Başbakan'dan özde destek

Gül'le arasında çelişki olmadığını gösteren Erdoğan'ın türbana bakışı net: "Kimse başkasının kıyafetini şekillendiremez."

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile aralarında cumhurbaşkanı adaylığı konusunda çelişki olduğu yolundaki yorumlara son verdi. Bu açık desteğin pek çok anlamı var. Ama bunların başında, AK Parti'nin aylardır muhalefetten, sivil toplumun bir kısmından, askerden ve yargıdan gelen bütün engellemelere karşın, yolunda devam etme kararlılığını gösterdiğidir.
Erdoğan dün Abdullah Gül cumhurbaşkanlığındaki Türkiye'yi, pistte, kalkmaya hazır bekleyen bir uçağa benzetti. Bu büyük kalkışın önünde duracak tek şey, toplumsal barışın bozulması olurdu. Büyük uzlaşma, 'kimsenin kimseyi dışarıda bırakmaması' ile mümkün olacaktı. Ekonomik ve demokratik kalkınma birlikte yürüyecekti.
Kilit soru, Gül'ün eşinin kapalı olması konusunda geldi. Erdoğan bu soruda gerildi. Kimse kimsenin kıyafetine karışmamalıydı. Aksi, kadın haklarına aykırı olacaktı. İsteyen, Atatürk'ün eşinin kıyafetine de bakabilirdi.
Gül'ün bir gün önceki basın toplantısında birden fazla vurguladığı 'derin demokrasi' kavramıyla, 'derin devlet' kavramına bir gönderme yapmak istediği belliydi. Dün Erdoğan Gül'ü tanımlarken 'Özü sözü birdir' vurgulaması yaptı. Bu da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan basın toplantısındaki 'Sözde değil, özde' tarifine bir gönderme gibi duruyordu.
Erdoğan'ın dünkü duruşu, 4 Mayıs'ta İstanbul, Dolmabahçe'de Büyükanıt ile yaptığı görüşmede belli siyasi sözler verdiği yolunda ortaya atılan iddiaları da yalanlar nitelikteydi.
Gerçi Gül'ün cumhurbaşkanı adaylığı için yüzde 47 oy galibiyetinden yola çıkarak geri adım atmama kararlılığı sonucu, Erdoğan'ın böyle bir söz vermiş olsa bile bunu tutma şansının kalmadığını ileri sürenler yok değil. Ama önceki gün Gül'ün, dün Erdoğan'ın basın toplantılarından sonra, artık bu iddialar da geride kalmış sayılır.
Erdoğan da, Gül de söyleyeceğini söyledi. CHP lideri Deniz Baykal da söyleyeceğini söyledi. Baykal, Gül'ü cumhurbaşkanı olarak kabullenmeyeceğini söylüyor ve CHP'lilerin Gül cumhurbaşkanı olduğu takdirde 'mecbur kalmadıkça' Köşk'e çıkmayacağını söylüyor; en azından CHP MYK kararı böyle idi.
Geçmişte Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığını kabul etmeyen Süleyman Demirel'in daha sonra 'Devletin zirvesinde kavga olmaz' dediği kayıtlarda. Baykal'ın kabullenmeme çizgisini önümüzdeki 5 yıl boyunca sürdürüp sürdürmeyeceğini zaman gösterir.
Burada, özellikle yabancı basın ve mali çevrelerin daha çok askerlerin ne diyeceğine yoğunlaşmış olduğu görünüyor. Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde devletin zirvesindeki dengeler de değişmiş olacak. Değişen o dengeler içinde bütün kişi ve kurumların yeni konumlar alması doğal sayılmalı. Ama bu yeni konumların açıkça ortaya konmasında o kişi ve kurumlar açısından da fayda var.
Erdoğan'ın bugün Köşk'e iki defa çıkması bekleniyor.
Birincisi, 60'ıncı hükümeti sunmak için. Erdoğan dün devlet bakanlıklarının sayısını beşe çıkaracağını açıkladı. Birkaç anlamı olabilir: Birincisi, bakanlar arası görev dağılımında değişiklik olacak; devlet bakanların sorumlulukları azalacak. İkincisi, Erdoğan, ekimden itibaren Gül'ün başkanlık edeceği Milli Güvenlik Kurulu'na daha kalabalık bir ekiple girecek. Bu ekipte eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın da olup olmayacağını bugün anlayabileceğiz.
Köşk'e ikinci çıkış Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in son kabulü, son töreni nedeniyle olabilir. Sezer, işadamı Jak Kamhi'ye Türkiye Cumhuriyeti'nin 'Üstün Hizmet Nişanı'nı verecek.
Bu törene devletin bütün üst kademesi davetli. Tören, adaylığını ilan ettikten sonra Gül, Erdoğan, Büyükanıt ve Baykal'ı aynı çatı altında, muhtemelen aynı sıra sandalyelerde bir araya getirecek.
Gazetecilerin dikkati üst kademelerdeki ilişkilerin nasıl seyredeceğinde olacak. Bu isimlerin birbirine nasıl davrandığı, konuşup konuşmayacakları, konuşurlarsa ne diyecekleri, eğer gazeteciler engellenmezse, birinci derecede önem taşıyacak.
Gül, Meclis aritmetiğine göre ve siyasetin doğal akışı içinde en fazla 28 Ağustos'ta cumhurbaşkanı seçilirse, Anayasa'ya göre görevi hemen devralacak.
Sonra, birkaç gündür yazdığımız gibi, ev sahipliğini Orgeneral Büyükanıt'ın yapacağı 30 Ağustos törenleri gelecek. O akşam Gazi Orduevi'nde davet verilip verilmeyeceğini, verilirse yeni cumhurbaşkanının nasıl davet edilip, nasıl ağırlanacağını birlikte izleyeceğiz.