Avrupa?ya giden yol Ortadoğu?dan mı geçiyor?

Erdoğan 2004 yılından bu yana AB amaçlı Brüksel?e yaptığı bu ilk ziyarette yanına yeni AB Bakanı Egemen Bağış?ı da aldı. Bu 2004 sonundan itibaren fiilen buzdolabında olan (ve ilginçtir ki Fransa?nın dönem başkanlığında ısınma belirtileri gösteren) Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlanmasına vesile olabilir mi?

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın izlediği politikayı eleştirmek ayrı konu; etkili olduğunu ise kabul etmek gerekiyor. Karşılaştırmak için sormuyorum; Kemal Atatürk’ten bu yana başka ülkelerde yapılan sokak gösterilerinde resmi taşınan, övülen bir Türk lideri oldu mu? Bu ülkenin Yemen, Erdoğan’la birlikte övülenin Venezuella lideri Chavez ve Katar emiri Al Tani olması o kadar önemli değil. Türk başbakanının söylediklerine dünyanın çeşitli ülkelerinde sokağın kulak verir hale gelmesi önemli. Sokağın kulak vermesi, siyasi muhataplarınızın da sizi hesaplarına dahil etmesinde bir etken haline gelir. Buna İsrail ve Yahudi lobisi de, ABD’nin salı günü görevi devralacak yeni başkanı Barack Obama da, AB de dahildir.
Nitekim AB Güvenlik ve Dış Politika Sorumlusu Javier Solana dün Türkiye’nin son dönemde Gürcistan ve Gazze krizlerinde oynadığı rol ile öne çıktığını, bunun da Türkiye’yi Avrupa’ya yanaştıran bir etken olduğunu söyledi. Solana, Türkiye’nin Ermenistan açılımını da bu paranteze dahil etmiş.
Gürcistan ve Gazze krizleri iki ülkeyi diplomasi sahnesinde oldukları konumdan daha ileriye taşıdı: Fransa ve Türkiye. AB, ilk kez Nicolas Sarkozy sayesinde uluslararası krizde, Gürcistan-Rusya krizinde ateşkes sağlayan taraf oldu. Erdoğan’ın da ‘İşbirliği Platformu’ önerisiyle gerilimin düşürülmesinde rol oynadı.
Gazze krizinde de hem Erdoğan, hem Sarkozy önemli çaba sarf ettiler. Aralarındaki fark, Erdoğan’ın Gazze’deki sivil ölümleri nedeniyle ve İsrail Başbakanı Olmert tarafından aldatıldığı hissiyle İsrail’e gitmemesi oldu; Sarkozy gitti. Erdoğan’ın Hamas’ı fazla savunmasına tepki veren Olmert de buna karşın ateşkesin sağlanması için teşekkür ettiği ülkeler arasına Türkiye’yi katmadı. Ama kullandığı sert söyleme karşın Erdoğan İsrail ile ilişkilere aynen devam etti. Neticede Türkiye Hamas ile de, Suriye, İran ile de konuşabilen taraftı. Ankara dün son bir haftada Celili ve Laricani’den sonra üçüncü üst düzey İran yetkilisi olarak Brucerdi’yi ağırladı. Başbakan’ın Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Feridun Sinirlioğlu Gazze diplomasisinin aktörleri arasında.
Kahire’deki toplantı Sarkozy ve Mısır Cumhurbaşkanı Mubarak’ın evsahipliğiyle yapılıyor. Türkiye, hem Katar’daki Gazze toplantısına hem de Kahire’dekine katılan tek ülke.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kahire’deyken, Erdoğan Brüksel’de AB Komisyonu Başkanı Manuel Barroso’ya Gazze ve Ortadoğu’yu anlatıyor olacak.
Erdoğan 2004 yılından bu yana AB amaçlı Brüksel’e yaptığı bu ilk ziyarette yanına yeni AB Bakanı Egemen Bağış’ı da aldı. Bu 2004 sonundan itibaren fiilen buzdolabında olan (ve ilginçtir ki Fransa’nın dönem başkanlığında ısınma belirtileri gösteren) Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlanmasına vesile olabilir mi? Olması umut ediliyor.
Burada önemli bir ayrıntı var. Erdoğan’ın AB dosyasını Bağış’a vermesi, AB konularının bundan böyle Dışişleri-Cumhurbaşkanlığı ağırlıklı olmaktan çok, Başbakanlık ağırlıklı götürülmek istendiğinin de işareti. Bir taşla iki kuş yani.