Başbuğ'un açıklaması neden haftaya kaldı?

Başbuğ'un basın toplantısı düzenleyeceği 29 Nisan'a kadar ilginç gelişmeler var

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu hafta yapmayı düşündüğünü söylediği basın toplantısını haftaya, 29 Nisan’a bıraktığı dün açıklandı.
Açıklama Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in ‘Önemli bir konuşma. Ayrıntılarının karşılıklı tartışılması gerekir’ deyip, örnek olarak Milli Güvenlik Kurulu toplantısını göstermesi ardından geldi. MGK toplantısının 28 Nisan salı günü yapılması bekleniyor.
Bu ertelemede Orgeneral Başbuğ’un önceki gün (aynı zamanda MGK’ya başkanlık eden) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı haftalık görüşmenin ne gibi payı olduğunu bilemiyoruz. Ancak Çiçek o açıklamayı CNN Türk’e, Orgeneral Başbuğ’un 14 Nisan konuşmasındaki kısmi af çağrışımları yapan terörle mücadele bahsi  sorulduğunda yapmıştı.
Konu, Başbuğ’un şu cümlesi nedeniyle açılmıştı: “Devlet, dağ kadrosunun örgütten ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır.”
Çiçek, bunun üzerine konunun MGK’da karşılıklı tartışılmasını istemiştir.
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer. AK Parti 2002’de seçimi kazanıp tek başına iktidar olduğunda ve önünde bir yasa buldu. Bu, Bülent Ecevit’in kırılgan koalisyon hükümeti döneminde hukuki yapısı şekillendirilmiş ve ‘Eve dönüş’ adı takılmış
bir dağdan indirme girişimiydi aslında.
Girişim başlangıcında Genelkurmay ve MİT katkılarıyla gerçekten (PKK’nın aktif üst yönetimi dışında) kısmi af uygulamasına el verecek bir taslaktı. Ne zaman ki İçişleri ve Adalet bakanlıklarının kademelerine girdi, ne zaman ki Meclis’in doludizgin seçime giden ortamına geldi, tanınmaz bir hal aldı. Ve daha önce altı kere çıkarılıp hiç bir işe yaramamış bir başka pişmanlık yasasına dönüştü. Mevcut Türk Ceza Kanunu’nda 221’inci madde olarak yazılı bu yasa, cezaevindeki PKK’lıların birer dilekçe verip cezalarını indirtmeleri nedeniyle muhalefet tarafından hâlâ ‘dağa dönüş’ yasası olarak eleştiriliyor.
Hükümet bir daha aynı çarka düşmek istemiyor. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin bu nedenle -Çiçek’in açıklamaları ardından- ‘221’de değişiklik planlamıyoruz’ açıklamasını yapmak ihtiyacı hissediyor.
Ama aslında Başbuğ’un açıklamasına dikkatli bakınca ‘mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi uygulanmasını sağlayacak’ düzenlemeler talep ettiği de saptanabiliyor.
İstenen nedir? Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı arasında, İlker Başbuğ’un görevi devralması ardından -dışarıdan baktığımızda- gayet iyi işlediği varsayılan diyalog, son dönemde seçim nedeniyle kesintiye mi uğramıştır ki, Başbuğ böyle bir kamuya açık arzuhal ile talep dile getirmiştir? O nedenle mi Çiçek bu konuları kamuya açık görüşmek yerine MGK’da karşılıklı görüşmeyi talep etmiştir? Bunlar cevap arayan sorular.
Ancak Orgeneral Başbuğ’un basın toplantısı düzenleyeceği 29 Nisan’a dek başka gelişmeler de var takvimde. Örneğin, geçen hafta Başbakan Erdoğan’ın seçim sonrası tatili nedeniyle gerçekleşemeyen Başbuğ ile yüz yüze görüşmesi bu arada yapılabilir. Erdoğan’ın pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısında kriz ve istihdam sorunu dışında bu konuyu da tartışmaya açıp açmayacağı da bilinmiyor. Ama en azından 23 Nisan Egemenlik Bayramı temasları, yetkililerin birbiriyle konuşmalarına imkân veriyor. 24 Nisan’da ise, malum, gözler ABD’de olacak. ABD Başkanı Barack Obama’nın Ermeni soykırım iddiaları konusunda yapacağı konuşma, yalnızca Türk dış politikasını değil, iç politikayı da derinden etkileme gücüne sahip. Askeri kaynakların program yoğunluğu örneği olarak verdikleri 27 Nisan’da İstanbul’daki IDEF Savunma Fuarı etkinliğinin büyük resimde pek yeri var gibi görünmüyor.
MGK toplantısı Başbuğ’un konuşması ardından devlet katında yapılacak ilk değerlendirme de olacak. Ertesi günkü basın toplantısında Başbuğ’un söyleyecekleri o nedenle dikkatle izlenecek.  

Demirel: Cevabın zamanı gelecek
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik‘in daha sonra Ergenekon’dan tutuklanacak Profesör Mehmet Haberal’ı Esenboğa’dan uğurlamaya gitmesine gösterdiği ‘Enerjisini kendisine muhtıra verildiğinde şapkayı alıp kaçarken gösterseydi, tepkisi, Demirel’in moralini bozmak yerine düzeltmiş görünüyor. Dün telefonda “Genellikle her lafa cevap vermem” dedi; “Ama vakti saati gelince de hiçbir lafı cevapsız bırakmam”. Şimdilik bu kadar.