Başbakan'a Bahçeli çelmesi

Ecevit'in, Özkan'ı tasfiyeye yönelik hamlesini Bahçeli'nin seçim çıkışı kesti. Başbakan'ın, "Seçim yok, hükümet görevinin başında" demesinden iki saat sonra, MHP liderinin seçim için tarih vermesi siyasetteki tıkanmayı aşacak şiddette.

Başbakan Ecevit'in dün CNN Türk canlı yayınında sorularımıza verdiği yanıtlar, iç politikayla dış politika ve ekonominin birbirinin içine geçtiği ve kilitlendiği böyle bir dönemde kritik önemdeydi. Başbakan'ın, özellikle hükümetin ve DSP'nin geleceğini ilgilendiren sorunlar üzerine, aracısız yaptığı açıklamaların, Türk siyasetinin önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceğinin anlaşılması açısından önemi var. Ancak bu analize geçmeden önce, kamuoyunun merak ettiği konular arasında yer alan Ecevit'in sağlık durumu konusundaki dünkü gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.
Başbakan, Mete Belovacıklı ve beni kapıda karşıladı, içeri buyur etti. Başbakan'ın kilo almış görüntüsü belki uzmanlarınca kortizon tedavisine yeniden ağırlık verildiği
şeklinde yorumlanabilir ama, benim böyle bir uzmanlığım yok. Bir saat boyunca ikimizin sorduğu sorulara ayrıntılı ve net yanıtlar verdi. Bunların bazılarını kendi el yazısıyla hazırlamış olduğu notlardan okudu. Yanıtlarında, geçenlerdeki DSP Meclis Grup konuşmasında olduğu türden konuşma hataları pek yoktu; bir yerde Bahçeli yerine Türkeş demesi dışında.
Evdeki zamanını çalışma dışında nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda, kitap okuduğunu ve akşamları da televizyon izlediğini söyledi. Televizyonda Ecevit'in favorisi tartışma programları (CNN Türk'teki Ankara Kulisi'ni özellikle andı) ve TRT-4'deki klasik müzik ve halk müziği konserleri. Başbakan şu aralar felsefe, daha çok Karl Popper ve Ernst Cassirer okuyor. Benim defterime not aldığımı görünce, (ki bunun anlamı en az iki metre uzaklıktan, tersten, okunduğu şekliyle el yazımla aldığım notu fark etmiş olduğudur) "K ile değil, C ile" diye düzeltti. İzlenimim, Ecevit'in çelik korse farkıyla 4 Mayıs'ta hastaneye kaldırılışı öncesindeki durumuna dönmekte olduğudur.
Kritik çarşamba
Ecevit'le dünkü röportajdan çıkarılacak sonuçlardan önce, röportaj dışı sohbette konuştuğumuz bir noktayı aktarmakta yarar var. DSP yönetiminin Ecevit'in onayıyla olduğu dün kendisi tarafından doğrulanan Hüsamettin Özkan çıkışı ardından TOBB'un Başbakan'la bizzat görüşme talebi kabul ediliyor. Ecevit, Odalar Birliği Başkanı Hisarcıklıoğlu ile bugün görüşecek. Ancak TOBB'a randevu verildiğini duyan TÜSİAD Başkanı Özilhan da randevu istiyor. Başbakan, Özilhan'ın talebini de kabul ediyor ve ona da perşembe gününü veriyor.
Şimdiye dek iş dünyası bu görüşmeleri Başbakan Yardımcısı Özkan ile yapardı. Özkan iş dünyası ile Başbakan arasındaki köprüydü; daha doğrusu Ecevit Özkan'a o görevi teslim etmiş, icraatı da Özkan'ın tavsiyelerine göre yürütmüştü. Şimdi bu görevi Özkan'dan fiilen geri aldığı anlaşılıyor.
Başbakan yardımcılığının getirdiği bu görev Özkan'dan resmen de geri alınacak mı? Ecevit, Özkan'dan başbakan yardımcılığından
ayrılmasını isteyecek mi? Acaba Özkan'ın yerine Derviş başbakan yardımcısı olur mu? Dünden itibaren bu bir ihtimal olarak görülmeli.
Oysa başta Adalet Bakanı Türk olmak üzere, özkan'ın 11 yıl Ecevit'in yanı başında çalışması ardından muhatap olduğu bu muameleyi 'haksızlık' olarak niteleyen DSP'liler de var. Ecevit bunların farkında ve durumun 'sıkıntılı' olduğunu kabul ediyor. Buna karşın geri adım atmama kararı, Ecevit'in hasta yatağında geçirdiği günlerden
sonra bir 'geri dönüş', bir hamle yapmaya hazırlandığını gösteriyor.
Ancak programın yayınından yalnızca üç saat kadar sonra Bursa'da konuşan MHP lideri Bahçeli, 21 Mayıs hastane zirvesindeki AB çıkışıyla ele geçirdiği siyaset gündemini Ecevit'e geri vermeye niyeti olmadığını gösterdi. Bahçeli bu hükümetin AB reformlarını daha fazla yürütemeyeceği saptamasında bulunanları 1 Eylül'de Meclis'i açarak 3 Kasım'da erken seçime gitmeye çağırdı. Bahçeli'nin "Seçim yok" diyen Ecevit'e bu meydan okumasının ardında, DSP'nin içinde bulunduğu zaafiyet, Özkan'dan
sonra Meclis'in tıkanacağı saptaması, Derviş'in başbakan yardımcısı olma ihtimali ve kamuoyundan gelen AB baskısının rolü oldu mu?
Öyle ya da böyle Bahçeli'nin bu çıkışı siyasetteki tıkanmayı çözebilecek şiddettedir.
Çarşamba günü Ecevit'in başkanlığında yapılacak Bakanlar Kurulu çok ilginç olacak.