Bakın yasadışı telefon dinlemesine neden 'takılmışım'

Geçtiğimiz hafta Milliyet gazetesi yasadışı telefon dinlemelerinin hedefi olan bir dizi ismi daha açıkladı. Deneyimli gazeteci Tolga Şardan'ın haberine göre, Aydınlık Dergisi bürosunda yapılan aramalarda bulunan ses...

Geçtiğimiz hafta Milliyet gazetesi yasadışı telefon dinlemelerinin hedefi olan bir dizi ismi daha açıkladı.
Deneyimli gazeteci Tolga Şardan’ın haberine göre, Aydınlık Dergisi bürosunda yapılan aramalarda bulunan ses kayıtları arasında Başbakan Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın yanı sıra, benimkiler de bulunuyordu.
Bir telefonu dinlenenler var; ki bunlar Kıbrıs sorununa müdahil isimler. Bir de benim gibi telefonları dinlenen
kişilerden biri, ya da birkaçıyla telefon görüşmesi yaptığı için dinlemeye takılanlar var.
Şardan’ın yazdığı isimlere bakınca, benim de Kıbrıs sorunu nedeniyle yaptığım telefon görüşmeleri nedeniyle kayda düştüğüm, yaygın deyimle ‘takıldığım’ tahmininde bulundum. Doğrusu üzerinde durmadım. Telefonda konuşurken gazeteci alışkanlığıyla bazen amaçsızca hakaret kelimeleri konuşmak dışında çekineceğim bir durum, içine girdiğim bir entrika olmadığını biliyordum. Merak edip araştırmadım bile.
Dün bir arkadaşım, ses kaydımın internet sitesinde olduğunu söylediğinde dinledim. Meğer, Cüneyd Zapsu’nun
telefonunun dinlenmesi sırasında onu iki defa aradığım için dinlemeye ‘takılmışım’.
Zapsu o dönem Erdoğan’a Kıbrıs konularında da danışmanlık yapıyordu. Ben de Kıbrıs-AB konusunda çok yazıyordum ve o konudaki başka kaynaklar gibi Zapsu’yu da arıyordum.
Kayıtları dinleyince, o dönem yazdıklarımla karşılaştırıp, dinlemeye ‘takıldığım’ tarihleri de yaklaşık olarak tespit ettim.
İlk ve daha uzun dinleme kaydının o dönem Genelkurmay İkinci Başkanı olan İlker Başbuğ’ın 16 Ocak 2004’teki basın toplantısı ile 20 Ocak arasında yapılmış olması ihtimali yüksek. İkinci aramanın ise, 23 Ocak’taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısından önce Başbakan Erdoğan, -o dönem-
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Zapsu’nun da bulunduğu danışmanlar ve AB-Kıbrıs alanıyla ilgili Türk büyükelçileri arasındaki toplantıdan sonra, muhtemelen 23 Ocak’ta yapılmış olması ihtimali var.
Şimdi olay üzerinde hiçbir sır perdesi, şüphe kalmaması için bu ses kayıtlarının dökümünü sizle paylaşıyorum. Böylece bir gazeteci, kendi konuşmasının yasadışı dinlenmesinin kaydını okuruyla paylaşmış da oluyor.
Açıkça görülüyor ki, daha iyi haber alıp, Radikal sayfalarında konuyu daha iyi yansıtmak amacıyla bilgi edinmeye çalışıyorum ama haber alma özgürlüğüm ihlal ediliyor. Zapsu ile bu görüşme ‘arka plan’ yani ‘kaynağı gizli tutularak yazılma’ koşuluyla yapılmıştı. O sırada uzun kulakların dinlemede olduğunu bilemezdik. Dün internete düşene kadar da öyle kaldı.
Ortada bir entrika varsa da nerede olduğuna okuyup siz karar verin.

‘Aradım, çünkü Kıbrıs konusunda laf var etrafta...’

