scorecardresearch.com

Avrupa'nın açmazı: Kaynak kurumadıkça, göç gelecek

Kaynak, göç veren ülkelerdeki savaşlar, kıtlıklar, yoksulluk; dolayısıyla Somali'den, Afganistan'a uzanan bir yay. Ama en çok Irak ve Suriye, özellikle de dünyanın kara deliği haline gelen Suriye.

Yeni bir göç dalgası kapıda.

Başbakan Ahmat Davutoğlu Suriye ve Rus ordusunun saldırılarından kaçan 10 bin Suriyeli Türkmen'in sınıra dayandığını, Halep'e yönelik harekattan kaçan 70 bin mültecinin de sınıra doğru gelmekte olduğunu söyledi.
Bunu Londra'daki Suriye konferansında söylediği sırada Cenevre'deki Suriye görüşmelerinin de askıya alındığı haberi gelmişti.
***
Suriye görüşmelerinin askıya alınmasından dolayı Rusya'yı, Rusya'nın sadece IŞİD'i değil, daha çok Beşar Esad muhaliflerini bombalamayı kesmemesi nedeniyle ilk suçlayan ABD oldu.
ABD'yi Türkiye, Fransa, Almanya, İngiltere izledi.
Avrupa Birliği mevcut göç baskısı nedeniyle Türkiye ile masaya oturmuşken, yeni göç dalgalarıyla nasıl baş çıkacağı kaygısına kapılıyor.
AB İşleri Bakanı Volkan Bozkır ise dün Paris'te, elindeki kırmızı kapaklı dosyadan bazı rakamlar sıralayarak Suriye'de işler böyle gitmeye devam ederse 3,5 milyon kişinin daha göç etme ihtimalinin bulunduğunu söylüyordu.
***
Bozkır "Kaynak kurumadıkça, göç gelecektir" diyor.
Kaynak, göç veren ülkelerdeki savaşlar, kıtlıklar, yoksulluk; dolayısıyla Somali'den, Afganistan'a uzanan bir yay.
Ama en çok Irak ve Suriye, özellikle de dünyanın kara deliği haline gelen Suriye.
***
AB Bakanı'nın "Kimsenin kimseyi suçlayacağı bir tablo yok. Her ülke üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeli" olarak nitelediği bu tablo aslında Avrupa'nın açmazını da sergiliyor.
Avrupa Birliği, Aylan bebeğin cansız bedeni Eylül başında Bodrum sahiline vurana, o günlerde binlerce mülteci AB sınırlarına yığılana dek Suriye iç savaşındaki trajedi karşısında üç maymunu oynadı.
Sonra Türkiye'nin yardımına başvuruldu, tabii Türkiye'nin vize ve fasıl açılması taleplerini de konuşmaya başlayarak.
Ama AB'nin hala aynı açmaz içinde kestirme yollar peşinde olduğu da görülüyor.
***
Hayır, sadece İtalya'nın Almanya ve Fransa'ya 'Beni mülteciler konusunda zor günde yalnız bıraktınız" diyerek şimdi ortak hareketlerden kaçınıyor olmasından söz etmiyorum.
Sadece İsveç, Danimarka ve Almanya arasında Schengen anlaşmasının geleceğini tehdit eden mülteci geriliminden de, geri kabul anlaşmalarının sonunda Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya'nın başına kalacağı ihtimalinden de söz etmiyorum.
AB hâlâ bir bakış açısı açmazı içinde.
***
Geçen hafta aynı konu üzerine Roma'da temaslarda bulunan, bugün de Brüksel'de olan Bozkır AB'nin beklentilerini şöyle sıralıyor:
Önce göç dursun, sonra ülkelerin göç kotaları belirlensin, sonra Türkiye'ye ve diğerlerine yardım devreye girsin.
Oysa Suriye savaşı şiddetlenerek devam ettikçe göçün biteceği filan yok; dolayısıyla bu beklenti silsilesi daha ilk adımda ağır bir yara alıyor.
***
O nedenle, mesela 3 Şubat akşamı, Paris Büyükelçisi Hakkı Akil'in konutunda verdiği yemekte Bozkır'ın, Fransa'nın AB İşleri Bakanı Harlem Desir ve Fransız iş dünyasının önde gelen isimlerine hitaben Yunanistan'a da yardım edilmesi gerektiği çağrısında bulunması ilginçti.
