Barzani son geldiğinde...

Barzani, Kerkük'te zıtlaşınca, Ankara Talabani'nin cumhurbaşkanlığına destek sağlamıştı...

Barzani nerede? Dün Ankara siyaset ve güvenlik kulislerinde en çok sorulan soruların başında bu soru vardı. Önceki günden itibaren Kürtçe internet sitelerinden başlayarak dalga dalga yayılan iddialara göre, Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Kürdistan Demokratik Partisi Başkanı Mesud Barzani'nin nerede olduğu belli değildi.
Barzani, Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde de, bölgesel planda Kürt meselesinin bir raya oturmasında da, Irak'ın geleceğinde de rol sahibi isimlerden birisi.
Kimi söylentilere göre, PKK'ya karşı alınacak tedbirlerin konuşulması üzerine Türkiye'ye gitmişti. Bu bilgi resmi makamlarca yalanlandı. Daha sonra Barzani'nin kendisine yönelik bir suikast girişiminden kurtularak (bir bilgiye göre) Türkiye üzerinden bir Avrupa ülkesine (iddialara göre İngiltere'ye) kaçırılmıştı. Türk makamları gibi, KDP Ankara Temsilcisi Bahroz Galali de suikast girişimini yalanladı, ama o da nerede olduğunu söyleyemiyor.
Barzani'nin bir yolculuktaysa, sonunda Vaşington'dan çıkması şaşırtıcı olmayacak. Çünkü son iki gündür belirsizliğe yol açan haberlerin, Türkiye ve ABD'nin Irak'taki PKK varlığına karşı birlikte mücadele etme kararı ve sonrasındaki gelişmelere bağlayanlar çoğunlukta. Ne de olsa, bu gelişme, ABD'nin Irak Kuvvetleri Komutanı Orgeneral David Petreaus'un, ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright ile birlikte Ankara'ya gelerek, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ile görüşmesinden birkaç gün sonra ortaya çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush ile 5 Kasım'da Vaşington'da yaptığı görüşmede kararlaştırılmış olan bu üçlü irtibattan bir gün sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Başbakan'a çıkması gelişmeleri hızlandıran bir adım olarak görülmüştü. Yine aynı günlerde Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin, tıpkı birkaç gün öncesinde Büyükanıt'ın söylediği gibi, Irak'ın geleceğinin mevcut Anayasa'da yazıldığı (ve Barzani'nin memnun olduğu) gibi konfederasyonda değil, federasyonda olduğunu söyledi.
Dün de ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı Orgeneral Bantz Craddock Ankara'ya gelerek Büyükanıt ile geçen haftaki görüşmelerin devamı niteliğinde bir toplantı yaptı.
Bu gelişmeler, Barzani'nin Irak'ın parçalanmasını hızlandırarak bağımsız bir Kürt devletini ilan etme planlarının sonunu getirmiş olabilir. ABD Başkanı ile Irak'ın ve daha da çok kendisinin geleceğini konuşmak istemesi doğal karşılanmalı. Kendi geleceğinde mutlaka Irak cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani ile siyasi rekabeti de rol oynayacak.
Türkiye'de, özellikle parlamenter siyasete Barzani ve Talabani'yi aynı kefede değerlendirme kolaycılığına ve yanlışına düşülüyor. Örneğin 1990 ortalarında, Barzani'nin PKK'ya karşı sınır ötesi operasyonlar dahil Türkiye'nin yanında yer aldığı, Talabani'nin PKK'ya yakın durduğu ve Barzani ve Talabani peşmergeleri arasındaki çatışmaları aşmak için Türk askerinin araya girdiği (ve 4 Temmuz 2003 Süleymaniye/çuval olayına dek orada kaldığı) unutuluyor. Gelinen noktada Ankara gerektiğinde Barzani'ye karşı Talabani'yi tutar duruma geldiyse, bu Barzani'nin siyasi ihtirası sonucudur.
Buna en somut örnek, Barzani'nin son Ankara ziyareti sonrasındaki gelişmeler olmuştu.
Barzani'nin, 10 Ekim 2004 akşamı Esenboğa'ya indiğinde 'Kerkük Kürdistan'ın kalbidir' ve 'Gerekirse savaşırız' gibi ifadeler kullanması hükümeti kızdırmıştı. 11 Ekim Pazartesi günü, Ankara'nın yükselen yıldızı Trilye balık lokantasında Barzani'ye yemek veren dönemin Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Osman Korutürk, Barzani'den bu sözlerle ne demek istediğini sorup, yine Kerkük yanıtını aldığında, "Bu konuşmayı artık sürdürmeyelim. Kerkük'ü size kimse yedirmez" diye çıkıştıktan sonra, garsona dönüp "Beylere çay, kahve sor" dediği etraftakilerin gözleri önünde cereyan etmişti.
Bu soğuk temas sonrasında Türkiye, yaklaşan Irak seçimlerinde sürpriz bir kararla cumhurbaşkanı adayı olarak Talabani'yi desteklemişti. Sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görüşmeyi reddettiği Talabani'yi... Uluslararası siyaset böyle bir şey.
Gelişmelerin yalnızca PKK ile mücadeleyle sınırlı olmadığı, Irak'ın geleceğinden Kerkük'e, Kürt meselesinin bölgedeki seyrinden petrol ve gaz kaynaklarına dek pek çok boyutu içerdiği giderek anlaşılıyor. Erdoğan'ın 'kapsamlı planı' acaba bunları da içeriyor mu? Açıklansa da öğrensek.