Azerbaycan'ı küstürmemek

Türkiye açısından Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmesi kadar, bunu Azerbaycan'ı incitmeden yapmak da önem taşıyor

Öncelikle söylenmesi gereken bir şey var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçtiğimiz
6 Eylül’de Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan’ın davetini kabul ederek milli futbol maçına gitmesinin Türkiye’nin üzerinden nasıl bir yük kaldırmış olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor.
ABD Başkanı Barack Obama’nın 6 Nisan’da önce Gül ile Çankaya’daki basın toplantısında sonra Meclis’teki konuşmasında ortaya çıkan bir tablo bunu gösteriyor. Seçmene verdiği sözü tutan bir politikacı olduğunu Irak’tan çekilme kararından Guantanamo‘yu derhal kapatmasına dek kritik alanlarda sergileyebilen bir siyasetçi Obama. Seçim sırasında 1915 trajedisini Osmanlı Türkleri’nin Ermenilere yönelik soykırım girişimi olarak gördüğünü bir değil, iki defa söylemişti. Göreve geldiğinde 24 Nisan’ın soykırım günü olarak tanıyacağı sözünü de vermişti. Şimdi görüşlerini değiştirmediğini söylese de, en azından bu 24 Nisan’da soykırım ilanında bulunmayacağını, şu an ABD’nin bu konuya müdahelesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki görüşmeleri baltalayabileceği gerekçesiyle ertelemiş bulunuyor. Sözünde şimdilik durmayacağını vurguluyor ve aslında önemli bir başka şey yapıyor. Ermeni kimliğinin bir parçası olan soykırım tanınmasını Türkiye ile Ermenistan arasında süren görüşmelere bağlı hale getiriyor.
Tabii ki Ermenistan ile yoğun ilişkiler yalnızca Gül’ün maça gidişinden ibaret değil; o buzdağının görünen kısmı.
Başka neler var. Şu anda teknik görüşmeleri yürüten kişiler arasında, daha önce Fransa’daki Ermeni diasporasının internet sitesinde ‘soykırım yoktur’ dediği için dava açtığı ve davayı ‘ifade özgürlüğü’ temelinde kazanan o dönemin Paris Başkonsolosu Aydın Sezgin var. Bir üst diplomatik kademede Müsteşar Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün Vaşington, Moskova, Erivan, Bakü ve bazı Avrupa şehirlerinde yürüttüğü mekik diplomasisi var. En üst düzey diplomatik temas, Dışişleri Bakanı Ali Babacan adına Müsteşar Ertuğrul Apakan tarafından, Ermenistan dışişleri müsteşarı arasında İsviçre dışişleri müsteşarının tanıklığında yürütülüyor. Görülebildiği gibi bu çok yoğun bir diplomatik çaba.
Çabanın odağında Türkiye-Ermenistan sınırının açılması ve iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulması bulunuyor.
Türkiye bu sınırı 1993’de, Ermenistan’ın Yukarı Karabağ dahil Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal altına almasını protesto ederek kapatmıştı. O dönem Türk iç politikasındaki rekabetin sonucu kapatılan sınır, gelinen noktada Türkiye’nin ve aslında Azerbaycan’ın da manevra alanını çoğaltan değil, azaltan bir etkene dönüştü.
Türkiye o tarihten bu yana Ermenistan ile ilişkilerini Azerbaycan ile danışarak yürütüyor. Azerbaycan’ın aleyhine olacak adımlar atılmıyor ve o günden bugüne bütün Türk hükümetleri bu yazılı olmayan kurala uygun davranıyorlar.
Ancak son gelişmeler Azerbaycan’da hem İlham Aliyev iktidarı, hem de muhalefetinde rahatsızlığa yol açmış bulunuyor. Azeri medyasında ‘Türkler bizi 1920’den sonra bir daha mı terk edecek?’ diye soracak kadar ileri yorumlara rastlanıyor.
Dışişleri kaynakları, Azerilerin bu sertlikte tepkisini hak edecek bir şey yapmadıklarını, Ermenistan ve diğer taraflarla görüşmelerin ‘Azerilerle ilgili bütün boyutlarını’ Bakü ile paylaştıklarını, ama Ankara’nın Azeri-Ermeni görüşmelerine tam vakıf olamadığını söylüyorlar. Yani bu durum Ankara-Bakü ilişkilerinde bir güven sıkıntısının işaretlerini veriyor.
Oysa Ömer Ersun gibi, emekli olmadan önce bu işlerin içinde yer almış diplomatlar dahi artık (Stratejik Analiz dergisi Nisan 2009 sayısında yazdığı gibi) “Bizim Ermenistan’la kuracağımız ilişki Azerbaycan halkının da yararınadır” diyebiliyorlar. ‘Özür bildirgesine’ sert tepki veren emekli diplomatlar arasında yer alan Ersun, “Ermenistan’la derhal diplomatik ilişki kurulup demiryolu ve karayolu ulaşımı geçici kaydıyla açılmalı” önerisinde bulunmaktadır.
Çünkü Ermenistan’la Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi Türkiye’nin çıkarına ve bölgesel dengeler açısından Azerbaycan’ın da çıkarınadır. Türk-Ermeni sınırının kapalı kalmasın Rusya ve İran’ın bölgesel çıkarına hizmet edip etmediğine enerji projeleri açısından da iyi bakılmalıdır.
Evet, Türkiye kendi diplomasisini bu AzErbaycan dahi olsa başka ülkelerin ellerine bırakamaz. Ama Türkiye açısından Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi kadar, bunu Azerbaycan’ı incitmeden yapmak da önem taşıyor.