Türkiye ve Yunanistan heyetleri 8 Mart'ta İzmir'de yasadışı göç ile ortak mücadele konusunda bir toplantı yapacak.
Hemen ardından Bulgaristan'ın da katılımıyla bir üçlü mekanizma toplantısı planlanıyor.
Ama iş sınırda bitmiyor, AB'nin merkezinde sorun var.
***
Ankara yalnızca yasadışı göç değil, terörizmle mücadele konusunda da, hazır yeniden konuşmaya başlamışken AB'nin bakış açısını etkilemeye çalışıyor.
Ankara, malum, mücadele etmekte olduğu terörizmin yalnızca IŞİD'den gelmediğini, halen Güneydoğu'da bazı ilçelerde ağır kayıplara yol açan durumun sorumlusu PKK'nın da aynı tehlikede olduğunu işliyor.
Bozkır'ın kırmızı kapaklı dosyasında Avrupalı siyasetçilere gösterdiği fotoğraflar var: Yoldaki rögar kapağı altına yerleştirilmiş bombalar, roketatarlar, tonlarca mermi ve patlayıcı, otomatik tüfekler, tabancalar...
Bozkır, son olarak Aydın'da yakalanan Özdemir Sabacı'nın katil zanlısı İsmail Akkol'un 10 yıldır Yunanistan'dan istendiğini ancak Atina'nın terör suçundan aranan bu DHKP-C militanını serbest bıraktığını, onun da ilk fırsatta canlı bomba eylemi yapmak üzere Türkiye'ye geldiğini, kendisinin de şimdi bu durumu Avrupalılara anlatmaya başladığını söylüyor.
***
Bütün bu tabloya karşın, Paris büyükelçilik konutundaki yemeğe Fransız iş çevrelerinden etkileyici katılım vardı.
Yan yana düştüğümüz büyük bankalardan BNP Paribas'ın Başkanı Jean Lemierere ve Fransa'nın TÜSİAD'ı MEDEF Başkanı Bernard Spitz ile Türkiye'deki yatırım ortamı üzerine geniş konuşma imkanı oldu.
Aldığım izlenim, Suriye savaşı, Güneydoğu'da terörizm riski ve basın ve yargı özgürlüğü gibi yatırım ortamını olumsuz etkileyen konulara karşın, bölgede başka yatırım alternatifi bulunmaması gibi bir avantajı var Türkiye'nin.
AB ile yakınlaşma mümkün olur ve bu da Türkiye'de demokasinin kalitesinin artırılmasına katkıda bulunursa, daha çok yatırım gelecektir.
***
Fransız Bakan Desir ile de konuşma imkanı buldum.
Bakan, Fransa'nın Türkiye ile AB fasıllarının açılması önündeki engelleri kaldırdığına dikkat çekerek, özellikle yargı reformu ve özgürlüklerle ilgili 23 ve 24'üncü maddenin bir an önce açılması için çalıştıklarından söz etti.
Ancak her iki madde üzerinde de Kıbrıs Rum hükümeti vetosu bulunuyor.
***
Bir başka ilginç konu da İtalyanlarla ortak olan Fransız silah şirketlerinin Türkiye'nin füzesavar sistemi ihalesine ilgisinin artmış olması.
Gözümüzün önünde bir silah konsorsiyumu temsilcisi, Bakan Bozkır'a artık Roketsan ve Aselsan ile de ortaklık görüşmesi yaptıklarını, teknoloji transfer edeceklerini söyleyerek, neden acilen açılmasını istedikleri fasıllara savunmayı da dahil etmediklerini sordu.
Oysa o fasıl üzerinde de Kıbrıs Rum vetosu bulunyor.
***
Başa dönersek Suriye iç savaşından göç ve terörizm sorununa, oradan Kıbrıs ve Türkiye'nin AB macerasına dek uzanan geniş ve karmaşık bir tablo var ortada.
Kolay bir tablo değil, ama sadece Türkiye'ye değil, herkese zor ve belki de en önemli avantaj burada

http://www.radikal.com.tr/150543915054390

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.