alman ve Danimarka donanmalarına bağlı yüksek teknolojiyle donatılmış savaş gemilerinin yolda olduğu bildiriliyor.

***

Tabii sadece Akdeniz değil.

Rusya Karadeniz filosunu Akdeniz’e indirince NATO da karşı hamleler yapmaya başladı.

Türkiye’nin Kuzey Deniz Saha Komutanlığı zaten bir süredir teyakkuzda.

***

Dün bunlara ek olarak üç savaş gemisi Çanakkale ve İstanbul boğazlarından geçerek Karadeniz’e çıktı.

Gemiler Kanada, İspanya ve Portekiz bayrağı taşıyor.

Anlamını biliyorsunuz değil mi? NATO bütün üyeleriyle teyakkuzda.

***

Türkiye’yi Rusya’nın askeri misillemesinden koruyan en önemli unsurun NATO üyeliği olduğu anlaşılıyor; şimdi tavuk-yumurta meseline girmeden söyleyelim.

Gelinen noktada ne ABD, ne Rusya, ne Suriye ve ne de Ukrayna nedeniyle birbiriyle savaşmaya niyetli.

Ama bu kadar dar alana bu kadar ülkenin silahı, askeri yığıldığında ortam her türlü kazaya açık hale gelir.

Dünya tarihi ne çatışmaların, hatta savaşların bazen ne kadar sudan sebeplerle patladığına tanıktır; bazen en umulmadık, önemsiz damla taşırır bardağı.

O nedenle Türkiye ve Rusya arasındaki gerilimin bir an önce diplomatik yollardan giderilmesi gerekiyor; bir an önce.