Avrupa, liderini Merkel'de buldu

Almanya'dan Türkiye'ye bir iyi, bir kötü haber: Mecliste 11 Türkiye kökenli üye var. Ve Merkel güçlenerek devam ediyor. Hangisi iyi siz karar verin

Nicholas Sarkozy Fransız seçimlerini kaybettiği zaman Avrupa’yı iyi okuduğunu düşünen Türk siyasilerinden “Sıra Merkel’de” demeçlerini mutlaka hatırlıyorsunuzdur.
Angela Merkel 22 Eylül’de yapılan Almanya seçimlerinde oy oranını arttırarak üçüncü defa şansölye seçildi.
Üç dönem seçim kazanma Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da nadir bir olaydır. En son İngiltere’de Margaret Thatcher ‘Demir Leydi’ lakabını böyle almıştır.
Merkel’in üstelik oy oranını hem de çok ciddi bir ekonomik kriz döneminde (diğer Avrupalı mevkidaşları birer birer koltuklarına veda ederken arttırarak yeniden seçilmesi önemlidir.
Uzun süredir Avrupa’da güçlü bir liderin çıkmadığından söz ediliyordu; 22 Nisan seçimleriyle Avrupa’nın yeniden güçlü bir lider bulduğu söylenebilir.

Almanya seçmeni Merkel’e neden mi oy verdi?
1 - Ekonomik krizden Almanya yalnızca güçlenerek çıkmadı, aynı zamanda deyim yerindeyse euro bölgesinin sahibi olarak çıktı. Merkel, Avrupa ekonomisini ABD kökenli kriz nedeniyle dibe vurmaktan kurtardı, Alman ekonomisi daha da büyüdü. Avrupa Komisyonu’nun Fransız kökenli eski başkanı Jacques Delors’un söylediği “Almanya’da herkes Allah’a inanmaz ama herkes Bundesbank’a inanır” sözlerini artık daha çok kişi duyacak; bir yerde Alman Merkez Bankası’nın isabet ve istikrarı Merkel’e destek oldu. 
2 - Dış politikada Merkel dönemi Almanya’nın ağırlığını dünya siyasetine yeniden koyduğu bir dönem oldu. Siyasete P5+1 kavramı girdi. Yani Almanya, BM Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisine sahip 5 daimi üyesinden birisi olmasa da en kritik konularda karar süreçlerinin başından itibaren içinde yer alan çok özel bir konuma geldi. Böylece BM sisteminde AB de fiilen temsil edilmeye başladı. İran’ın nükleer programından Filistin-İsrail diyaloğuna dek Almanya, çok konuşmak yerine sessizce iş bitiren aktör olarak öne çıktı.
3 - Çevre konusu Merkel’in öne çıkardığı ve Yeşillere ortak olduğu bir alan oldu. Nükleer enerji programına yeniden dönüş yapmışken Japonya’daki Fukişima olayı sonrasında bir gecede programa son verdiğini açıklaması, Yeşillerdeki oy kaybının nedenleri arasındaydı.
4- Göçmen politikası, Türkiye’deki kanının aksine Merkel’in en başarılı bulunan yönleri arasındaydı. Düşünün ki Türkiye kökenli seçmenler (Neredeyse bir milyon) hem AK Parti hem de CHP’nin “Sosyal demokratlara oy verin” telkinine karşın ilk kez Merkel’in Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU) listesinden Cemile Yusuf’u Bundestag’a gönderdi. Bundestag’a giren Türkiye kökenli Alman vatandaşı sayısı 11’le rekor bir sayıya ulaştı. (Hayır, beyler, Sosyal demokratlarla Yeşiller’in Türkiye’nin AB üyeliğine desteği, Türkiye’nin politikalarına destek anlamına gelmiyor, insan haklarına saygı ve demokratik dayanışma anlamına geliyor.) Neo-Nazi cinayetleri üzerine giderek yargıyı harekete geçiren, özür dilemesini bilen Merkel, uyguladığı siyasetle Türk seçmeninin dahi oyunu alacak şekilde entegrasyon sağlamaya başlamış görünüyor.
İşte Almanya seçmeni Merkel’in bu siyasetinin devamına oy verdi. Sosyal politikalar konusundaki tutumunu beğenmediği için sosyal demokratların (SPD) meclisteki yerini, biraz da güçlendirerek korudu. Şimdi Merkel sosyal demokratlarla koalisyon arayışına giriyor ama politikasının esası değişmeyecek; özellikle siyasi yönüyle AB’nin, ekonomik yönüyle euro bölgesinin güçlendirilmesine ağırlık verecek.
Türkiye konusuna gelince.. Merkel, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda hiç ikiyüzlülük yapmadı, tam üyeliğe karşı olduğunu hep söyledi. Ama Merkel ideolojik saplantıları olmayan bir lider olduğunu da gösterdi. Türkiye’nin demokratik ve ekonomik görünümünün düzelmesi halinde, Merkel’in tutumu da değişecektir. Örnek, Fukişima.
Özetle, Türkiye’nin Almanya’da, dolayısıyla Avrupa’daki bu önemli siyasi gelişmeye göre Avrupa siyasetini gözden geçirmesinde yarar var.

Gül’ün Roosevelt ziyareti 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York’ta eski ABD başkanlarından Franklin Roosevelt’in kütüphanesini ziyaret etmiş; programda olmayan ziyareti yerel Amerikan gazetesinin haberinden öğrendik.
Roosevelt ABD tarihinde yeri olan bir başkandır. Amerikalıların en çok sevdiği 4 başkandan birisidir. ABD’nin tek engelli (çocuk felci nedeniyle tekerlekli iskemledeydi) başkanı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin lideridir; Hiroşima’ya atılan atom bombasıyla savaşın bitmesinden önce, Nisan 1945’te ölene dek (1932’den itibaren) tam dört dönem başkan seçilmiştir. Bir kişinin üst üste başkan seçilmesinin seçim yoluyla krallığa dönüşeceğinden endişe eden ve demokrasinin ruhuna aykırı bulan Amerikalılar, Roosevelt’in ardından en fazla iki dönem başkan seçilebilme yasasını çıkarmışlardır.  Gül, Roosevelt’i hatırlayınca, ben de hatırlatayım istedim.