Barzani devrede

Öcalan 'Süreç PKK'ya karşı' dese de Davutoğlu ile görüşen Barzani açılıma tam destek verdi: PKK ya değişir, ya da bunun altında kalır

ERBİL/MUSUL - Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KYB), Türkiye’deki Kürt açılımı sürecinin PKK tarafından sabote edilmemesi için devreye girdi. Üst düzey bir KBY yetkilisinin verdiği bilgiye göre, KBY Başkanı Mesud Barzani’nin liderliğini yaptığı Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) yönetimi ile Kandil’deki PKK yöneticileri arasında sürecin devamının engellenmemesi ve eve dönüşlerin Türkiye’deki kamuoyunu rahatsız etmeyecek şekilde sürmesi doğrultusunda temaslar sürdürülüyor.
Aynı kaynak, 18 Ekim’de Habur sınır kapısına gelip teslim olan 8 PKK’lı için DTP tarafından düzenlenen gösterilerin hem Türk hükümeti, hem de kamuoyunda gerilime yol açması sonrasında Barzani, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile bir telefon görüşmesi yaptı. KBY yetkilisi, Barzani’nin Türk’e gösterilerin açılımı olumsuz etkilemesinden duyduğu rahatsızlığı ilettiğini ve hem eve dönüşlerin, hem de sürecin devamından yana olduğunu söyledi.
Konu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun önceki akşam Erbil’de Barzani ile yaptığı görüşmede de gündeme geldi.
Bir Türk Dışişleri yetkilisinin verdiği bilgiye göre Davutoğlu, Barzani’ye sorunun Türkiye içinde olan bölümünü hükümetin çözmeye çalıştığını, ancak Irak’taki PKK varlığı konusunda Irak ve Kürt yönetimi yetkililerinin desteğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Diplomatik kaynağa göre, Barzani’nin yanıtı şöyle oldu: Türkiye zor günlerimizde (Halepçe saldırısı ve ardından yaşanan Kürt göçünden söz ediyor) yanımızda oldu. Sizden hiç zarar görmedik.
Türk ve Kürt gençlerinin ölümüne üzülüyoruz. Demokratikleşme sürecinizi destekliyoruz. (PKK’yı kastederek) Bunu herkes anlamalı. Ya kendileri değişir, ya da Kürt halkından öyle bir baskı olur ki bunun altından kalkamazlar.

Öcalan’a rağmen geliş olabilir
Davutoğlu’nu Erbil’den Musul’a yolcu ederken konuşan Kürt yönetiminin güçlü ismi Necirvan Barzani’nin söyledikleri de, Türk hükümeti ile Irak-Kürt hükümeti arasındaki işbirliğini ortaya koyuyordu: “Irak’ın geleceği, Türkiye’nin geleceğine bağlı. İlişkilerin geleceğinde Irak’tan Türkiye’ye tehdit olması kabul edilemez.”
Ankara ve Erbil arasındaki bu yakınlaşma PKK yönetimini rahatsız ediyor.
Bu rahatsızlık örgütün İmralı cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı ‘Açılım yok, PKK’yı
tasfiye ediyorlar. Gelişleri durduruyorum’ sözleriyle açıkça ifade edildi.
Bu çıkışa karşın Radikal’e bilgi veren KBY yetkilisi şunları söyledi:
“Türk yetkililerle tam anlamıyla ekip çalışması yapıyoruz. Bugünlerde Kandil’den, PKK’lı Murat Karayılan’dan ilginç bir açıklama gelmesi ihtimali var. Türkiye’ye dönüşler konusunda da çalışmalar devam ediyor, biz sürecin kesilmeyeceğinden umutluyuz.”
Silah bırakarak eve dönüşlerin devamını Türkiye de istiyor; ancak ilk gelişlerdeki gibi değil... Başbakan Tayyip Erdoğan, hafta başında Pakistan’a giderken 28 Ekim’de, tam Cumhuriyet Bayramı öncesi Avrupa’dan gelecek PKK’lıları durdurmuştu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un da tepki gösterdiği PKK dönüş gösterileri için İçişleri Bakanı Beşir Atalay doğrudan DTP’yi suçlamıştı.
Ankara, PKK tehditlerini sürecin merkezine koymuyor ve kontrolün kendilerinde olduğunu söylüyor. Dışişleri, Genelkurmay ve Türk istihbarat servisi MİT bu kontrolün, özellikle Irak boyutunda Bağdat ve Erbil’le ilişkilerde önemli rol üstleniyor.
Bu ilişkilerin önemli bir boyutu üst düzey PKK yöneticileri için silah bırakıp Türkiye’ye dönecek
ve haklarında arama emri olmayan PKK’lılardan ayrı bir formül bulmayı içeriyor. Bu formül başka ülkelere gidiş şeklinde olabileceği gibi, silah bırakıp Irak’ta yaşama şeklinde de olabilir.
Eve dönüşlere gelince... Önümüzdeki günlerde Mahmur kampından yeni dönüşler olabilir.
Diplomatik kaynaklar, Başbakan Erdoğan’ın 15 Ekim’deki Bağdat gezisinden birkaç gün sonra ilk eve dönüşlerin olduğuna dikkat çekerek, Davutoğlu’nun Erbil ziyareti sonrasında benzeri gelişmelerin beklenebileceği yorumunda bulunuyor.
Bütün bu gelişmelerin Türk hükümetinin gerekirse Irak topraklarına yeniden girmek üzere Meclis’ten yetki alması sonrasında cereyan etmesi ise ayrıca önemli. Bu durum, Türkiye’nin ancak PKK saldırdığında bu yola başvuracağına ve başka kimseye zarar vermeyeceğine ilişkin bir kanının Irak Kürtlerinde oluştuğunu da gösteriyor. Davutoğlu’nun Türkiye’nin ekonomik ve askeri gücünü arkasına alan güler yüzlü diplomasi yaklaşımının bunda payı olduğu söylenmeli.