Bardağın ancak yarısı dolu

Seçim sistemi ve Kürt meselesinde kısmi ilerlemeler var. En çabuk gelişme türbanda sağlanacak, Alevilere sadece üniversite ismi sözü var.

Başbakan Tayyip Erdoğan uzun süredir çıktı çıkacak diye beklenen ‘demokratikleşme paketi’ açıklamasının başından sonuna dek bir şeyi vurgulama ihtiyacı hissetti: Bu paket reform paketi ilk de değil, son da olmayacak.
Bu yaklaşım tabii, daha içeriğini bilmeden paketi Türkiye’yi bir anda ileri demokrasi seviyesine sıçratacak sihirli değnek ilan eden kraldan çok kralcı tayfayı ters köşede bıraktı, ama Erdoğan paketi açıkladıkça kendi paketine de temkinle yaklaştığı anlaşıldı. Çünkü pakette belirli alanlarda, örneğin seçim sistemi, Kürt meselesi, inanç özgürlüğü alanlarında ilerleme vaat eden kısımlar olsa da beklentileri karşılamaktan uzak alanlar da vardı ki bunların başında Alevilerin talepleri geliyor.
Erdoğan’ın paketi açıklarken ‘yasal düzenleme gerektirenler’ ve ‘idari düzenleme yeterli olanlar’ diye ayırması da ilginç. Bu ayrıma göre, paketten ilk ve net fayda sağlayacak olan kesim, kamu görevlerinde çalışması önündeki engeller bir bakanlar kurulu kararıyla kaldırılacak olan başörtülü kadınlar olacak. Erdoğan, asker, polis, savcı, hâkim gibi özel kılığı olan görevlerin bunun dışında kalacağını söyledi, zaten fiilen kalkmış olan öğretmen, doktor, avukat gibi kamu alanları da başörtülü kadınlara açılmış oldu. 28 Şubat sürecinde en çok öne çıkan sorunlardan olan bu konunun böylelikle kısa sürede gündemden düşmüş olması bekleniyor.
Yine idari düzenleme ile Süryanilerin Mor Gabriel Manastırı arazisinin vakıflarına devri ve Romanlar için bir üniversite bünyesinde dil-kültür enstitüsü açma konusu var.
Diğer konular Meclis sürecine tabi ve bunlar arasında, dediğimiz gibi seçim kanunu ve Kürt meselesine dair önemli başlıklar bulunuyor. Erdoğan’ın yüzde 10 seçim barajının düşürülmesini tartışmaya açmasının olumlu bir yanı var. Ama tamamen kaldırıp dar bölgeye geçmek ve yüzde 5’e indirip daraltılmış seçim bölgesi modeline geçmek seçenekleri arasında, hatta başında 12 Eylül darbesi ürünü olan yüzde 10 modelini korumayı sayması kafaları karıştırıyor. Partilere Hazine yardımı için seçim barajını yüzde 7’den 3’e düşürme sözü olumlu bir adım. Partiler kanununu eşbaşkanlık sistemine açık hale getirme ve partilere üye olmayı kolaylaştırma sözleri de öyle. Bunlar aynı zamanda BDP’yi seçmenine karşı ve PKK’nın Kandil’deki yönetimine karşı nispeten rahatlatacak adımlar.
BDP’nin ‘ilk ve ortaöğretimde zorunlu Kürtçe eğitim’ talebinin karşılanacağını zaten çoğu kimse beklemiyordu; bu mevcut koşullarda gerçekçi de değildi. Hükümetin geliştirdiği özel okul formülü daha az tepki toplayıp nispi kabul görecek bir adım gibi duruyor.
Ancak BDP’nin (ve hükümetle diyalog sürdüren PKK’nın) önemli beklentileri arasında olan terörle mücadele yasasının değiştirilmesi yoluyla KCK’lıların serbest kalması yolunda bir işaret yok. Keza, AB’nin de Türkiye’den beklentileri arasında sayılan Yerel Yönetimler Şartı’nın kabulüyle ilgili bir söz de verilmemiş. Bu başlıklar gibi son dönemde basına sızan haberlerde gelişme olacağı işareti veren İstanbul’daki Rum Ortodoks kilisesinin Haybeliada okuluna dair bir bölüm demokratikleşme paketinde yer bulamamış. Ortodoks Hıristiyan Türk vatandaşlarının inanç özgürlüğünü ilgilendiren bu maddenin, Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos’un Türkiye’yi (Kıbrıs’taki işgalciler türünden) çok sert sözlerle eleştiren demeci sonrasında paketten çıkarıldığı kuliste konuşuluyor. Peki, Türkiye nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Alevi vatandaşların Diyanet’ten hizmet alma, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşması türünden sadece inanç özgürlüğü değil, vergi-hizmet ilişkisini de ilgilendiren taleplerine ilişkin bölümler pakette neden yer almadı? Yoksa vardı da sonradan mı çıkarıldı? Bu soruyu sormanın meşru bir nedeni var. Başbakan Erdoğan’ın bu kadar önem verilen ve tarihi günler öncesinden duyurulan basın açıklamasının metni dışında, demokratikleşme paketine dair herhangi bir basılı ya da web ortamında metin dağıtılmadı. Bu da insanın aklına son dakikada metinde önemli değişiklikler yapılmış olduğunu getiriyor.
Bütün bu unsurları topluca değerlendirince, Erdoğan’ın açıkladığı demokrasi paketini yarısına kadar dolu bir bardak olarak nitelemek haksızlık sayılmaz.