Başbuğ ABD'de PKK sorununu konuştu

Başbuğ Vaşington'da 'PKK ile mücadele yasalara uyumlu yapılacak' sözü verdi, daha fazla destek istedi

Kürt sorununda önümüzdeki aşamanın ne olduğu konusu giderek netleşmeye başlıyor. Bu defaki işaret Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un 1 Haziran gecesi Vaşington’da katıldığı Türk Amerikan Konseyi (TAK) toplantısında yaptığı konuşma ile geldi.
Aslına bakarsanız bu son açılımlar serisini başlatan da 14 ve 29 Nisan toplantılarıyla Başbuğ olmuştu. Bu son konuşmasının önemi, kısmen ABD’de yapılıyor olmasından kaynaklanıyor. Orgeneral Başbuğ ABD’de Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen ve ayrıca NATO’nun (Avrupa’da SACEUR’un olduğu gibi) Amerika’daki kuvvetlerinin (SACT) komutanı Orgeneral James Mattis ile de görüştü. Cumhurbaşkanı Gül’ün (ABD’nin sorun yaşadığı) Tacikistan ve Kırgızistan’da, Afganistan’da NATO operasyonlarına ilişkin temaslarını takiben yapılan bu görüşmede, elbette PKK konusunun da görüşüldüğünü varsayabiliriz. Keza, Başbuğ’un söylediklerini bu görüşmelerin kamuoyu ile paylaşılabilecek kısımları olduğunu da...
Orgeneral Başbuğ özetle şunları söyledi:

1-
Irak’taki PKK varlığının Türk-Amerikan ilişkilerine olumsuz etkileri vardır.

2- Terörizme karşı savaş devlet tarafından güvenlik, ekonomik, sosyo-kültürel, propaganda ve uluslararası ilişkiler alanlarında eşgüdümle yürütülebilir.

3- PKK “bir yandan silahlı teröristlerini muhafaza ederken” sadece ekonomik ve sosyo-kültürel tedbirlerle terörizmin bitirilebileceğini düşünmek hatadır. (PKK’nın son açıklamaları ardından özellikle önem taşıyan bir cümle.)

4- Terörizmle mücadele stratejisi ‘insan merkezli’ olmalıdır. Kritik mesele terörizmle mücadelenin ‘mevcut yasal sistemle uyumlu’ olmasıdır.

5- Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığını ortadan kaldırmadan, terör örgütünü yok etmek mümkün değildir.

6- ABD’nin işbirliğinden memnuniyet duyuyoruz, istihbarat paylaşımının ötesine geçen ‘yeni bir işbirliği safhasını’ gerekli görüyoruz.
Başbuğ’un dedikleriyle dünkü Radikal’de alıntı yaptığım Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yakın danışmanlarından Dr. Yalçın Akdoğan’ın 25 Mayıs tarihli Star gazetesindeki yazısı ve CHP lideri Deniz Baykal’ın bir süredir geliştirerek açtığı yaklaşımları arasındaki yakınlaşma süreci sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Belki de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün varlığından memnuniyet ifade ettiği Ankara’daki ‘uyum’ böyle bir tartışma sürecinde görüşlerin yakınsaması yoluyla somuta dönüşecektir. İlk işaretini Vaşington’dan almamız, aslında Türkiye’nin  bu en önemli sorununun Irak, Afganistan ve Kafkaslar dahil bölgesel sorunlarla nasıl iç içe girdiğini göstermiyor mu?

Çözüm Ankara’da bulunur
Genelkurmay Başkanı Başbuğ Vaşington’da daha çok güvenlik boyutuna ilişkin temaslarda bulunurken yalnız değil. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Vaşington’da, o da Türk Amerikan Konseyi toplantılarına katılıyor. Dün Amerikan başkentindeki saygın düşünce kuruluşu CSIS’in Türkiye programını yöneten Bülent Ali Rıza’nın TRT’deki televizyon programına oradan konuk olarak ‘Ben de buradayım’ dedi. Çünkü Başbuğ’un da dediği gibi, yalnızca güvenlik boyutu olmayan, ama güvenlik boyutu bir yana bırakılmayacak topyekûn bir strateji oluşturulmaya çalışılıyor.
Kolay değil. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk dün Meclis grubuna hitap ederken Cumhurbaşkanı Gül, ya da Başbakan Erdoğan’ın topluca, ya da ayrı ayrı siyasi parti liderlerini Kürt sorunu üzerinde görüşmek üzere toplamaya çağırdı. Bu çağrıyı yaparken de -kendi deyimiyle- “çatışmasızlık ortamının uzatılmasını” istedi. Muhtemelen bununla Erdoğan’ın, PKK’nın saldırmaya ara vermesi karşılığında -belki ondan önce- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güvenlik harekâtını donduracağı talimatını vermesini bekliyor.
Talep buysa, açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, gerçekçi değil. Daha önce DTP’nin PKK’yı
kınaması halinde görüşebileceğini söyleyen Erdoğan için muhtemelen CHP ve MHP’nin eleştirilerine açık olacak bire bir görüşmedense, muhalefet liderlerinin de bulunacağı bir toplantı vesilesi bulunması daha rahatlatıcı olabilir.
Bunları söylerken, kapalı kapıların ardında kalan çoğu gelişmeden haberli değiliz. Siyaset tarihin bazı dönemlerinde hızlı akmaya başlar. O dönemlerden birinden geçiyor olabiliriz.