Balkon konuşması yapılacaksa eğer, kim yapacak?

AK Parti seçimden birinci çıkar, Davutoğlu'da balkon konuşması yapmaya karar verirse, o balkona tek başına mı çıkacak?

Balkon konuşmalarının ilki 2007’de yapıldı.

Başbakan (şimdi Cumhurbaşkanı) Tayyip Erdoğan 22 Temmuz 2007 gecesi AK Parti Genel merkezi’nin balkonuna çıktı ve kendisine oy vermeyenlerin de başbakanı olduğunu açıkladı.

Bu konuşma kamuoyunda olumlu yankı buldu.

***

Tabii dönemin çok özel koşulları vardı.

Amacından saptırılan Cumhuriyet mitingleri, Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirmemek amacıyla Genelkurmay’ın 27 Nisan’da yayınladığı e-muhtıra, AK Parti hükümetinin ertesi gün askere –daha önce örneği görülmemiş- “Sen kendi işine bak cevabı,erken seçim kararı 4 Mayıs’da Erdoğan’ın Yaşar Büyükanıt’ı Dolmabahçe’ye çağırması, Haziran başında Ergenekon soruşturmalarının başlaması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için anayasa değişikliği hazırlıkları filan derken toplum epey gerilmişti.

O balkon konuşmasında Erdoğan’ın kendisinden, özellikle de o koşullarda beklenmesi zor bir kapsayıcılık vaat etmesi seçmenin AK Parti’ye oy vermemiş kesimindeki tepki ve kabulklenişi de yumuşatmıştı doğrusu.

***

Erdoğan baktı bu iş tuttu, her halkoylaması, her seçim ardından bir balkon konuşması yapar oldu.

Ama 2010 halkoylamasından sonra, özellikle yüzde 50 oy desteğinin görüldüğü Haziran 2011 seçimi ardından yapılan konuşmanın tonu değişmeye başlamıştı.

Lafzen yine Erdoğan hepimizin başbakanı oluyordu ama, artık bir “Kabul etseniz de etmeseniz de..”  havası ağırlık kazanıyordu.

***

2014 Yerel seçimlerinden sonra yapılan Balkon Konuşması ile 2007’deki konuşmanın ise artık neredeyse sadece adı benziyordu.

Ağır yolsuzluk iddiaları altında Erdoğan balkona parti yetkililerinden çok aile üyelerini almıştı, araya yolsuzluk soruşturmaları ilerleyen aylarda kapatılacak, düşürülecek olan bakanlar da karışmıştı.

2007 Balkonu AK Parti’ye oy vermeyen yurttaşlar arasında da sempati bulurken, 2014 Balkonu, AK Parti içinde dahi mırıldanmalara yol açıyordu.

***

2007 Balkonu ile birlikte AK Parti, devletin yargı, polis, istihbarat, askeriye içindeki Fethullah Gülen Cemaati sempatizanı sempatizanlarının önünü açtı.

Eğri oturup doğru konuşalım, “Derin Devletin F-Tipi yapılanma tarafından ele geçirildiği, el değiştirdiğini” öne süren dönemin CHP lideri Deniz Baykal’ın da, başka uyaranların da sözleri Erdoğan ve AK Parti yönetimice ciddiye alınmadı; yakın koruma ekibine girmelerine de aldırılmadı.

Cemaatin bilgi birikimi yüksek, kendisini davalarına adamış elemanları Erdoğan’ın askeri, yargıyı, istihbaratı, diğer tarafta üniversiteleri, sivil toplumu hizaya sokma niyetine gayet etkili hizmet veriyordu.

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, OdaTV gibi davaların yürütülmesi ile kamu personeli giriş sınavı, üniversite giriş sınavı yolsuzluklarının kapatılması paralel yürüdü; Cemaat bir tek yüksek meblağlı kamu ihalelerinden uzak tutuldu, o kadar da değildi.

Sonuçlarını hep beraber gördük. Bir zamanların yakın müttefikleri şimdi kanlı bıçaklı oldu, kırmızı mumlu davetiye ile çağrılan Gülen, artık Cumhurbaşkanı olan Erdoğan başkanlığındaki MGK tarafından milli güvenliğe tehdit ilan edildi.

Bu tür sert iktidar ilişkilerinde güce çok yakın durmak pek tavsiye edilmiyor, bakıyorsunuz beş dakikada değişiyor bütün işler, dünya-ahiret dostlar düşman, yenimli düşmanlar danışman oluyor.

***

Bu koşullar altında gittiğimiz 7 Haziran seçimlerine iki gün kaldı.

Bütün anketler AK Parti’nin yine birinci parti çıkacağını söylüyor. O birinciliğin 276 milletvekilini bulup hükümeti kurmaya yetip yetmeyeceğini yasaklar edeniyle söyleyemiyoruz, ama birinci çıkacağı anlaşılıyor.

Kaldı ki Başbakan Ahmet Davutoğlu yeni hükümeti kursa da, kurmasa da seçimden birinci çıkarsa, her halde balkona da çıkacaktır diye tahmin ediliyor.

Nitekim geçenlerde Milliyet gazetesinde böyle bir haber de vardı.

***

Peki, durum böyle olursa, yani AK Parti seçimden birinci çıkar, Davutoğlu’da balkon konuşması yapmaya karar verirse, o balkona tek başına mı çıkacak?

Mesela seçim kampanyasında en az kendisi kadar, cumhurbaşkanlığı imkanlarını kendisine destek olmak için esirgemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da AK Parti balkonuna davet edecek mi?

Ya da (hal böyle olursa) bir yerine iki ayrı balkon konuşması mı izleyeceğiz?

***

Açık soralım, mesela Erdoğanda (Beştepe’de konuşmaya müsait balkon var mı, varsa hitap edecek halk hemen oraya taşınır mı bilmiyoruz ama) ayrı bir konuşma, mesela “teşekkür” adı altında bir zafer konuşması yapar mı?

Ve yaparsa, vatandaş kimin konuşmasını AK Parti’nin gerçek sesi olarak dinler, algılar?

Sizce kiminkini? Sizce kimin bu parti? Erdoğan’ın mı, Davutoğlu’nun mu?