İlk dinleme kaydı:
(Kayıtta net değil, ama Zapsu’nun ‘Aramışsın’ demesiyle başlıyor).
Yetkin: Aradım çünkü Kıbrıs konusunda laf var etrafta; ‘N’oluyor, ne bitiyor?’ diye...
Zapsu: Valla yeni bir şey yok. Şunu kastediyorum: Bizim siyasetimizde, hatırlarsan senin evinde bile konuşulmuştu bu, birbirine bağlama şeyi o... (zapsu’nun sesinde telefonda -*belki de dinlendiği endişesiyle rahat konuşamadığı ifadesi var.)
Y- Abi bir 5 dakikan varsa yanına gelebilirim...
Z- Ben dışarıdayım şu anda. Sheraton’dan bir bakanlığa gidiyorum.
Y- Ha, eyvallah. Görüşmemiz daha kolay olacaksa diye düşündüm
Z- Bunun dışında bizde negatif bir şey yok. Haaa, şeyin...
Y- Şu dünkü gelişmelerden söz ediyorum da, ondan
Z- Şeyler, negatif bir şey yok. Dün akşam üstü toplantıdaki; ondan negatif bir problem yok
Y- Konu Kıbrıs. Tamam, değil mi?
Z- Hı.
Y- Başka bir konu var mı? Ömer Dinçer diye duyurdukları bir şey...
Z- Onun problem olmadığı anlatıldı.
Y- Ha?
Z- Anladığını zannediyorum.
Y- Ha, ama sordu; değil mi?
Z- Tabii
Y- HaaaTamam, şeyi... Hay Allah ya, tam rahat konuşamıyorum
Z- Tabii, Kıbrıs’ta dediğim gibi, gece saat kaça kadar beraberdik
Y- Bir beş dakika neredeysen geleyim mi abi?
Z- Şu anda gidiyorum. (Telefonda başkasına ‘Nereye gidiyorum?’ dediği duyuluyor) Şu an gidiyorum yani.
Y- Anladım.
Z- Okeeeey. Güzel yani. Bence gayet iyi gelişmeler.
Y- Ama gündüz randevu almış; ‘Hemen geleyim’ diye. Anlaşmazlık noktası neresi? Onu anlamaya çalışıyoruz.
Z- Yok, yok. Sadece, ‘Ne yapmak istiyorsunuz?’
Y- Merak ettiği nedir?
Z- Yani, ‘Ne oluyor? Niçin bir anda, hemen?’
Y- ‘Aceleniz nedir?’ diye mi?
Z- İnisiyatif aldı ya, Abdullah bey’le..
Y- Ha?
Z- Ama hatırlarsan Abdullah bey, bunu gizli saklı yapmadı ki... Çok açık seçik yaptı hem de. Yani, dedi ki ‘Seçimleri bekliyoruz, seçimlerin ertesi günü bastıracağız’ dedi adamcağız ya...
Y- Süratten mi endişe var? ‘Biraz frene basın’ diyorlar ha?
Z- Ama gayet normal yürüyor bence. İnşallah da iyi olacak ya...
Y- Yani, ‘Çok acele etmeyin’ diyorlar ama.
Z- Murat’cım sen aynı fikirde değil misin? Bağlamamız lazım değil mi bu işi?
Y- Ben aynı fikirdeyim; ben ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Başbakan ne demiş cevap olarak?
Z- Bilemiyorum. Ama şöyle diyeyim sadece; perception (algılama) sadece: Sıkıntı yok yani
Y- Bu MGK haberi doğru mu? ‘Kıbrıs’ın MGK da tartışalım’?
Z- Zannetmiyorum. MGK, Amerika’ya gitmeden iki üç gün evvel var. 23’ü, cuma
Y- Seninle şu toplantıdan sonra, ya da yarın sabah bir mutlaka
Z- Konuşalım, ben seni arayıyım
Y- Kahvaltı falan yapalım
Z- Ben seni arayayım

İkinci telefon dinleme kaydı
Yetkin: Karar çıktı mı dün akşamki toplantıdan?
Zapsu: Neyle alakalı_
Y- Kıbrıs’la alakalı
Z- Hayır, hayır.
Y- Hiçbir karar çıkmadı? Peki Dışişleri, ‘1 Mayıs’a kadar çözülsün’ istiyor mu?
Z- Evet istiyor.
Y- Çözüm bulunsun mu istiyor, yoksa çözüm yolunda adıma başlayalım mı istiyor?
Z- Şu anda sadece ‘fact’ler (olgular) söylendi.. Şeyyy, pardon özür dilerim, ne dedin?
Y- ‘1 Mayıs’a kadar çözüp bitirelim’ mi diyor Dışişleri, ‘1 Mayıs’a kadar çözüm sürecine başlayalım’ mı diyor?
Z- Hayır, hayır, bitirelim diyorlar.
Y- 1 Mayıs’tan önce bitirelim diyorlar.. Dışişleri... Yani tarih falan almadan?
Z- Yok hayır. Yani bitirilme durumuna getirilsin, tarihe de, dediğim gibi, tarih alma durumuna getirelim
Y- Asker var mıydı toplantıda?
Z- Yok.
Y- Yok;  sadece siz ve Dışişleri. Peki bu ‘Zamana yayma’ işi nedir abi?
Z- Nasıl zamana yayma?
Y- Hani Başbakan Erdoğan demiş ya?
Z- Ha. Evet biliyorum.
Y- Ha o ne anlama geliyor?
Z- Yani şu anda bir şey yapmanıza gerek yok.
Y- Ha birazcık, hafif vites düşürme durumu?
Z- Hı, hı. Okeyyy?
Y- Oldu, tamam, çok teşekkür ederim
Z- Haydi, hayırlı seneler
Y- İyi günler, iyi yolculuklar.